Dünyada her gün kaç kez cinsel taciz ve tecavüz suçu işleniyor bilmiyoruz.
Ama tacizin hedefindeki kadının bir devlet başkanı olmasına, hem de bunun canlı yayın sırasında gerçekleşmesine herhalde ilk kez rastlanıyor.
Olay 4 Kasım’da Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum’un sokakta halkla sohbeti sırasında yaşandı.
Alkollü olduğu söylenen bir adam, Sheinbaum’u öpme ve sarılma girişiminde bulundu. O sırada Başkan’ın korumalarının yanında olmadığı, saldırganın çevredekiler tarafından durdurulduğu ve olaydan epey sonra göz altına alındığı bildiriliyor.
Alkollü olduğu söylenen bir adam, Sheinbaum’u öpme ve sarılma girişiminde bulundu
Bütün bunlarda bir şaşkınlık ve hazırlıksız yakalanma olduğu hissediliyor.
Aileden solcu olan feminist bir kadının, maço kültürünün ağır bastığı bir ülkede 2 Haziran 2024 tarihinde yapılan seçimleri kazanarak devlet başkanı olması da (üstelik oylamada ikinci olan rakibi de kadındı) muhtemelen pek çoklarına göre “olağan” bir gelişme değildi.
Bir bilim insanı olan Sheinbaum, 2007’de aralarında ABD eski Başkan Yardımcısı Albert Gore’un da olduğu yaklaşık 3 bin kişiyle birlikte iklim değişikliği konusundaki çalışmaları nedeniyle Nobel Ödülü kazanmıştı.
2018-2023 yıllarında Mexico City’nin Belediye Başkanı olan Sheinbaum, devlet başkanlığı süresinin altı yıllık tek dönemle sınırlı olduğu ülkede, birlikte çalıştığı Başkan López Obrador’un politikalarını sürdürme vaadiyle başkanlık seçimlerine katıldı ve kazandı.
1962 doğumlu Sheinbaum, 1 Ekim 2024’te, 200 yıllık Meksika tarihinin ilk kadın ve Yahudi kökenli başkanı olarak göreve başladı. Yasadışı örgütlerin ve uyuşturucu kartellerin cirit attığı ülkede, kadınlara yönelik taciz ve cinayetler de önemli sorunlar arasında yer alıyor.
Ama Meksika Devlet Başkanı, bu görevdeyken kendisinin de bir cinsel taciz saldırısına uğrayabileceğini düşünemiyordu. Sheinbaum “Bana bunu yapanlar sıradan kadınlara neler yapmaz!” diyerek kadınlara yönelik şiddete karşı ülke çapında bir kampanya başlattı.
Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum
Erkeklerin bitmeyen iktidar sorunu
Gözaltına alınan ve ismi henüz açıklanmayan saldırganla ilgili henüz elimizde pek bilgi yok. Çok net olmayan video görüntülerinde “ayık olmadığı” izlenimini veriyor. Ama içki içen herkes kadınlara yönelik cinsel suçlar işlemediği için alkolün bu gibi tiplerin yaptıklarını “iyi hal indirimi” ile önemsizleştirmemesi gerek.
Yukarıdaki son cümlede “bu gibi tipler” yazdım ya… Sonra düşündüm, acaba kim olabilir “bu gibi tipler”?
Belki de sandığımızdan çok daha fazlası… Bir başka deyişle, bu ve benzeri tavırlara asla yönelmeyeceğini garanti edebileceğimiz kaç erkeğin bulunduğu bile soru işaretleri yaratabilir.
Bu köşede iki yıl kadar önce “Canavarlığın ardından yorum: O sadece bir erkek başlıklı” bir yazı yazarak “Bir Skandalın Anatomisi” adlı diziden bahsetmiştim. O filmde görünüşte örnek bir koca ve baba olan bir İngiliz bakan mercek altındaydı.
Mutlu tablo, adamın iş yerinden bir kadının açtığı “tecavüz davası” sürecinde değişiyordu. Bu arada biz de erkeğin içindeki vahşi duyguları, seksteki “şiddet unsurunun” tartışmalı boyutlarını ve “kadının rızası” denilen şeyin ne olup ne olmadığını sorguluyorduk.
