Açık konuşacağım; ikinci Avrupa randevusu öncesinde Galatasaray dünkü karşılaşmaya kadar fazla umut veriyor değildi. Ancak dün tempo ve oyun yapısı itibariyle beklenmeyen bir sıçrama yaptı Galatasaray.
Ben maç analizinde bu sıçramayı ele alacağım ve bunun nedenlerini ortaya çıkarmaya çalışacağım. İlk ele alacağım konu Galatasaray’ın yenilenen tandemi olacak. Bu başlık altında eski tandemin Galatasaray’ın oyun yapısındaki etkilerden söz ettikten sonra yeni tandemin Galatasaray’ın hücum yapısını nasıl etkilediğini birkaç örnek üzerinden ortaya koymaya gayret edeceğim.
Bunun dışında ele alacağım bir diğer konu Galatasaray’ın hücum yapısındaki değişim olacak. Bu başlığı iki bölümde tartışacağım. İlk bölümde Aktürkoğlu-Icardi etkisinin takım içinde başat model hale gelmesinin Galatasaray’ın oyun yapısı üzerindeki kısırlaştırıcı etkisinden söz edeceğim. İkinci bölümde ise Wilfried Zaha’nın Galatasaray’ın hücum yapısını nasıl değiştirdiğini göstermeye çalışacağım. Başlıyorum.
Nelsson-Bardakcı tandemi
Galatasaray geçen sezon takım savunması sayesinde şampiyon olurken bunda etken olan unsurlar arasında Victor Nelsson - Abdülkerim Bardakcı stoper hattı da vardı. Hatta bu ikili Galatasaray’a şampiyonluğu getiren tandem olarak ele alınıyordu. Ancak ben bu ikilinin Galatasaraylılarca mistifiye edildiği görüşündeyim, özellikle de Nelsson’un. Çünkü okurlar hatırlayacaktır Galatasaray’ın oynamak istediği oyun yapısında Nelsson’un yavaşlığı nedeniyle açtığı gediklerden arada bir bahsediyordum yazılarda.
Neydi bu Nelsson’un açtığı gedikler? İlk olarak Nelsson yavaş bir stoper olduğu için bu açığının ortaya çıkmaması için ön bölgeye fazla gitmiyordu. Bu da Galatasaray’ın yaptığı ön alan baskısı sırasındaki eşleşmelerde rakip takıma baskıyı kırabilmek için fırsat pencereleri açıyordu.
Söylemeye çalıştığım şey şu: Galatasaray’ın en temel özelliklerinden birisi ön alan baskısı. Bu ise ancak Galatasaraylı 10 oyuncunun sahanının neresinde olursa olsun rakip 10 futbolcuya top merkezli olarak yakın baskı yapmasıyla mümkün. Bu eşleşmelerde Bardakcı genellikle rakibin ofansif orta saha oyuncusuyla (10 numara) eşleşirken, Nelsson’un payına da rakip santrforlar düşüyordu. (Ya da tam tersi.) Ancak Nelsson hızlı olmadığını bildiği için rakip santrforu yakından marke etmekten imtina ediyor, bu da Galatasaray’ın rakiplerine marke edilmeyen bu oyuncu üzerinden pas bağlantısı sağlama imkânı veriyordu. Rakipleri böylece zaman zaman Galatasaray’ın ön alan baskısını kırabiliyorlardı. (Bu dediğim sadece Nelsson için geçerli değil, Bardakcı için de kısmen geçerli.)
Sánchez transferi ve Melo Torreira örneği
Okan Buruk işte tam da bu nedenle Davinson Sánchez’i transfer ettirdi. Zira hızlı ve atletik bir futbolcu olan Sánchez, bu fiziksel kalitesi sayesinde marke etmesi gereken rakip forvet oyuncusunu neredeyse rakip yarı sahasının ortasına kadar kovalayabiliyor. Buna Kaan Ayhan’ın da eşlik etmesi sayesinde Galatasaray takım boyunu kısaltabiliyor, böylece rakip yarı sahada yapılan baskı sırasında Galatasaraylı futbolcular arasındaki mesafeler azaldığı için topu kısa süre içinde yeniden kazanmak mümkün olabiliyor.
