Başka işin yok mu?
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Başka işin yok mu?

Düne göre yeni zamanlarda beliren bilgi severler, biz de mutlu olalım, muzaffer olalım diye, yapılması gerekenleri salık veriyorlar ve ardından, sonu şu lâzım, bu lâzım, o da lâzım diye biten cümlelerle bıktırıyorlar. Ben de onlardan biri mi oldum ne?

Başka işin yok mu?
Belleğin Azmi, Salvador Dali

Çaktırmadan aramızda dolaşan, çok eski zamanlardan kalma, ama hâlâ eskimeden kabul gören, yazarlarımızca kanıt sayılan ve yazılarında konuk edilen çok konuşkan filozoflar varmış. Öyle diyorlar…

Bu tarihî bilgi erbabı, bütün güçleri ve meraklarıyla, insanları rahatsız eden sorunları kendi aralarında tartışmış gibi önerilerde bulunuyor, engin birikimleriyle herkese yardımcı olmaya çabalıyorlarmış.

Şimdilerde, öncesiyle sonrasıyla, meraklar da yanıtlar da o kadar fazlalaşmış, öylesine yaygınlaşmış ve çeşitlenmiş ki, üstelik her an elinizin altında, hem de bedava imiş.  

Bu denli bolluk, değer düşüklüğüne sebep oluyor güven sarsıyor, insanların rahatsızlığına çare olamıyormuş, tam tersine yeni sorunlar getirip yığıyormuş önlerine. 

Teknolojik gelişme diye övündükleri ne varsa, hepsi insanları rahatlığa özendiren, onlara üşengeçlik bulaştıran... İşsiz olmaları yetmiyormuş gibi, tembel ve gevşek milyarlarca mutsuz insan, ilerlemeyi bekleyerek, ilerlemeci olmayı savunarak, ilerleye ilerleye vardığı yer, işte böyle bir yermiş.

Birbirlerini kazıklamada kullandıkları doğal zekâlarını bile, sorunların çözümüne gelince kullanmaya nazlanıyorlarmış. Ama ilerlemeci oldukları için, onun yerine hemencik yapay zekâ’yı koyuvermişler ve istirahata çekilmişler. Buna suni zekâ ya da gayri tabiî zekâ da diyebilirmişiz.

Ne var ki, fazla ileri gitmekten çekinenler, sükûnetle düşünürlerken ikiye ayrıldıklarını da fark etmişler, iyi mi?

Bir yanda, boş bomboş, ıvır zıvırla bir türlü dolmayan boşa geçen ağır zaman sıkıntısı.  

Öte yanda dolu dopdolu burnundan ter damlayan, bir türlü bitmek bilmeyen berbat zamansızlık bunaltısı!

Seç seç al! Öyle değil, zorunlu. Seçmiyorsun, seçtiriyorlar, şöyle ki; Bir yanda rahatlıkla tembel olsun, boş gezenin boş kalfası olsun diye seçilen varlıklı olanlar.  Diğerinde durmaksızın sonuçların güvencesi olsun, çabalasın diye sürekli işe koşulan yoksullar…

Unutmayın, iki arada bir derede kalan, demeyelim de her iki kesimin içinde yeri olan, ama eriyip karışamayan aydın kesim de var. Bana bakmayın, başka bir işim var mı ki?

Onlar hem çalışkanlıklarına kendileri bile şaşıyor, yine de, yakınıp duruyorlar.

Hem de boş zamanları bol, eğleniyor, gezip tozuyor, kitap okuyor, müzik dinliyor, âşık da oluyor, ekranlarda konuşmacı da, kaçamak bile yapıyor. Boyuna mutluyuz diyorlar, oysa hepsi memnuniyetsizlerden. 

Düne göre yeni zamanlarda beliren bilgi severler, biz de mutlu olalım, muzaffer olalım diye, yapılması gerekenleri salık veriyorlar ve ardından, sonu şu lâzım, bu lâzım, o da lâzım diye biten cümlelerle bıktırıyorlar. Ben de onlardan biri mi oldum ne?

Ne derler, hep birlikte geçinip gidiyoruz işte. Bu pazar yazısını yüksek sesle okuyorsanız, gidiyoruz kelimesi lütfen olabildiğince vurgulu olmalı, spor niyetine.

Tv’de haber izlemek spor sayılır mı? Bana sık sık sorarlar, spor yapıyor musun, diye. Hayır, yokuşta oturuyorum ve evimde tezgâh altı küçük buzdolabı kullanıyorum anlamında kibarca cevaplar veriyorum. Ne ilgisi var, diyenler çıkıyor elbet, anlatayım;

Eve gelirken de evden çıkınca da zorunlu olarak hatırı sayılır bir yokuşum var.

Buzdolabına bir şey koyarken de oradan bir şey alırken de, çömelip kalkmak zorundayım. 

Zaten hekimler sabah akşam hepimize ne diyorlar, hareket hareket!..

İlerlemiş yaşlar için, durma-düşme-üşütme, diyorlar. Bence ucuna düşünme de eklenebilir. Şöyle; durma, düşme, düşünme, kafayı üşütme gibi. Hiçbir şey yapamasanız bile günde birkaç kez çömelip kalkın, unutmayın büyük buzdolapları genellikle, ilaç ve boş kavanoz deposu olur.

Şu anda, bir pazar yazısını başarıyla okumuş, bitirmiş oldunuz, teşekkür ederim. Küfür etmediğim ve siyasiler gibi ona buna iftiralar, hakaretler savurmadığım ve öfkeli sesle savaş övgüsü yapıp, ona buna füzelerle nerelerin vurulması lâzım gelir tavsiyesi yapamadığım için de kusuruma bakmayın artık…

Siz yine de Ortadoğu’nun ateşkes sorununu, bu yazıya göz atarken ihmal etmeyin derim. Sayın Başkanlar ile diğer siyaset uleması sulh ve sükûn için umutvarlar mı?   

Bu zorlu satırların ardından hararet bastı, bir bardak su içmek istedim, ne yaptım?

Sadece çömelip kalktım, çömelip kalkamayabilirdim de ama kalktım işte, çok şükür.

Harekette bereket var derler ya, ödülü de üstüne bir bardak soğuk su içmek olmalı.

-------o-------

İlgili İçerikler