Geri sayım
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Geri sayım

Galatasaray fiilen zorlanması beklenen İstanbulspor maçını her ne kadar ikinci golü karşılaşmasının sonunda bulsa da, kalesinde ciddi bir tehlike yaşamadan aştı. Tıpkı Başakşehir karşılaşmasında olduğu gibi… Galatasaray çift karakterli bir takım gibi; her ne kadar hücum istatistiklerinde çok iyi görünmesine rağmen maçlarını hücum yoğunluğu ve zenginliği üzerinden değil takım savunmasıyla kazanıyor

Galatasaray Başakşehir'den sonra İstanbulspor'u da çok zorlanmadan aştı. Bunda oyunun hem savunma, hem de hücum yönünü iyi oynaması birincil etken oldu. Bu yazıda Galatasaray'ın fizik kalite, takım savunması ve hücum çeşitliliğiyle sahada nasıl fark yarattığını ele alırken, nasıl olup da maçları koparamadığını da tartışmaya çalışacağım.

Fizik kalite testi

İstanbulspor ligin en dirençli takımlarından birisi. Özellikle maçların son bölümlerinde ayakta kalması sayesinde önemli puanlar kazandı bugüne dek. (Burada ligin ilk yarısında 2-0 geriden gelerek beraberlik çıkardığı Beşiktaş ile birkaç hafta önce 2-0 ve 3-2 geriden gelerek gollü beraberlik çıkardığı Fenerbahçe maçlarını hatırlayabiliriz.) Ligin ilk yarısındaki maçta da Galatasaray karşısında 2-0 geriye düşmesine karşın ikinci yarıda 2-1'i bulmuş ve devamında rakibine ciddi zorluk çıkarmıştı.

Ancak dün tam tersi bir tablo yaşandı. Galatasaray oyuna girmesinden altı dakika sonra kırmızı kart gören Nicolò Zaniolo yüzünden 10 kişi kalmasına rağmen, fizik üstünlüğü sayesinde rakibini 10 kişi kalmış, kendisini de 11 futbolcuyla oynuyormuş gibi gösterdi. 10 kişi oynarken bir gol kaçırdı, sonra da maçı koparan golü attı. Ve Galatasaray yaklaşık 20 dakika 10 kişi oynadığı bölümde rakibine sadece üç kez şut atma fırsatı tanıdı.

Bu tabii Galatasaray'daki her futbolcunun fizik kalite açısından üst seviyede olduğu anlamına gelmiyor. Dries Mertens'in yaşı gereği fizik kalite bakımından Galatasaray ortalamasının altında kaldığı bu köşede sıkça ele alındı. Dün Mertens'e Léo Dubois'nın eşlik ettiği görüldü. Sacha Boey'nin cezalı olması nedeniyle ana pozisyonu olan sağ bekte ilk 11'e giren Dubois maç kondisyonu eksikliği nedeniyle ikinci yarıda oyundan düştü.

Dün tuhaf biçimde Okan Buruk en çok sağ kanatta değişiklik yaptı. Önce Milot Rashica yerine Zaniolo oyuna dahil oldu. Onun atılmasından sonra Buruk sağ kanatta yeni bir değişiklik daha yaptı ve Kaan Ayhan'la Barış Alper Yılmaz'ı sahaya sürdü. Maçı koparan hamle de, Ayhan ve Yılmaz'ın fizik kaliteleriyle oyuna damga vurmaları oldu aslında.

Bu bahsi şundan açtım. Genelde kışın fizik kalite olarak üstün performans gösteren takımların bahar aylarında yarışı sürdüremeyecek kadar yorgun düştükleri futbolda sıkça görülen ve savunulan bir şeydir. Karagümrük ve Beşiktaş karşısında kaybedilen beş puan ve bu iki maçta yenilen altı golden sonra genel beklenti oyununun deşifre edilmiş olması nedeniyle Galatasaray'ın yarıştan kopma noktasına geldiğiydi. Oysa takımı iyi takip eden gözler Galatasaray'da fizik kalite açısından bir aşınma olmadığını görüyorlardı. Olan şey Sergio Oliveira, Rashica ve Barış Alper Yılmaz gibi bazı oyuncuların ritimlerini kaybetmesiydi. İlk ikisinin ritim bozukluğu devam ediyor. Ancak Barış Alper Yılmaz kısa bir sürede bu ritimsizliği aştı.

