Adı yalan üzerine kurulu.
Sahtekâr bir gezginin haritasından adını almış iki kıta.
Kıtaların adını kendine atfetmiş, yerli halkın soykırımı üzerine kurulu topraklarının çoğunu satın alarak genişletmiş, iki yüz yaşında gencecik bir ülke.
Öyle olmasına öyle de, ben kimim bunları söyleyen.
Her ülkenin tarihi ancak kendi sırça köşklerinde yalan değil.
ABD, kuruluşunda emperyalizme karşı bağımsızlık savaşı vermiş, anayasasına “herkesin mutlu olma hakkı vardır” maddesini koymuş, yargı, yasama ve yürütmenin birbirini denetlemesi ilkeleri üzerine dünyaya örnek olmuş, 20. yüzyılda iki kez Avrupa’yı faşizmden kurtarmış. Sovyetler ve Çin’in yayılmasına ‘dur’ demiş.
Köprünün altından sular sel gibi akıyor.
Şimdi başkanları çıkmış ‘Amerika’yı tekrar muhteşem yapacağım’ lafıyla ülkesini dinamitliyor.
Geleceği bilemeyiz.
Tedirginim.
İlk covid felaketinin tehdidi karşısında ülkede siyasi kutuplaşmanın beklenmedik bedeli gündeme gelmişti. Sınırlı imkanlardan kimin yararlanacağı, nasıl bölüşülebileceği iktidara yakın kırmızı eyaletlerle mavi eyaletler arası “önce ben” diyen bölünmenin günlük yaşama yansıyan habercisi oldu. Hüsrana uğrayan darbe girişimi ve dört yıl aradan sonra Trump hareketinin yeniden iktidara oturmasıyla temel haklar devlet saldırısına uğramakta. Ülkede siyasal tercihler üzerine kurulu başlayan iç göç ABD topraklarının ideolojin sınırlarına göre bölünmesinin habercisi olabilir mi?
Birkaç gündür California’da başlayan protestolara karşı başkanın ulusal muhafızları ardından da yurt dışı operasyonlarda kullanılan deniz piyadelerini kendi halkına karşı seferber etmesiyle federal hükumet ile eyaletlerin ülke tarihinde az rastlanan bir çatışmaya gebe olması, ABD’nin parçalanmasına neden olabilir mi? California valisinin “Asker yollama!” demesine karşın, Trump’ın “Ben de sana para musluklarını keserim,” demesi, valinin de “Devlete vergi ödemem,” tepkisi durumun kritikliğine işaret ediyor. Gözler şimdi protestoların sıçradığı New York, Filadelfiya, San Francisco ve Austin’da. Ve Chicago gibi göçmenlerin yoğun olduğu şehirlerde patlama olasılığı yüksek protestolar ve Trump’ın da buraya asker yollamasında.

Ne olabileceği ülkenin bütünlüğü ve güçler ayrımı açısından hayra alamet değil.
Hayra alamet değil çünkü nisbi demokrasisi çoktan oligarşiye dönüşmüş ABD’nin bölünüp zayıflamasından keyifle ellerini ovuşturanlar, Avrupa’yla bir tür savaş halinde Putin Rusya’sıyla, hızla dünyada nüfuz alanını genişleten Xi’nin Çin’i gibi totaliter rejimler ve onları örnek alanlar.
Dünya kamuoyunun, parlamentonun ve devlet liderlerinin ABD’de olup bitene tepkisizliğinden, hatta “Oh olsun” demelerinden endişe duyuyorum. Dünya ABD’ye, ABD de Amerikalılara bırakılmayacak kadar önemli. Totaliter sistemlerinin dünyaya örnek olabileceği sanrısında palazlanan Çin’in emperyalist emelleri karşısında Trump “Amerikayı Tekrar Muhteşem Yapma sloganıyla” bindiği dalı kesmekle kalmıyor ülkesini de parçalarken 14 Haziran’da uçaklı, tanklı, resmi geçitli tarihin en büyük doğum günü kutlaması aymazlığında.