Bunu daha iyi anlatabilmek için 2011-2012 sürümü Galatasaray’ı örnek verebilirim. O Galatasaray’ı rakiplerine çok iyi baskı yapan bir takım olarak hatırlıyoruz. Bunu sağlayan iki ana figür vardı, birisi Tomas Ujfalusi, diğeri ise Johan Elmander. Hızlı bir stoper olan Ujfalusi iki elini yana açarak defans çizgisini ileriye çıkarır, Elmander liderliğinde ön alanda yapılan baskı sayesinde de Galatasaray’ın dört merkez oyuncusu (Selçuk İnan, Felipe Melo, Engin Baytar ve Emre Çolak) kısa süre içinde topu geri kazanırdı.
Takım mesafesinin Ujfalusi ve Elmander’in belirlediği Galatasaray’ın yaptığı baskının sembol ismi ise Melo’ydu. Çünkü rakibe yapılan üçlü-dörtlü baskı sonrasında topu kazanan isim genellikle o oluyordu.
(Aynı mekanik aslında bugün de Lucas Torreira için işliyor. Takım boyunun çok kısa olduğu, saha yerleşiminde futbolcular arasındaki mesafelerin (spacing) iyi ayarlanması sayesinde Lucas Torreira’nın neredeyse her seken topu takımına geri kazandırdığını gördük Ankaragücü karşısında. Nitekim Opta verilerine göre Torreira Ankaragücü maçında 15 sahipsiz top ve sekiz ikili mücadele kazandı, üç top kaptı, iki de pas arası yaptı.[1] Bu istatistik, 2020 Mayıs ayından itibaren bir Galatasaraylı futbolcunun ulaştığı en yüksek değerlere karşılık geliyor ve bunun dünkü maçta ortaya çıkması yukarıda anlatmaya çalıştığım süreçler nedeniyle bir sürpriz değil. Ancak tam burada Galatasaray’ın yine Opta verilerine göre maç boyunca toplam 66 kez sahipsiz top kazandığını da söylemek doğru olacaktır. Yani burada sadece özel bir durum değil, bir takım davranışının yol açtığı bir sonuç görüyoruz. )
İşin özü, 2011-2012 model Galatasaray’da Ujfalusi’nin üstlendiği görevi 2023-2024 sezonunda Sánchez’in yerine getireceği görülüyor.
Asla geriye bakma
Nelsson-Bardakcı tandem hattının yol açtığı bir diğer sorun da birçok pozisyonda takımı ileri itmek yerine yüzlerini Fernando Muslera’ya dönmeleriydi. Bu nedenle bazı pozisyonlarda oyun kurma görevini ister istemez Muslera üstlenmek zorunda kalıyor, arada yaptığı pas hataları Uruguaylı kaleciyi linç kültürünün öznesi haline getiriyordu.
Sánchez-Ayhan tandeminin getirdiği bir fayda da bu oldu. Çok zorda kalmayınca geri dönmeyi aklından geçirmeyen, önündeki stoper boşluğunu neredeyse her seferinde kat ederek dikine pas atmayı seven iki stoperi var artık Galatasaray’ın.
Takımı ileriye itme
Buraya Sánchez’in Galatasaray’ı ileriye itmesiyle ilgili tek örnek alıyorum.
Dakika 28,08. Galatasaray kendi yarı sahasında Angeliño’yla taç kullanıyor. Torreira ve Kaan Ayhan üzerinden bu top Sánchez’e geliyor. Sánchez önündeki boş alanı topla kat ettikten sonra iki rakip blok arasında kendisini gösteren Kerem Demirbay’a dikine bir pas atıyor (aşağıdaki fotoğraf).
Sánchez’in (kırmızı daire içinde) Ankaragücü’nün orta sahasını oyundan düşürdüğü dikine pasa bakıyoruz. Bu dikine pas sayesinde topla buluşan Demirbay (dikdörtgen içinde) rakibin iki bloku arasında boş durumda kaldı.
