Hekim ve hemşire yetersizliğinden geçen yazımda söz etmiş ve bu bilinen sorunu tekrar gündeme getirmeye çalışmıştım. Muhatabım olan Sağlık Bakanlığı bu konuda başını kuma gömmüş durumda ama ben yılmayacağım.
Sık sık gündeme gelen ve çözüm için herhangi bir adımın atılmadığı konu da genç hekimler tarafından seçilen uzmanlık alanları. Daha önceki yıllarda olduğu gibi hasta ile doğrudan ilişkiye geçilmediği ve nöbetlerin az veya hiç olmadığı bölümler seçimlerde ön sıralarda yer aldı. En yüksek puanla asistan alan bölümler arasında bu yıl da dermatoloji birinciliği kaptırmadı.
Acıklı ve düşündürücü olan gelişme ise çocuk hastalıkları uzmanlık alanının her yıl daha da az tercih ediliyor olması. Bir diğer endişe verici gelişme ise cerrahi bölümlere ilginin de gittikçe azalıyor olması. Eğitim döneminin zor ve yorucu olması, sağlık çalışanlarına şiddet ve çekilen bu eziyetin karşılığının ilerdeki yıllarda alınamayacağı düşüncesi genç hekimleri bu şekilde düşündürüyor muhtemelen. Pek haksız da sayılmazlar.

Cerrahi bölümler içinde sadece plastik, rekonstriktif ve estetik cerrahi branşı üst sıralardaki yerini koruyor. Kamudan bağımsız çalışma imkanı ve yüksek gelir beklentisi de bu tercihi destekliyor. Stres düzeyi de diğer cerrahi branşlara göre çok daha düşük elbette.
Bu gelişmelerden en çok endişelenmesi gereken kurum Sağlık Bakanlığı olmalı ama oralarda böyle bir endişe var mı emin değilim. Olsaydı bazı adımlar atıldığını görürdük.
ABD’de Amerikan Cerrahlar Birliğinin sloganı “En iyiler cerrah olmalı” şeklindeydi. Benzer sorunlar orada da kendini gösterip cerrahi bölümlere talebin azalması fark edildiğinde çalışma koşulları yeniden düzenlendi ve öncelikle çalışma ve nöbet saatleri azaltıldı. Bu değişikliğin eğitimde bir gerileme yapacağı eleştirilerinin de yıllar içinde yersiz olduğu ortaya çıktı.

ABD’de yılda 300-400 arası hekimin intihar ettiği ve bunların da önemli bir kısmı cerrahlardan oluşuyor. Boşanma oranları diğer uzmanlık alanları ile karşılaştırıldığında cerrahlarda daha yüksek bulunmuş. ABD’de artan davalarla birlikte mesleği erken bırakanların da arttığı görüldüğünde bir şeyler yapmak lazım denilerek adımlar atılmaya başlanmış.
Yeni yayınlanan bir çalışmada da cerrahlarda ölüm oranlarının cerrah olmayan hekimlere göre anlamlı bir şekilde yüksek olduğu bulunmuş (1). Kalp hastalıkları ve kanser cerrahlarda daha fazlaymış. Kansere bağlı ölümler cerrahlarda 100 bin kişide 193 iken, cerrah olmayan hekimlerde bu oran 100 binde 87 olmuş. İlginç bir şekilde ölüm nedenleri arasında hipertansiyon, kalp hastalıkları yanısıra trafik kazaları da önemli bir yer tutmuş. Açıklaması zor ama çalışma şartları, hayat tarzı gibi etkenler etkili olabilir deniyor.
Gözüken o ki cerrah olmak da zor, cerrah olarak yaşamak da. Her meslekte olduğu gibi bu işi de hakkıyla yapmak için sevmek gerek. Benim tanıdığım cerrahların büyük bir çoğunluğu da bütün zorluklarına rağmen mesleklerini severek yapıyor ve kendisinden sonra geleceklere de öğretiyor.
Cerrahi belki ilerleyen dönemlerde yok olacak veya şekil değiştirecek ama bu yakın bir gelecekte olacak gibi gözükmüyor. Bu ülkenin ve dünyanın iyi cerrahlara şiddetle ihtiyacı var.
Şimdilerde cerrahi bölümlere ilgi azaldıkça gittikçe daha düşük TUS puanları ile asistanlar alınıyor. Özetle “en iyiler” cerrahiden uzaklaşıyor ve ilerdeki yıllarda bunun olumsuz sonuçları olacağı da kehanet sayılmamalı.
Tam ben bu yazıyı bitirirken Sağlık Bakanlığı’ndan ameliyathanelerin mesai saatinden sonra saat 22.00’ye kadar çalıştırılması talimatı geldi. Cerrahları ve diğer sağlık çalışanlarını yıldırmak için özel bir gayret var sanki.
Sağlık sistemi ve ülkenin durumu böyle oldukça işlerin daha da kötüye gitmesi kaçınılmaz. Sağlık bakanı bu konuya hiç kafa yoruyor mu merak ediyorum? TTB dışında hiçbir kurum sözünü bile etmiyor. Ortada bir sorun olduğunu konuşmaya başlasak önemli bir adım atılmış olacak.
Patel VR, Stearns SA, Liu M, et al. Mortality Among Surgeons in the United States. JAMA Surg. 2025; in press.