Kısaca Okan Buruk'un takımı Başakşehir ve İstanbulspor karşılaşmalarında fizik olarak oldukça iyi durumda olduğunu bir kez daha göstererek ligin son dönemecine minimum beş puanlık farkla girmeyi başardı.

Buradan takım savunmasına geçebiliriz.

Takım savunması

Maçtan hemen sonra Sevgili Eray Sözen Twitter'dan bir bilgi paylaştı[1]. Buna göre Galatasaray tarihinde bir sezonda kalesini en çok gole kapatma rekoru Fernando Muslera'daydı. Uruguaylı kaleci bunu ilk sezonunda (2011-2012 sezonu) 16 maçta gol yemeyerek gerçekleştirmişti.

Muslera dün sezonun kalesini gole kapattığı 14'üncü maçını oynadı. Muslera eğer oynaması beklenen üç maçın ikisinde gol yememeyi başarırsa 2011-2012 sezonunda kırdığı rekoru egale edecek. Gol yememeyi geride kalan bu üç maçta da başarırsa kariyer rekorunu kıracak.

Ancak bu sezon durum biraz farklı. Zira Muslera gol yememesini yaptığı kurtarışlara değil, temelde Galatasaray'ın takım savunmasının rakiplerine gol fırsatı vermemesine borçlu. (Geçen haftaki yazıda Galatasaray'ın takım savunması uzun uzun anlatılmıştı.) Galatasaray geçen hafta Başakşehir'e ceza sahası içinden şut çekme fırsatı vermemişti. Galatasaray dün İstanbulspor'a ceza sahası içinden sadece tek bir şut çekme fırsatı verdi.

Buna ek olarak İstanbulspor maç boyunca Galatasaray kalesini bulan tek şut çekebildi. O da dakika 58,44'te Kâzımcan Karataş'ın orta sahada kaptırdığı top sonrasında Onur Ergün'ün Muslera'nın önde olduğu düşüncesiyle çok uzaklardan kaleyi yoklamasıyla. Muslera'nın bu şutu diziyle kontrol etmesi, Galatasaray'ın takım savunmasının ne kadar yukarıda olduğunu bize çok açık biçimde gösteriyor.

Peki Galatasaray bunu nasıl sağlıyor? Her şeyden önce ön alanda yaptığı baskı ve rakibini etkili biçimde karşılamasıyla. Bunun dışında da takım ruhuyla. Öyle ki, hücuma çıkışlarda topun kaptırılması durumunda başta Mertens olmak üzere bütün futbolcular hızla geriye dönmeye çalışıyor. Bu, ligin son döneminde çok değerli ve önemli bir şey.

Bu konuda övgüyü hak eden en önemli isim ise Lucas Torreira. Büyük bir enerjiyle oynayan Torreira neredeyse tüm takım arkadaşlarının yaptığı savunmaya yardım getirerek topun Galatasaray'da kalmasını sağlayan başrol oyuncusu durumunda. Torreira dünkü çarpıcı istatistikleri aşağıda yer alıyor:

Torreira İstanbulspor maçında 14 ikili mücadelenin 10'unda rakiplerine üstünlük sağlarken maçı 14 sahipsiz top kazanma ve altı top kapmayla tamamladı. (Kaynak: www.beinsports.com.tr)

Takım savunmasının ardından Galatasaray'ın hücum karnesine geçebiliriz.

Galatasaray hücum yoğunluğu ve zenginliği bakısından ligin zirvesinde yer alıyor. Hücum yoğunluğundan kastım, Galatasaray'ın maç içinde sık sık rakip ceza sahası içine girmesi. (Galatasaraylı futbolcular İstanbulspor karşısında tam 51 kez rakip ceza sahası içinde topla buluştular. Türkiye liginde bu inanılmaz yüksek bir sayı.) Hücum zenginliğinden kastım ise Galatasaray'ın gerek ön alan baskısı, gerek klasik hücum setleri, gerekse de hızlı geçiş hücumlarıyla rakip kaleyi tehdit etmesi. Şimdi sırasıyla bunları ele alacağım.