(Kaynak )
(Meraklısı için not: Eğer Demirbay topla hızlı biçimde 180 derece dönerek yüzünü rakip kaleye çevirme yeteneğine sahip olabilseydi Tanguy Ndombélé veya Younes Belhanda gibi, bu pas sayesinde Galatasaray 5’e 4 sayısal üstünlükle hızlı bir hücuma çıkabilirdi. Ancak Demirbay burada beyaz daire içindeki Sacha Boey’ye oynamayı tercih ederek temponun artmasının önüne geçti.)
Kaan Ayhan faktörü
Elbette Galatasaray’da değişen en önemli parçalardan birisi de Kaan Ayhan oldu. Çoğu futbolsever Okan Buruk’un Abdülkerim Bardakcı’yı dinlendirmek için Kaan Ayhan’ı oynattığını düşünüyor olabilir. Ben o düşüncede değilim. Çünkü kanımca Okan Buruk Kaan Ayhan ile Bardakcı arasında kategorik olarak çok önemli bir fark olduğu görüşünde.
Bardakcı temelde öne doğru oynamayı seven bir stoper. Bunu sık sık ileriye çıkarak ve ileri uzun top göndererek gösteriyor bize. Kaan Ayhan da aynı yapıda bir stoper, ancak Bardakcı’yla arasındaki belirgin fark, ayağının ve oyun görüşünün (vizyon) çok iyi olması ve uzun oynarken bile nadiren top kaybına neden olması. (Bu dediğim Sánchez için de geçerli tabii.)
Buraya Kaan Ayhan’ın da tıpkı Sánchez gibi Galatasaray’ı nasıl öne ittiğiyle ilgili tek örnek alacağım.
Dakika 4,52. Galatasaray geriden oyun kuruyor. Sánchez’in pas verdiği Kaan Ayhan önce kendi sağına gidecek gibi yapıp birden geri dönüyor ve üzerine gelen Riad Bajiç’ten kurtuluyor. Yaklaşık beş metre top sürdükten sonra da iki kişi arasından sol çizgideki Kerem Aktürkoğlu’na çok güzel bir pas veriyor (aşağıdaki fotoğraf).
Maçın hemen başında Kaan Ayhan’ın (daire içinde) Ankaragücü orta sahasını oyundan düşürdüğü dikine pasa bakıyoruz. Bu pas sayesinde topla buluşan Aktürkoğlu (dikdörtgen içinde) Galatasaray’ı hızlı hücuma çıkarıyor. (Kaynak)
Aktürkoğlu soldan topla ilerleyip kale çizgisine paralel biçimde yerden sert bir orta yapıyor. Bu topa Ankaragücü’nün sol beki Matej Hanousek dokunuyor, ama kontrol edemiyor. Seken topa Tetê iyi vuramıyor.
Toplam fayda
Toparlayacak olursam; Sánchez ve Kaan Ayhan’dan oluşan Galatasaray tandemi, takım adına zincirleme şu faydaların üretilmesine ön ayak oluyorlar:
-Top kaybının azalması.
-Bu sayede takımın geriye daha az koşmak zorunda kalması.
-Takım boyunun kısalması (bunu gösteren fotoğraf hemen aşağıda).
-Bunun sonucunda futbolcular arasındaki mesafelerin daralması (dar spacing).
-Topun kaybedilmesine daha kısa sürede tepki verme.
-Yapılan ikili-üçlü baskılar sayesinde topun kısa sürede yeniden kazanılması.
Galatasaray’ın stoper hattını ileri sürmesi sayesinde takım boyunu nasıl kısalttığına bakıyoruz. Takımın boyu yaklaşık 22 metre. Fotoğrafta kaleci Muslera dışında kadraj dışında kalan tek Galatasaraylı oyuncu Kaan Ayhan. (Kaynak)
Riskler
Elbette Galatasaray’ın tandem hattını ileriye sürmesinin yol açtığı bazı riskler de var. Bu risklerin başında hızlı hücum geçişi yeme var. Ki dün Ankaragücü böylesi bir hücum üzerinden buldu golünü. Şimdi bu gol üzerinden risklere ve yapılan hatalara yakından bakalım.
