Eski resimlere bakmakla aynı geliyor mu size de romantik dizi ya da filmleri izlemek?
Can sıkıcı hafif kalır, adeta bir karabasanın içindeymişiz gibi hissettiren bu canım ülkenin gündemi, zevki sefaya ayıracak vakit de bırakmıyor ya son zamanlarda...
Ben de sık sık, bir sığınağa kaçmaktan farksız; nefes nefese dalıyorum böyle filmlerin içine.
Artık o kadar iyi biliyorum ki; mesela, film yeni bile olsa replikleri öncesinde söylemeye bile vardırdım işi.
Duygusu daha farklı olsa da eski fotoğraflara bakmak gibi derken biraz da bu nedenle söylüyorum; ne kadar aynı gelse de bakmaktan sizi alıkoyabilecek bir şey bulmak kolay değil.
Hatta bir gün yine benzerlerinden birini seyre dalmışken: “Senaryoyu aynı kişi yazıyor olmalı...” diye Burcu’nun tebessümle onayladığı bir yorumda bulunmuştum.
Şehirlerin insanı, kendine yabancılaştıran kaba yanıyla epey içli dışlı olmuş; kadın ya da erkeğin yolu, er geç bildiklerinden daha başka biri olacakları Akdenizli bir kasabaya düşer.
Ve burada karşılaştığında önce pek umursamadığı kişi aslında abıhayat misali sonsuz aşkı tadacağı kişi olacaktır.
Bak işte bu ilk karşılaşmaları izlemeye bayılıyorum... Ama sevmezsem de bana göre filmin devamını da seyretmeye gerek kalmıyor.
From Scratch dizisi bu anlamda testi başarıyla geçti.
Depresif bir iştahla neredeyse tüm bölümlerini bir çırpıda bitirdiğim dizinin şahane üçlüsü; birbirlerine deli gibi aşık Amerikalı siyahi bir kız ve İtalyan bir erkek ile yaşamlarına bir armağan gibi katılan Asyalı bir bebek...
İdalia’yı evlat edinirken, Lino’nun “aile, kan bağı demek değildir” mesajı ise etkileyici…
Koca dizi bittiğindeyse benim aklımda sadece bir ‘beş dakika’ kaldı diyebilirim.
İzleyen herkesin hayatını daha değerli kılabilecek bu birkaç dakikalık kesitten söz etmek istiyorum:
Lino, yedi yıl aradan sonra ikinci kez yakalandığı amansız hastalıkla mücadele edecek gücü ne yazık ki kendinde bulamadığı bir evrededir.
Ve tek yapabildiği, sevgili kızı İdalia ve hayattaki tek aşkı Amy ile mümkün olduğu kadar zaman geçirebilmektir.
Artık tüm ihtiyacı; uyumadan önce kızına anlattığı hikâyeyi bir türlü bitirmediğinde’ hadi artık’ diye seslenen Amy’ye, o unutulmaz sahnede söylediğinden fazla değildir.
“Beş dakika daha aşkım...”
Eyvallah.
Bu yazıyı yazarken dinlediğim bir şarkıyı size de önermek istiyorum. Lady Gaga, I Always Remember Us This Way


