Belki de en çok konuşulması gereken bir zamanda barış adına büyük bir şölene ev sahipliği yaptı Didim.
Ve ne mutlu, ben de bu güzel zamanlamanın içinde o büyük şölene tanıklık etme şansı buldum.
Bu tanıklıkta öyle hikayeler dinledim ve bazılarını da okudum ki; kendimi bu hikayelerin geçtiği zaman ve mekanların içinde adeta yaşanmışlıkların bir parçasıymışım gibi hissettiğimi söylemeliyim.
Bu hissiyatımın ardındaki sır da diyebileceğim; Yaşar Kemal’in Bir Ada Hikayelerinde bir başka öyküleşmiş olan mübadele ve göç olgusu, Didim’in yakın tarihinin en önemli olaylarının başında geliyor.
Yaklaşık yüz yıl önce, 1924 yılının 5 Nisan’ında ilk mübadil yerleşimcilerin geldiği Kovela limanı, çok ilginç; Halikarnas Balıkçısı ile başlayan ve adını Azra Erhat’ın Mavi Yolculuk olarak markalaştırdığı deniz gezilerinin de ilk duraklarından biri.
Binlerce yıl önce antik dönemdeki adı Panormos olan bu limandan hala belli bölümleri şahane korunmuş bir şekilde günümüze kadar gelen kutsal yolun bağlandığı Apollon Tapınağı çevresine yerleşen mübadilleri, Kavala yakınlarından buralara taşıyan gemi ise, Sultan V. Mehmed Reşat’ın annesinin adını alan; Gülcemal...
Bu noktada bulunan Didim Belediyesi Kent Müzesi, Yoran Mübadele Evi’ni gezdiğinizde bu yolculuğun tüm izlerini okuyup görmeniz mümkün...
Azra Erhat’ın Mavi Yolculuk ve Mavi Anadolu kitaplarında, Sedef Koyu’nda bulunan Kovela Limanı, Kutsal Yol, Apollon Tapınağı ve çevresi ile ilgili epeyce bilgi ve değerlendirmeler var.
Yine bu kitaplarda, Miletos Antik Kenti, felsefenin kurucusu Thales ve Milet Felsefe Okulu hakkında yazılanları okuyanlar, Didim’e daha çok ilgi duyacaklardır.
“Didyma’dan faydalanmadıkça turizmden dem vurmaya dilimiz varmamalı.”
Batı uygarlığının kaynağı olarak Anadolu’yu işaret eden Azra Erhat, Didim’in tarihsel ve kültürel zenginliğinin boyutunu, ilk baskısı 1962 yılında yapılan Mavi Yolculuk kitabında tek bir cümleyle; ne de güzel anlatmıyor mu?
İşte bu kadim kentte, otuzuncusu düzenlenen ‘Didim Barış Şenliği’nde ilk kez verilen barış ödülünün, ‘Benim pusulam vicdandır’ sözüyle erdemli bir insanın yönünü nasıl kaybetmeyeceğini de anlamamızı sağlayan; barışın yaşayan en büyük ismine, belki de bu uğurda en fazla emek ve fedakarlık gösteren bir aydınlık savaşçısına verilmesi kadar güzel bir şey olamazdı...*
Sevgili Zülfü Livaneli, ‘Didyma Barış Ödülü’nü yürekli dostum diye hitap ettiği Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay’ın elinden alırken “Bizim hayatımız ödüller ve cezalar arasında geçti” dediği duyulduğunda, aslında bu ülkede bir aydın sorumluluğuyla yaşamanın tüm güçlüğünü de anlatmış oluyordu...
Betty Harlafti, Zülfü Livaneli, Hatice Gençay, Serenad Bağcan (soldan sağa)
Doğumunun yüzüncü yılında Mikis Theodarakis’in de anıldığı gecede Ferhat Livaneli Orkestrası ile Livaneli şarkılarını seslendiren Serenad Bağcan, Betty Harlafti, Erdem Şimşek’i dinlemek gerçekten büyük ayrıcalıktı.
İlkine eski başkanlardan Mehmet Soysalan’ın öncülük ettiği Didim Barış Şenliği’ni otuzuncu yılında, son yerel seçimlerden başarıyla çıkan Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay devam ettiriyor.
Dile kolay tam otuz yıldır, bir denizin iki yanını bir arada tutan ve yükselen bir barış çığlığı var Didim’de...
Bu anlamda iki başkanı da yürekten kutluyorum.
Eyvallah.
Hayli beğeni toplayan ve yüzü sola dönük beyaz güvercin olarak öne çıkan barış ödülü heykeli, kanat uçlarından ayaklarına doğru belirginleşen antik sütun formuyla, özgün bir tasarıma sahip. Heykel, Didim Belediyesi Heykel Atölyesi’nde, Heykeltraş Olgaç Demirkol tarafından yapıldı.