Ön alan baskısı

Buraya üç örnek alacağım.

İlk örnek, dakika 6,01'deyiz. Geçen hafta da sık sık gördüğümüz gibi Galatasaray Kâzımcan Karataş'la uzun taç atışı kullanıyor. Mertens'e doğru oynanan bu atışı İstanbulspor'un sağ stoperi Okan Erdoğan uzaklaştırmak istiyor, ancak bu topu Mertens kaparak hemen ceza sahası içindeki Oliveira'ya oynuyor. Oliveira'nın yakın kale direğine doğru yaptığı vuruş yan ağlarda kalıyor.

İkinci örnek, dakika 10,56'dayız. Galatasaray gerek alanı, gerekse de pas kanallarını kapatarak İstanbulspor'u geriye doğru püskürtüyor. Bu nedenle İstanbulspor kendi kalesine dönmek zorunda kalıyor kalıyor. En geriye oynanan topta Okan Erdoğan, takım arkadaşı Mahamadou Ba'ya pas vermek isterken Oliveira araya giriyor ve topu sol önündeki Mauro Icardi'ye kazandırıyor. Icardi gelişine Mertens'e, o da Rashica'ya oynuyor. Ceza sahası dışında bulunan Rashica topu sağına çekerek rakibinden kurtuluyor, ardından da kalecinin sağına vuruyor. Bu top direkten dönüyor.

Burada dikkat çeken bir şey var. Baskıyla topu kazanan Oliveira'nın pasını verdikten sonra rakip ceza sahasına doğru koşusunu sürdürmesi. Nitekim bu koşusu sayesinde direkten dönen top kendisine yönelse boş kaleye gol atması çok mümkündü. Bu vesileyle şunu da söylemek istiyorum: Sıkça eleştirilen Oliveira, Kerem Aktürkoğlu ile beraber Galatasaray'da ön alan hareketliliğini en çok destekleyen iki oyuncudan birisi durumunda.

Son örnek, dakika 64,40. Rashica üçüncü bölge başında topu kazanıp rakip ceza sahası içindeki Icardi'ye, o da topuğuyla Torreira'ya oynuyor, Torreira Icardi'yle al-ver yaptıktan sonra topu Mertens'in önüne bırakıyor. Mertens'in kaleyi bulan vuruşu ise oldukça zayıf. İstanbulspor kalecisi David Jensen bu topu kontrol etmekte zorlanmıyor. Galatasaray bu hücum sonrasında golü bulsa, ceza sahasındaki seri paslaşmalar nedeniyle oldukça övülürdü, ne var ki Icardi ikinci kez topla buluşurken açık biçimde ofsaytta olduğu için bu gol VAR'dan geri dönecekti.

Klasik hücum setleri

Buraya tek örnek alacağım. Dakika 4,08. İstanbulspor kalecisi Jensen'in uzun topunu orta saha civarındaki Kâzımcan Karataş göğsünde yumuşatarak Galatasaray atağını başlatıyor. Hazırlık mahiyetinde yapılan yedi pastan sonra top sol çizgideki Kerem Aktürkoğlu'yla buluşturuluyor. Aktürkoğlu iki rakibinin arasından geçerek sol öne hareketlenen Oliveira'yı topla buluşturuyor. Oliveira topla ceza sahasına giriyor. Şut açısı bulamadığından ters ayağıyla topu ortalamak zorunda kalıyor, ancak bu orta dışarı çıkıyor.

Geçiş hücumları

Galatasaray İstanbulspor karşısında her iki golünü de geçiş hücumu üzerinden buldu. İlkinde rakip stoper Okan Erdoğan'ın yaptığı hata önemliydi. Ancak burada önemli bir detay var.

İlk yarının uzatma bölümündeyiz, dakika 51,06. İstanbulspor'un taç atışında topu kapan Oliveira Torreira'ya oynuyor. Edouart Rroca'dan sıyrılan Torreira öne koşu yapan Aktürkoğlu'nu kaçırıyor. Böylece aşağıdaki fotoğrafta da görüldüğü gibi üçe üç Galatasaray hücumu başlıyor.

