03 Nisan 2025 13:27
Güncelleme: 03 Nisan 2025 13:42
T24 Haber Merkezi
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na 19 Mart'ta yapılan operasyon ve tutuklanmasının ardından başlayan protestolarla birlikte, 2 Nisan'da üniversite öğrencilerinin tüketimi durdurma çağrısıyla tüm günü kapsayan ve sonrasında da devam etmesi hedeflenen boykot kampanyası başladı. AGS Global tarafından 27 Mart-1 Nisan 2025 tarihleri arasında 705 kişiyle gerçekleştirdiği araştırma sonucuna göre, katılımcıların bir markayı genel olarak boykot etme nedenleri arasında yüzde 72,3 ile markanın politik duruşu ilk sırada yer alıyor.
Bağımsız araştırma şirketi AGS Global, 705 katılımcıyla 27 Mart-1 Nisan 2025 tarihleri arasında yaptığı araştırma ile boykotun etkilerini, algısını, olası sonuçlarını ve markalar açısından alınması gereken aksiyonları inceledi. "Boykot Kültürü: Algılar ve Etkiler" araştırmasından çıkan çarpıcı veriler şöyle:
Katılımcıların yüzde 46,8'ini Z Kuşağına mensup gençlerin olduğu araştırmaya göre; katılımcıların bir markayı genel olarak boykot etme nedenleri arasında yüzde 72,3 ile markanın politik duruşu ilk sırada yer alıyor.
Diğer öne çıkan boykot nedenleri ise; ürün hizmet kalitesi (yüzde 9,2) ve sosyal medyada yapılan çağrılar (yüzde 5) olarak öne çıkıyor. Fiyat politikası ve dini değerler ise her ikisi de yüzde 1,4 olmak üzere katılımcıları en az motive eden unsurlar konumunda.
Bununla birlikte 10 katılımcıda 6'sı (yüzde 58,9) boykotların sonuç verdiğini söylerken, yüzde 36,9'u ise kısmen sonuç verdiğini düşünüyor. Boykotlar sonuç vermiyor diyenler ise yüzde 4,3 ile oldukça küçük bir kitleyi oluşturuyor.
Katılımcılara İsrail destekçisi markaları boykot eğilimi sorulduğunda yüzde 50,4'ü kesinlikle desteklediğini, yüzde 29,1'i ise kısmen desteklediğini ancak bazı markaları kullanmak zorunda kaldığını söylüyor ve böylece toplamda 10 kişiden 8'i çeşitli düzeylerde İsrail destekçisi markaları desteklediğini söylüyor. Diğer yandan, boykotu desteklemeyen ve her markayı bağımsız destekleyenlerin oranı ise yüzde 15,6 olarak öne çıkıyor.
Katılımcıların yüzde 44,7'sine göre boykot, vatandaşların tepkisini duyurmaları açısından önemli bulunurken, yüzde 34,8'lik bir kesim ise yerli markaların süreçten zarar görebileceği endişesini taşıyor. Katılımcıların yüzde 31,2'si ise ekonomik olarak etkilerine dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatıyor. yüzde 3,5'luk bir kesim ise bazı yerli markalara boykotu gereksiz bulduğunu söylüyor.
Katılımcılara bazı yerli markalara boykotun Türkiye ekonomisine zarar verip vermeyeceği sorulduğunda ise 10 kişiden 6'sı (yüzde 59,6) bunu "evet" diye cevaplıyor. yüzde 27,7'sinin cevabı "hayır" olurken, yüzde 12,8'i ise bu konuda kararsız olduğunu söylüyor.
Katılımcılara boykota katılım eğilimleri sorulduğunda yüzde 49,7'si katılmadığını ve her markaya bağımsız yaklaştığını söylerken, yüzde 34,8'i ise tamamen desteklediğini ve adı geçen markalardan alışveriş yapmadığını ifade ediyor.
100 kişiden 10'u konuyla ilgilenmediğini, 5'i ise boykotu desteklediğini ancak bazı markaları kullanmak zorunda kaldığını belirtiyor.
Yerel markaları boykot edenlerin motivasyonları arasında; markanın geçmişte yaptığı açıklamalar/desteklediği oluşumlar (yüzde 64,3) ilk sırada yer alırken, onu katılımcının politik görüşü (yüzde 50) ve markanın etik/çevresel duyarlılığını yetersiz bulma (yüzde 41,1) izliyor.
5 kişiden biri (yüzde 19,6) ile fiyat politikasını öne sürerken, sosyal çevrenin etkisi ise (yüzde 8,9) en az vurgulanan husus durumunda.
Diğer yandan, Z kuşağının yüzde 19,7'si çeşitli düzeylerde boykotu desteklerken, 35-44 yaş grubunda ise bu oran yüzde 66,7'ye yükseliyor. Boykotu desteklemeyenler ise Z kuşağında 3'te 2 oranındayken, 35-44 yaş grubunda yüzde 30'a geriliyor.
Boykotun markaların uzun vadede başarısına etkisi sorulduğunda katılımcıların yüzde 52'si markaların boykottan etkilenmemesinin kriz yönetimini başarmalarıyla mümkün olduğunu söylerken, yüzde 33'ü ise boykotun her halükarda markalara zarar vereceğini söylüyor.
Geçici bir etkisi olur (yüzde 12) ve etkisi olmaz (yüzde 3) diyenler ise daha gerilerden geliyor.
Bununla birlikte, 10 katılımcıdan 6'sı (yüzde 59) gelecekte benzer boykot çağrılarının artacağını ifade ederken, yüzde 23'ü ise boykot çağrılarının zayıflayacağını söylüyor. Bir değişiklik olmayacak diyenlerin oranı ise yüzde 18.
Katılımcılara boykot kriziyle karşılaşan bir CEO olmaları durumunda ne yapacakları sorulduğunda ise öne çıkan cevaplar; markayı daha iyi anlatma çabası, tarafsız ve dengeli bir duruş, ulusal değerlere daha fazla vurgu, iletişim ve sosyal sorumluluk projelerine ağırlık vermesi, profesyonel bir ekiple çalışması, indirim ve kampanyalara ağırlık vermesi ve yeni pazarlara ağırlık vermesi olarak ifade ediliyor.
© Tüm hakları saklıdır.