Dakika 47,23. Ankaragüçlü Atakan Çankaya’nın uzaklaştırdığı topu Sánchez orta saha civarında kontrol edip merkezdeki Torreira’ya oynuyor, o da Kaan Ayhan’a. Kaan Ayhan’ın önünde boş bir alan var. Ayhan da önündeki bu boş alanı kat ederek üçüncü bölge başında topu Demirbay’a teslim ediyor, ardından da, muhtemelen bir bağlantı oyununda yer almak veya ortaya kafa vurmak amacıyla için rakip ceza sahasına doğru koşusunu sürdürüyor (aşağıdaki fotoğraf).
Ankaragücü’nün attığı golün 13 saniye öncesine bakıyoruz. Burada görüldüğü gibi kırmızı daire içindeki Kaan Ayhan kırmızı dikdörtgen içindeki Kerem Demirbay’a pasını vermiş durumda ve ileriye doğru koşuyor. Ancak siyah dikdörtgen içindeki Morutan birazdan basarak topu Demirbay’dan kapacak. Sonrasında top büyük siyah daire içinde tek başına görünen Efkan Bekiroğlu’na iletilecek, o da golü atacak olan Cephas’ı kaçıracak. (Kaynak)
Ancak Demirbay burada Morutan’a topu teslim ediyor. Morutan da topu Matej Hanoucek’e veriyor. Top tek paslar üzerinden önce Djokanoviç’e, ardından da Efkan Bekiroğlu’na geliyor. Galatasaray’da bu an, futbolcular arasındaki mesafeler artmış durumda. Zira hem Sánchez, hem de Torreira Bekiroğlu’na yakın değiller. Bu sırada Boey de olay yerinin uzağında. Yukarıdaki fotoğrafta da görüldüğü gibi etrafında hiçbir Galatasaraylı futbolcu bulunmayan Bekiroğlu Sánchez’i ekarte ettikten sonra Torreira ve Sánchez’in arasından Renaldo Cephas’ı kaçırıyor (aşağıdaki fotoğraf).
Ankaragücü’nün attığı golün 6 saniye öncesine bakıyoruz. Burada görüldüğü gibi siyah daire içindeki Efkan Bekiroğlu Sánchez ve Torreira’ya rağmen siyah dikdörtgen içindeki Cephas’ı kaçırıyor. Top kaybı yaparak Galatasaray’ın hızlı hücum geçişi yemesine neden olan Demirbay (kırmızı daire içinde) en ileride olayları izliyor. (Kaynak)
Böylece 2’ye 1 sayısal çoğunlukla Ankaragücü hücumu başlıyor. Atlet bir forvet olan Cephas, Boey’ye yakalanmadan Galatasaray ceza sahasına girip Muslera’nın solundan golünü atıyor.
Demirbay ve Sánchez’in kusurları
Burada golün yenmesinde kusurları olan oyuncular sırasıyla Kerem Demirbay ve Sánchez. Demirbay’ın buradaki kusuru Kaan Ayhan’ın ileriye çıktığını görmesine rağmen topun değerini bilmemesi ve topu Morutan’a kaybetmesi. (Kanımca Ankaragücü teknik direktörü Tolunay Kafkas Morutan’a Demirbay’a basması görevi vermiş olmalı. Çünkü Morutan bunun dışında bir kez daha Demirbay’dan top çaldı.)
Sánchez’in kusuru ise (daha önce Nelsson’un sık sık yaptığı gibi) Galatasaray hücumu başında Ankaragücü’nün ofansif orta saha oyuncusu Efkan Bekiroğlu’nu yakından marke etmemesi. Eğer bunu yapmış olsaydı Ankaragücü’nün hızlı karşı hücumunu önlemiş olabilirdi.
Şimdi geldik yazının ikinci bölümüne.