Galatasaray'ın kazandığı penaltıdan önce sahaya bakıyoruz. Torreira'nın pasıyla öne doğru hareketlenen Kerem Aktürkoğlu (beyaz daire içinde), sol önde bulunan takım arkadaşı Mauro Icardi'ye oynamak istiyor. (Kaynak: www.beinsports.com.tr)
Ancak Aktürkoğlu'nun Icardi'ye verdiği pasın yönü yanlış olunca top İstanbulspor'un stoperi Okan Erdoğan'ın (siyah dikdörtgen içinde) önünde kalıyor. Ne var ki Okan Erdoğan burada kararsızlık yaşadığı için yere düşecek, Icardi topla buluşarak Rashica'ya gol pası verecek. (Kaynak: www.beinsports.com.tr)

Ancak her pozisyonda genellikle Icardi'ye oynamak isteyen Aktürkoğlu'nun verdiği pasın yönü yanlış. Bu nedenle top İstanbulspor stoperi Erdoğan'ın önünde kalıyor. Detay da tam burada karşımıza çıkıyor.

Burada Icardi'yi diğerlerinden ayıran farklardan birine şahit oluyoruz. Topun yönü yanlış olunca gerek Aktürkoğlu, gerekse de Rashica koşularını kesiyorlar. Icardi ise koşusunu hiç kesmeden sürdürüyor. Icardi'nin bu kararlılığı Erdoğan'ın kafasını karıştırıyor ve İstanbulspor stoperi yaşadığı kararsızlık nedeniyle yere düşüyor. Icardi topu hemen kazanıp Rashica'ya veriyor. İlk başta pasın yönünün yanlış olması nedeniyle koşusunu kesen Rashica Icardi'nin topu kazanmasıyla yeniden süratleniyor, ancak bu durup kalkma nedeniyle iyi bir vuruş gerçekleştiremiyor ve topu dışarı atıyor. Ne var ki İstanbulspor'un sol beki Duhan Aksu, bu pozisyonda kayarak Rashica'ya kontrolsüz biçimde müdahale ediyor. VAR'ın uyarısıyla hakem penaltı noktasını gösteriyor.

Sırada ikinci geçiş hücumu örneği var. Galatasaray'ın dakika 87,59'da kullandığı köşe atışında top sahanın diğer köşesine doğru uzaklaşıyor. Burada Fredrik Midtsjø önüne gelen rakibi Onur Ergün'den sıyrılmak isterken topu kaptırıyor. Ergün hemen Jason Lokilo'ya, o da Muammer Sarıkaya'ya oynuyor. Bu sırada Galatasaraylı futbolcular hızla geriye koşmaya çalışıyor. Onur Ergün takım arkadaşının önüne bıraktığı topu ileriye doğru yüksek oynuyor. Aşağıdaki fotoğrafta da görüldüğü gibi topun oynandığı bölgede üçe üç eşitlik var.

Galatasaray'ın ikinci golünün hemen öncesinde Galatasaray yarı sahasına bakıyoruz. İstanbulsporlu Onur Ergün'ün uzun ve yüksek topuna Victor Nelsson (beyaz daire içinde) müdahale ediyor. Yaşamsal önemde bu müdahale sayesinde top beyaz dikdörtgen içindeki Barış Alper Yılmaz'da kalacak. (Kaynak: www.beinsports.com.tr)
Topu süren Barış Alper Yılmaz rakip yarı sahaya geçiyor ve önce Kerem Aktürkoğlu'yla (beyaz daire içinde) al-ver yapıyor. Barış Alper Yılmaz final pasında iki rakip arasından yeniden Aktürkoğlu'nu görecek. O da maçtaki ikinci golünü atacak Icardi'yi (beyaz dikdörtgen içinde) kaçıracak. (Kaynak: www.beinsports.com.tr)

Bu topta Nelsson çok önemli bir müdahalede bulunuyor. Topa dokunmayı başararak İstanbulspor hücumunu boşa düşürüyor. Nelsson'un dokunduğu topu kazanan Barış Alper Yılmaz yaptığı driblingle rakip yarı sahaya geçiyor ve üçüncü bölge başında Kerem Aktürkoğlu'yla al-ver yapıyor. Daha sonra iki rakibin arasından yeniden Aktürkoğlu'nu görüyor. Aktürkoğlu ise öne koşu gösteren Icardi'yi kaçırarak maçtaki tek asistine imza atıyor.