Ve yıllar içinde aslında çok da büyümeyen “oğlan çocuklarının” hayatında şiddet, oyun ve iktidar kavramlarının nasıl bir yer tuttuğunu…
Bakanın karısı, eşinin yaptıklarının acımasız ve küstah şeyler olup olmadığını, evlerinde çalışan Rus hizmetçiye soruyordu. Aldığı cevap çok kısa ve son derece düşündürücüydü:
“O sadece bir erkek!..”
Yani doğası gereği içinde bir “canavar” taşıyan, fırsatını bulduğunda ve kendini kontrol edemediğinde, korkunç dürtülerini ortaya çıkarabilecek bir yaratık… Hayatı boyunca iktidar çeşitleri arasında bocalayan bir tür…
Bush’un kızları çok mu seksiydi?
Aklıma geçmişten bir şey daha geliyor.
Yıllar önce ABD güvenlik güçleri, Irak diktatörü Saddam Hüseyin’in oğlu Uday’ın malikanesine yapılan baskında binlerce porno yayın, yüzlerce kadının telefon numarası, bir de içinde “Avrupa’da senin gibi erkek yok” cümlesi geçen mektup bulduklarını açıklamışlardı.
Uday’ın yatak odasının duvarını ise Amerikan lider Bush’un ikiz kızları Jenna ve Barbara’nın fotoğrafları süslüyordu.
Onlar dünyanın en güzel veya seksi kızları oldukları için mi? Elbette hayır.
Ama “Saddam’ın oğlu” illaki “Bush’un kızları”nı istiyor; çarpık seksi özlemlerini, siyasi ve askerî realitelerle bulamaç yapıp kendine böyle bir cinsel fantezi sunuyordu.
Ya Türk erkekleri? Onların duvarlarını ve hayallerini süsleyen kadınlar kimler?
Çoğumuz Sheinbaum’un adını yeni duyduk. Ama 48 yaşındaki İtalya Başbakanı Giorgia Meloni çoktandır birçok sosyal medya paylaşımının kahramanı. Eminim, erkek sohbetlerine konu olan bu türden yerli ve yabancı çok kadın vardır.
Ülkemizde taciz, tecavüz, “namus cinayeti”, ensest vakalarının haber olmadığı tek bir gün yaşanmıyor. Öte yandan medyamız “kim, kimi, nasıl?..” dedikodularıyla çalkalanıyor. Tahrik edici kıvrımları ve gölgelenmiş şehvet gizemlerini sergileyen “haber görselleri” de cabası…
Giderek sıkışan bir mengenenin içine hapsolmuş zavallı yurdum erkeğine ise, “sabır-hayal-patlama” üçgeninde sinirli voltalar atmak düşüyor...
Bizim memlekette erkekler hep “silahlı” dolaşıyor. Silahları cinsellikleri. O silahı koruma ve hakkıyla kullanma kaygısı bazen hayatı zindan ediyor onlara.
Bizim memlekette erkekler hep açlık çeken cinselliklerini her alanda sınamayı düşlüyor. Yalnızca zor erişilir bir keyif aracı değil cinsellik. Bazen bir cezalandırma biçimi. Düşmanına ve düşmanının dişisine “kötülük yapma” güdüsü bu çarpık cezalandırma anlayışından doğuyor.
Bizim memlekette erkekler güçsüz ve kırılgan. Bunu belli etmemek için sert yüz hatlarıyla dolaşıp şiddeti hep el altında tutuyorlar. Cesaretleri hep “kanıtlanmak” istiyor. Korkularını bastırmak için korkutuyorlar.
Bizim memlekette erkekler bir türlü gideremedikleri cinsel iştahlarını yatıştırmak için düşlerini saldırganlığa mahkûm ediyorlar. Zengin fantezileri sanata, spora, politikaya taşıyor. Nice büyük zaferler kazanıyorlar bu fantezilerde.
Gerçek hayattaki zaferleri ise acınacak kadar az...