Icardi-Aktürkoğlu ağırlıklı hücum yapısı
Bu maça kadar Galatasaray’ın neredeyse bütün maçlarına damga vuran ikili Aktürkoğlu ile Icardi olmuştu. Nitekim Ankaragücü maçına kadar Galatasaray’ın ligde attığı 12 golden 10’u Icardi-Aktürkoğlu ikilisinden gelmişti. Ayrıca Icardi’nin attığı yedi golün üçünün asistini de Aktürkoğlu yapmıştı. Bu anlamda Galatasaray’ın hücum yapısında bir monokültür (belirli bir bölgede sadece bir bitki türünün yaygın olarak üretilmesi) bulunduğundan, bunun da hücum çeşitliliğini kısıtladığından söz etmek yanlış olmayacaktır.
Bunu biraz açmak istiyorum. Dünkü maça kadar Galatasaray’da temelde Tetê sağ kanat forvet, Dries Mertens ve Hakim Ziyech ofansif orta saha, Aktürkoğlu da sol kanat forvet rollerini üstlendiler, Icardi de santrfor.
Ancak bu yapı içinde Galatasaray’da önemli bir sorun olduğunu gördük. O da lig maçlarında temelde Icardi ve Aktürkoğlu dışında kalan diğer oyuncularının (orta saha futbolcuları ve bekler) skor üretiminde ortada görünmemeleri. Örneğin Galatasaray orta sahasında bugüne dek gerçek anlamda skor katkısı sunan tek isim Trabzonspor maçındaki bir asistle Kaan Ayhan oldu. Diğer orta saha oyuncularının gerçek anlamda skor katkısı yok henüz, keza beklerin de (tabii burada Sacha Boey’nin dün attığı golü dışarıda tutuyorum.) Bu hücum yapısının Galatasaray’ı rakipleri açısından oldukça öngörülebilir bir takım yaptığı çok açık.
Zaha’nın rolü
Okan Buruk’un elinde Galatasaray’ın hücum formasyonunu değiştirebilecek çok oyuncu yok. Hatta şimdilik sadece iki oyuncu var diyebiliriz; Zaha ve Ziyech.
Dün ilk kez 11’de maça başlayan Zaha’nın Galatasaray’ın hücum yapısını radikal biçimde değiştirdiğine şahit olduk. Zaha’nın varlığı iki şeyi tetikledi.
İlk olarak futbol bilgisi ve kariyeri itibariyle çok güçlü bir futbolcu profili koydu sahaya, İngiltere ligi standardlarından bölümler izletti. Böylece Galatasaray’ın daha kolektif ve daha paylaşımcı bir futbol oynamasını sağladı. Zaha’nın yarattığı bu etkiyi, düne kadar yoğun biçimde eleştirilen Angeliño’nun Galatasaray hücum ve savunmasında oynadığı kritik rolden de anlayabiliyoruz. Bir anlamda Zaha’nin Angeliño’yu hayata döndürdiğinden söz edebiliriz.
İkinci olarak Zaha o güçlü ve karizmatik yapısıyla Aktürkoğlu’nun yörüngesini Icardi’den ayırarak, onu takım oyununa, özellikle de sol kanada yöneltti.
Sağa kırılan merkez oyuncusu
Sonuncudan başlıyorum. Dünkü maça kadar Galatasaray’da santrfor arkasında yer alan ofansif orta saha futbolcuları (Mertens ve Ziyech) genelde sağa kırılarak oynuyorlardı. (Burada Ziyech’in Başakşehir FK karşısında sanki bir sağ iç oyuncusu gibi oynamasını, ya da Mertens’in Gaziantep FK maçında sağ kanada kırılmasını ve Samsunspor karşılaşmasında sağ kanada devrilerek Kerem Aktürkoğlu’na yaptığı asistleri hatırlayabiliriz.)
Dün Zaha’nın sol kanada geçmesiyle merkezdeki ofansif orta saha rolünü Aktürkoğlu üstlendi. Ancak Aktürkoğlu beklenenin aksine sağa değil sola kırılarak oynadı. (Çoğu futbolsever Aktürkoğlu’nun Galatasaray’ın sağ kanadını Mertens gibi işletmemesi nedeniyle onu dünkü maçta başarısız görebilirler, ancak Aktürkoğlu kanımca dün Zaha’yla birlikte Galatasaray’ın hücumdaki en iyi ismiydi. Dün sol kanatta Zaha’yla aşırı uyumlu bir Aktürkoğlu portresi izledik.)