Ön alanda yaptığı baskıyla kolayca top kazanan Galatasaray'ın klasik hücum setleri ve geçiş hücumlarıyla sahada ciddi bir fark yarattığını gördük. Burada soru şu: Galatasaray hücum istatistiklerinde bu kadar üstün ve hücum yoğunluğu ve zenginliği açısından da bu kadar iyiyken nasıl oluyor da maçı koparacak skorları elde etmekte bu kadar zorlanıyor?

Bunun birkaç yanıtı var.

Hücumda tek isimlilik

İlki Galatasaray hücumda sürekli olarak Icardi'yi arayan bir takıma dönüştü. Özellikle Kerem Aktürkoğlu neredeyse tüm hücumlarda sadece ve sadece Icardi'yi beslemeye çalışıyor. Bunu yapmaya çalışırken de Okan Buruk'un doğrudan ve hızlı hücum prensibi nedeniyle hızlı karar vermek ve oynamak zorunda olduğu için pas yanlışı yapabiliyor. Dün Aktürkoğlu'nun Icardi'yi beslemek gayretine çektiği birkaç şut dışında Oliveira ile Mertens'in de katıldığını gördük. Uzun süredir Rashica da zaten Icardi'yi kaçırmaya çalışan bir forvet profili çiziyordu.

Burada temel sorun Galatasaray'ın hücum hattında oynayan oyuncuların Mertens hariç hızlı ve doğrudan hücum sırasında Manchester City kalitesinde kilit pas atmakta çok başarılı olmamaları. Elbette hiçbirinden İlkay Gündoğan veya Kevin De Bruyne olmaları istenmiyor ve beklenmiyor. Onlardan beklenen en azından Rodri veya John Stones seviyelerine yakın kalitede pas atmaları. Bu da gerçekleşmeyince Galatasaray maçlarını hücum zenginliği üzerinden değil, takım savunması sayesinde kazanıyor.

Bu görüşümü desteklemesi için buraya bir istatistik almak istiyorum. Galatasaray'ın dünkü maçta pas isabeti yüzde 82'de kaldı. Bu, maçın yüzde 57'sinde topa hâkim olan bir takım için düşük bir oran. Galatasaray'ın rakip yarı sahada ve üçüncü bölgedeki pas isabetlerine baktığımız zaman bu oranın yüzde 82'nin de oldukça altında görülüyor. Galatasaray İstanbulspor karşısında rakip yarı sahada yüzde 75, üçüncü bölgede ise yüzde 71 pas isabetiyle oynadı. Maçı kolayca koparan ve yağ gibi akan bir takım konumuna erişmek bu oranların yüzde 90 ila 85 arasında olması gerekiyor.

Ancak burada Kerem Aktürkoğlu'na ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Aktürkoğlu bu sezon oyun kurucu kanat forvetine dönüştü. Aktürkoğlu yedi asistle halen Galatasaray'ın en çok asist yapan oyuncusu durumunda. Onu altı asistle Rashica takip ediyor. Ancak Aktürkoğlu ile Rashica arasında temel bir fark var. Aktürkoğlu sadece Galatasaray'ın en çok asist yapan değil, en çok kilit pas veren oyuncusu konumunda da. Nitekim Aktürkoğlu ilk yarıda hücum bölgesinde yüzle elli pas isabetiyle oynamasına rağmen maçı beş şut pasıyla tamamladı.

Buradan oyun kurulumuna gelebiliriz.

İstanbulspor baskısı

İstanbulspor teknik direktörü Fatih Tekke maç sonunda yaptığı açıklamada takımının Galatasaray'a yaptığı ön alan baskısını överek maçın hakkının beraberlik olduğunu savundu. Oysa maçı izlediğimizde İstanbulspor'un yaptığı ön alan baskısıyla başarılı olduğu tek bir atak olduğu görülüyor.

