Yüzde 92: Sandıkta hile olabilir
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Yüzde 92: Sandıkta hile olabilir

Bu ölçüde yaygın güvensizlik karşısında susmak, o güvensizliğin yoğunlaşmasına yol açıyor. YSK'nın halka bir borcu var: Güven vermek!..

"Seçimden sonra iktidarınızı barışcıl bir biçimde devredeceğine söz verir misiniz?.."

Gazetecilerin bu sorusuna Amerikan Başkanı Donald Trump'ın verdiği karşılık:

"Ne olacağını görmemiz gerekiyor. Oylama hakkında şikayetçiyim, oylama bir facia".

Trump net soruya net karşılık vermeyince, Temsilciler Meclisi Başkanı Demokrat Parti üyesi Nancy Pelosi'den tepki gecikmiyor, bizim için epey tatsız bir tepki:

"Sayın Başkan size hatırlatmak isterim. Siz Kuzey Kore'de değilsiniz, Türkiye'de değilsiniz, Rusya'da ya da Suudi Arabistan'da değilsiniz. Siz Amerika'dasınız ve burası demokratik bir ülke. Bu sebeple öncelikle Başkanlık yemininizin gereğini yerine getirin".

Pelosi Trump'ı uyarırken, bu arada bizim de dünyada nasıl algılandığımızı hatırlatıyor. Pelosi'nin söylediğini tersinden okursak:

Türkiye demokratik bir ülke değil.

Yeni değil, sürpriz hiç değil.

Yağmur altında heyecan

Muhalefetin mitinglerine bakıyoruz, yağmur çamur dinlemeden, Türkiye'nin dört bir yerinde insanlar miting alanlarına koşuyor. Kemal Kılıçdaroğlu'nu, Meral Akşener'i, Ekrem İmamoğlu'nu, Mansur Yavaş'ı izlemek amacıyla meydanlar hınca hınç dolu.

Seçimi kimin kazanacağına ilişkin meydanlar ipucu verir mi?..

Yüzde yüz olmasa bile, verebilir.

Yağmur altında o heyecanı göstermek, o topluluğa katılmak, bayrak sallamak istiyor insanlar.

Muhalefet mitingleri yıllar sonra ilk kez böylesine heyecanlı, dinamik ve kalabalık.

Dereyi görmeden paçaları sıvamak erken olabilir ancak...

Kılıçdaroğlu'nun deyimiyle:

"Geliyor gelmekte olan!.."

Kimse güvenmiyor

Geliyor da...

İktidarın barış içinde devredilmesinden önce herkesi tedirgin eden konu:

Seçim güvenliği.

Şu hale bakın:

Seçim sonuçlardan çok, sandıklara sahip çıkmak konuşuluyor.

Geçmişte kötü deneyler yaşıyoruz. Mühürsüz oy pusulalarının geçerli kabul edilmesi, trafoya kedi girmesi, oy torbalarının çöplükte bulunması, aynı zarftan çıkan dört oydan üçünün geçerli birinin geçersiz sayılması gibi her türlü numara var.

Kılıçdaroğlu "Yüksek Seçim Kurulu'na güvenmiyoruz" derken, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan:

"Hem genelde, hem deprem bölgesinde sandık güvenliği konusunda endişemiz var".

Aynı kaygıyı herkes taşıyor. Sandıkta hileyi önleyebilmek adına, bir yandan sivil platformlar oluşurken, diğer yandan mahallelerde gönüllü orduları kendi çapında organize oluyor.

Halkın çok büyük çoğunluğu öyle inanmış ki:

"Seçimde hile yapılabilir, geçmişte de yapıldı ama, bu sefer buna izin vermeyeceğiz".

Ne demokrasi ama!..

Anket sonucu facia

Seçimde hile yapılabileceği yaygın ve vazgeçilmez inanca dönüşünce, bu konuda iki gün önce Sözcü TV'de anket düzenleniyor:

"Seçimde hile yapılma ihtimalini görüyor musunuz?.."

Sonuç utanç verici, demokrasi adına ve bütün ahlaki değerler adına utanç verici:

Ankete katılanların yüzde 92'si, seçimde hile yapılabileceğini düşünüyor, yüzde 92'si!..

Neredeyse tamamı!..

Bütün TV kanallarında programlarda her akşam, ayrıca hemen her bülteninde seçim güvenliği mutlaka ve mutlaka ele alınıyor, sandıkların korunması, oyları sahip çıkılmasıyla ilgili bilgi ve haberler gözden geçiriliyor.

Altını tekrar tekrar çizmek gerek:

Seçim sonuçları kadar sandık güvenliği konuşuluyor.

YSK duyuyor mu?

Bu güvensizlik ortamında...

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) nerede?..

Konu her gün tartışılırken, YSK tartışmalara sadece seyirci mi kalıyor?..

İnsanları tatmin edecek bir açıklama yapması gerekmiyor mu?..

Seçimi kazanmaya en yakın görünen Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu "YSK'ya güvenmiyoruz" diyor.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı kaygılarını dile getiriyor...

On binlerce insan seçim güvenliği amacıyla organize oluyor...

YSK hâlâ seyirci!..

Bu ölçüde yaygın güvensizlik karşısında susmak, o güvensizliğin yoğunlaşmasına yol açıyor.

YSK'nın halka bir borcu var:

Güven vermek!..

Kedinin trafoya girmesine izin verilmeyeceğine ilişkin söz vermek!.. 

Yalçın Doğan kimdir?

Yalçın Doğan, 1965 yılında Alman Lisesi'ni, 1969'da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi.

Gazeteciliğe 1973 yılında Cumhuriyet'te ekonomi muhabiri olarak başladı. 1981 yılında Cumhuriyet Ankara Temsilciliğine atandı.

1989'da köşe yazarı olarak geçtiği Milliyet'te önce Yayın Koordinatörü, 1999'da Genel Yayın Yönetmeni görevlerini üstlendi. 2003'te Hürriyet Gazetesi'nde sürdürdüğü köşe yazarlığı 2015 yılında sona erdi. O tarihten bu yana T24'te köşe yazarlığına devam ediyor.

Türk Dil Kurumu, Sedat Simavi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'in çeşitli ödülleri yanında, 2014'te yılın en iyi köşe yazarı, Halk TV'nin 'Kırılmayan Kalemler' ödülünü kazanan gazeteciler arasında yer aldı.

Her biri özgün araştırma içeren IMF Kıskacında Türkiye, Dar Sokakta Siyaset, Fenerbahçe Cumhuriyeti, Savrulanlar kitapları ile anılarını derlediği Sussam Susulmaz Yazmasam Olmaz kitaplarını yazdı. Ayrıca, Komünist Enternasyonelde Faşizmin Tahlili başlığı ile yayımlanan Almanca'dan yaptığı bir çevirisi bulunmaktadır. Almanca ve İngilizce bilir.

İlgili İçerikler