Bu görüşümü üç örnekle kanıtlamaya çalışacağım.
İlk örnek; dakika 9,55. Taç atışında Angeliño Kaan Ayhan’a oynuyor, o da önündeki Torreira’ya. Torreira dikine Zaha’yı görüyor, Zaha da topu gelişine yanındaki Aktürkoğlu’na aktarıyor. Aktürkoğlu ise soldan bindiren Angeliño’nun koşusunu ödüllendiriyor (aşağıdaki fotoğraf).
Galatasaray sol kanattan Aktürkoğlu (daire içinde), Zaha (en soldaki) ve Angeliño (dikdörtgen içinde) üzerinden hücum yapıyor. Aktürkoğlu burada Zaha’nın verdiği pası öne koşu gösteren Angeliño’ya aktarıyor. (Kaynak)
Bu hücumda Angeliño’nun ceza sahasına ortaladığı topu Tetê göğsüyle kontrol ettikten sonra vurmak isteyecek, ancak önü kapalı olduğu için topuk pasıyla Boey’yi kaçıracak.
İkinci örnek, dakika 57,53. Ankaragücü hücumunu kesen Galatasaray’da Torreira topu orta yuvarlakta bulunan Aktürkoğlu’na oynuyor. Aktürkoğlu da soldaki Zaha’yı görüyor. Zaha merkeze kayıyor ve sağdan ceza sahasına giren Tetê’yi kaleciyle karşı karşıya bırakıyor (aşağıdaki fotoğraf).
Galatasaray’ın maç boyunca ürettiği en tehlikeli pozisyonlardan birisine bakıyoruz. Daire içindeki Zaha, Aktürkoğlu’ndan topu aldıktan sonra merkeze kayarak sağ kanattan ceza sahasına bomboş durumda sızan Tetê’ye kilit pas atıyor. Burada dikdörtgen içinde görünen Aktürkoğlu’nun Zaha’ya pas verdikten sonra ceza sahasına girmesi çok değerli. (Kaynak)
Tetê kaleciden sıyrılıp vuruyor, ancak topu dışarı atıyor. Halbuki paralelde Icardi’yi görse boş kaleye gol atabilirdi Galatasaray (aşağıdaki fotoğraf).
Zaha’nın kilit pası sayesinde kaleciyle karşı karşıya kalan Tetê (daire içinde) burada Icardi’nin (dikdörtgen içinde) boş olduğunun farkında bile değil. Bunu görmüş olsa, gol atması için topu Icardi’nin önüne yuvarlamış olacaktı. (Kaynak)
Üçüncü örnek, dakika 58,13. Ankaragücü’nün taç atışında topu Sánchez kontrol ediyor ve merkezde önde bulunan Torreira’ya oynuyor, o da orta saha dairesi içinde bulunan Aktürkoğlu’na. Aktürkoğlu topu kontrol edip sol bek Angeliño’yu görüyor. Bu ikili bir daha kez paslaşıyorlar. Ardından Aktürkoğlu verdiği topuk pası sayesinde Angeliño’nun rakip orta saha blokunu arkasında bırakmasını sağlıyor. Angeliño biraz ilerledikten sonra topu yine soldaki Aktürkoğlu’nu veriyor. Onun ceza sahasına yaptığı ortada Icardi’nin yakın mesafeden yaptığı kafa vuruşunu Ankaragücü kalecisi Bahadır Güngördü çıkarıyor.