Dakika 23,21. Muslera aut atışını Nelsson'a kullanıyor ve top Dubois ve Nelsson üzerinden yeniden Muslera'ya geliyor. O yine Nelsson'a oynuyor, o da Dubois'ya. Ancak Dubois İstanbulspor baskısı nedeniyle Nelsson'a pasını topu havalandırarak aktarabiliyor. Nelsson da Dubois gibi havadan pas vermek isterken hata yapıyor ve rakibine atıyor topu. Bu topu Valon Ethemi kafayla Rroca'nın önüne indiriyor. Rroca Torreira'dan kolayca sıyrılıp ceza sahası dışından vuruyor, ancak bu şut top dışarı çıkıyor (aşağıdaki fotoğraf).

İstanbulspor'un ön alan baskısıyla kazandığı top sonrasındaki hücumuna bakıyoruz. Top ayağında olan Rroca (siyah daire içinde) karşısındaki Torreira'dan sıyrıldıktan sonra ceza sahasına girerken şut atacak, ancak bu şut dışarı çıkacak. Rroca burada sağdan bindiren Emeka Eze (siyah dikdörtgen içinde) veya soldan bindiren takım arkadaşına verse topu İstanbulspor'un bu hücumu daha tehlikeli olabilirdi. (Kaynak: www.beinsports.com.tr)

Aslında İstanbulspor'un maçın 20'nci dakikasından sonra yaptığı ön alan baskısıyla Galatasaray'ın rahatça oyun kurmasını zorlaştırdığı doğru. Burada üç temel faktör etkili oldu. İlki Muslera ayakla pas verme konusunda daha çok Abdülkerim Bardakcı'ya pas atması gerekirken Nelsson'u besledi.

İkincisi Torreira'nın oyun kurulumunda çoğunlukla tek kalması ve önceki maçlarda Sacha Boey'den aldığı yardımı Dubois'dan alamaması. (Başakşehir oyun kurulumunda stoperlerin arasına giren Torreira'yı rahat bırakmıştı. İstanbulspor böyle yapmadı.) Üçüncüsü ise Oliveira'nın oyun kurulumuna pek katılmamasıydı. Bunda Beşiktaş maçında yedirdiği golün psikolojik artçıları rol oynamışa benziyor.

Galatasaray bu sorunu Midtsjø'nün oyuna girmesiyle aştı. Midtsjø oyuna girdikten sonra kalibrasyon ayarlarının yerine oturması için yaklaşık 5-10 dakikaya ihtiyaç duyan bir oyuncu. Bu nedenle girdiği anda önemli hatalar yapabiliyor. Ancak kalibrasyon testini tamamladıktan dün önemli bir fonksiyon üstlendi ve oyun kurulumunda Torreira için hep uygun açıda yer alarak İstanbulspor'un ön alan baskısını tek başına kolayca kırdı.

Sonuç

Galatasaray cumartesi günü Sivasspor'u ağırlayacak. Ondan sonra da deplasmanda Ankaragücü'yle oynayacak. Galatasaray bu sürede rakibinin alacağı sonuçlardan bağımsız olarak bu iki maçını kazanırsa Fenerbahçe karşısına şampiyonluğunu garantilemiş olarak çıkacak. Dolayısıyla Galatasaray geri sayıma geçmiş durumda. Dün "üç" dedi.


[1] https://twitter.com/eraysozen/status/1658589970850873346

Melih Şabanoğlu kimdir?

Melih Şabanoğlu, Galatasaray Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu.

Okur, yazar, merak eder. Çocukluktan itibaren her yaş döneminde ve değişik sektörlerde çalışırken spor ve futbol, amatör tutkusu oldu hep.

Futbolun matematiğini anlamaya çalıştı. Sabahtan akşama dek muhtelif maçlar izleyerek geçireceği günlerin hayalini kurdu.

Ana ilgi ve uğraş alanı ise Osmanlı modernleşmesi ve geç Osmanlı döneminde spor tarihi.

Bu konuda Kuruluş: Mekteb-i Sultani’den Galatasaray Spor Kulübü’ne Türkiye’de Futbolun Erken Çağı (1904-1907) başlıklı bir kitabı var.

Önümüzdeki dönemlerde bu çalışmanın diğer ciltlerini çıkarmayı umuyor.

İlgili İçerikler