12 Şubat 2022 12:47
Gülseren Onanç*
1991’de Türkiyeli bir ilaç şirketinin satış pazarlama müdürü olarak Moskova’da göreve başladığımda kendimi çok şanslı hissediyordum. Amerika’da uluslararası pazarlama yüksek lisansımı yeni bitirmiştim, Sovyetler Birliği açıklık ve yeniden yapılandırma (Glasnost ve Perestroyka) döneminde Batı’ya ve kapitalizme açılıyordu, Türkiyeli şirketlerin Özal’ın dış ticareti destekleme politikaları sayesinde bir rekabet avantajı vardı. Hayalim bir Türk markasını global bir marka yapmaktı ve burası şahane bir başlangıç noktasıydı.
Ağustos ayının Türkiye sıcağından üç buçuk saat uçak yolculuğu sonunda vardığım Moskova beni soğuk, bulutlu, gri bir hava ile karşıladı. Havaalanı, caddeler, arabalar, dükkanlar her yerde soğuk bir gri renk hakimdi. Zaman sanki yirmi yıl önce durmuş gibiydi. İçinde 6 zaman dilimi olan bu kocaman ülkenin buluşma noktası olan Moskova İstanbul gibi, New York gibi kocaman bir metropoldü. Bu şehrin iki rengi vardı; Kiev’den, Bakü’den, Kafkaslardan, Taşkent’ten, St. Petersburg’dan, Sibirya’dan gelen insanları ve bana Disneyland’ı anımsatan Kızıl meydanı.
Gittiğimden bir hafta sonra Gorboçov’a karşı gerçekleşen askeri darbe, her ne kadar benim gibi 80 darbesi görmüş biri için çok hafif olsa da ve Yeltsin tarafından birkaç günde bastırılsa da Sovyetlerin dağılmasını tetikleyen tarihi bir süreçti. O tarihi süreci yaşayan şanslılardan biriydim. Ülke birkaç ay sonra 15 özerk ülkeye ayrılmıştı. Her ülke kendi insan sermayesi ve Kremlin ile olan ilişkileri ile kendine bir yol çizdi. O günlerdeki beklentim dağılan Sovyetler Birliği ülkelerinin, insan haklarına saygılı, demokrasinin, hukukun üstünlüğünün hakim olacağı refah toplumlar olmasıydı. Özünde eşitlik ve dayanışma olan komünist rejimle 75 yıl yönetilen bu coğrafya Avrupa Birliği benzeri bir yapılanma ile Türkiye’nin yanı başında bir refah toplumu yaratma potansiyeli taşıyordu.
Üzerinden 30 yıl geçti ve maalesef bu hayalim gerçekleşmedi. Orta Asya cumhuriyetleri yozlaşmış otoriterlerin elinde perişan oldu. Moskova (Kremlin de diyebilirim) “ağır ağabey” olma rolünü hiç bırakmadı. Putin yeni Avrasyacılık politikasını bölgeye adım adım uygularken NATO üyesi Türkiye’deki otoriter iktidar ile işbirliği yapabildi. Hatta ABD seçimlerinde bile Trump’ın seçilmesi yönünde bile çalıştı. Şimdi de dünyadaki enerji krizini fırsat bilerek Ukrayna ile bir savaşın eşiğine gelip Nato’ya net bir mesaj yolladı. Bu hamleye karşı “ABD geri geldi” diyen Joe Biden yönetimi duruma seyirci kalmayacağını söylüyor. NATO üyesi ülkeleri ve AB ülkeleri geçen hafta Moskova ve Kiev’de diploması trafiğini arttırdı.
BBC Türkçe’ye göre, Rusya ve Çin’in iki otoriter devlet başkanı Putin ve Şi Jinping arasındaki yakınlaşma son yıllarda askeri alanda gittikçe artan bir işbirliği de sergilemeye başlayınca ABD, NATO, Avrupa Birliği (AB) liderliklerinin kaygıları arttı, “Yeni bir soğuk savaş mı başlıyor?” sorusu gündeme geldi. Son olarak, Kış Olimpiyatları’nda Pekin’de buluşan Vladimir Putin ve Şi Jinping’in “Yeni Bir Döneme Giren Uluslararası İlişkiler ve Sürdürülebilir Küresel Kalkınma Hakkında” tutumlarını açıklayan ortak imzalı bildirisi, “yakınlaşmanın” artık bir “jeopolitik eksene” dönüştüğüne, belki de yakında NATO benzeri bir ortak örgütlenmenin gündeme gelebileceğine ilişkin kimi spekülasyonları yoğunlaştırdı.
Olası bir savaşın kazanını olmayacağı kesin ama kaybedeni belli; kadınlar ve çocuklar. Doğu Ukrayna’da, eşini kaybetmiş birçok bekar anne ve yaşlı kadın, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri ile Rusya destekli Novorossiya Federal Devleti arasında 2014’ten bu yana tahmini 14 bin kişinin ölümüne neden olan bir savaşın yanı başında tek başına hayatta kalma mücadelesi veriyor.
Barışseverler ve barış destekleyiciler ne yapacağız?
“Dünya yeniden iki kutuplu, her an bir savaş riski taşıyan silah endüstrisinin, militarizmin hüküm sürdüğü bir yer mi olacak?” “Bu gidişata nasıl dur diyebiliriz? “Barışa nasıl SES verebiliriz?” sorularına cevap aramalıyız.
Benim önerilerim;
Dünyanın barışa ihtiyacı olduğu bu dönemde barışa feminist SES verelim.
Bu yazı, SES Eşitlik, Adalet, Kadın Platformu'ndan alınmıştır.
© Tüm hakları saklıdır.