Icardi’nin kaçırdığı gol pozisyonlarından birisine bakıyoruz. Daire içindeki Icardi, Aktürkoğlu’nun ortasına kafasını vurmuş durumda. Ancak bu top Ankaragücü kalecisi Bahadır Gündoğdu’dan geri dönecek. (Kaynak)
Buraya elbette almadığım başka Aktürkoğlu örnekleri de var. Dolayısıyla görüldüğü gibi Aktürkoğlu’nu sağda kanatta yapmadığı işler üzerinden değil, sol kanatta Zaha ve Angeliño işbirliği üzerinden yaptığı faydalı işler üzerinden değerlendirmeliyiz. Kanımca Zaha Aktürkoğlu’nu Icardi’nin yörüngesinden kopararak Galatasaray adına önemli bir adım atmış oldu. Bundan sonraki süreçte kanımca ağırlıklı olarak Icardi’yi beslemeye çalışan değil, tüm takımı beslemeye çalışan daha paylaşımcı ve kolektivist bir Aktürkoğlu portresi izleyeceğiz.
EPL modeli forvet
Yeniden Zaha’nın Galatasaray’da tetiklediği ilk önemli şeye dönmek istiyorum. Sanırım Zaha üzerinden şunu demek çok yanlış olmaz: Zaha Galatasaray’ı, kendi pozisyonunu hazırlayan, o an için en doğru şey ne ise bunu uygulayan EPL (English Premier League -Prömiyer Lig) modeli forvet tipolojisiyle tanıştırdı. Bir anlamda Galatasaray’a ve Türkiye’ye yüksek EPL standardını getirdi.
Bunu göstermek için tek örnek yeterli; attığı gol.
Dakika 55,03. Üçüncü bölge başında Angeliño taç atışını kendisine yaklaşan Aktürkoğlu’na kullanıyor, ardından da topu geri alıyor ve ceza sahası köşesinde bekleyen Zaha’yı görüyor (aşağıdaki fotoğraf).
Galatasaray’ın ilk golünün iki saniye öncesinde Ankaragücü ceza sahasına bakıyoruz. Daire içinde görülen Zaha, Atakan Çankaya’dan kurtulduktan sonra merkeze ilerleyecek ve sağ ayağından çok güçlü bir şut çıkaracak. (Kaynak)
Ardından topu güzel bir hareketle Atakan Çankaya’dan kurtardıktan sonra merkeze doğru ilerliyor ve sağ ayağından saatte 124 kilometre hıza sahip bir şut çıkarıyor. Ne var ki bu şuta karşı o ana kadar kalesini cansiperane koruyan Ankaragücü kalecisinin yapabileceği hiçbir şey yok.
Bu golde sol kanatta rol alan üç oyuncunun (Angeliño, Aktürkoğlu ve Zaha) işbirliğinin dışında iki şey dikkati çekiyor. İlki golü, dribling üzeri şut atan basketbol oyuncusu gibi Zaha’nın bizzat kendisinin yaratması. Zaha’nın bu yetenek sürüşü, çoğu takımın geriye yaslanarak karşılayacağı Galatasaray için çok değerli. İkincisi hemen her pozisyonda olduğu gibi Demirbay bu pozisyonda da ceza sahası içindeydi. Icardi ve Tetê’nin de ceza sahası içinde bulunması nedeniyle Ankaragücü’nden sadece bir savunma oyuncusu, Mert Çetin Zaha’yı karşılamak zorunda kaldı. Ama onun bu çabası gole engel olamadı.
Sonuç
Galatasaray Ankaragücü karşısında tempo ve fizik kalite olarak büyük bir sıçrama yaptığı bir maç oynadı. Bu sıçramada Ankara ekibinin maçın ikinci yarısının başında öne geçmesi de rol oynadı. Böylece rakibini yakalamak ve alt etmek için ilk yarıdaki temposunu ikinci yarıda da devam ettirmek zorunda kalan Galatasaray, skor olarak düşük, hücum istatistikleri anlamında ise oldukça yükseldiği bir maçı arkasında bıraktı. Bu açıdan dünkü maç, salı günü Old Trafford’da oynanacak Manchester United karşılaşması öncesinde yapılan son kostümlü prova gibiydi. Salı günü Old Trafford’da her türlü sonucu görebiliriz; bu önemli değil. Önemli olan Avrupa sahnesinde eski günlerde olduğu gibi, “olmak, ya da olmamak” diyen bir Galatasaray görmek.


