26 Mart 2025 07:14
Güncelleme: 26 Mart 2025 07:25
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne başlatılan soruşturmalar, Başkan Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşlarının gözaltına alınıp tutuklanması sonrasında iktidarın Borsa İstanbul ve döviz kurları üzerindeki müdahalelerinin ilk haftalık sonuçları görülmeye başlandı. Siyasi gerilimin artması, finans piyasalarında dalgalanmalara neden oldu.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Türkiye Varlık Fonu (TVF) aracılığıyla kurlar ve borsa üzerindeki kayıpları minimize etme çabaları devam ederken, Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne soruşturma izni verilmesiyle piyasalar tekrar istikrar arayışına girdi.
TCMB'nin net döviz rezervleri, İmamoğlu'nun gözaltına alındığı hafta içinde 26,6 milyar dolar azaldı. Gözaltı kararının ardından net rezervler ilk gün 11,22 milyar dolar, Perşembe günü 2,97 milyar dolar ve haftanın son işlem gününde 12,39 milyar dolar düştü. Toplamda 26,6 milyar dolarlık bir azalma, TCMB'nin son bir yılda biriktirdiği net döviz pozisyonunun neredeyse yarısını oluşturdu.
TCMB'nin faiz politikaları ve Nisan ayında faiz indirimine gitmeme beklentisi nedeniyle TL mevduat faizleri yüzde 45 seviyesine yükselerek yüzde 42,5 olan politika faizini aştı. Öte yandan, borçlanma maliyetlerini etkileyen kredi risk primi CDS ise 300 puanın üzerinde seyretmeye devam etti.
TCMB, BDDK, Türkiye Varlık Fonu ve Hazine, Borsa İstanbul'daki şirketlerin piyasa değerlerini korumak ve döviz alımlarını sınırlamak için koordineli bir şekilde hareket etti. Varlık Fonu bünyesinde yer alan Ziraat Bankası, Halkbank, Vakıfbank ve Garanti BBVA, hisse senedi piyasalarında en fazla alım yapan bankalar arasında yer aldı. Özellikle Ziraat Bankası, 5,8 milyar TL'lik net alım ile en çok işlem yapan kurum oldu.
Aynı zamanda, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, döviz piyasalarındaki volatilitenin azaltılması amacıyla sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Türk Lirası Uzlaşmalı Vadeli Döviz Satım (NDF) işlemlerine başlandığını duyurdu.
TCMB'nin NDF işlemlerine girişi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanması sonrasında siyasi gerilimin artması ve döviz piyasalarında yaşanan sert dalgalanmaların ardından geldi.
Ekonomi uzmanları, geçtiğimiz bir haftada yaşanan bu gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerinde yaratabileceği olası sonuçları değerlendirdi.
İktisatçı Prof. Dr. Aziz Konukman'a göre, İmamoğlu'nun tutuklanması, ekonomik istikrarsızlığı artırarak yatırımların ve sıcak paranın geri çekilmesine neden oldu. Cumhuriyet'in haberine göre, ekonomist, "Borsadan ciddi çıkışlar yaşanıyor ve CDS oranları yükseliyor. Kur artışı, ithal girdilere bağlı olarak sektörel fiyat artışlarını tetikleyecek, bu da vatandaşın daha fazla mağdur olmasına yol açacak," dedi.
Konukman, ekonomik durumun bu şekilde devam etmesi halinde Orta Vadeli Program'daki hedeflerin ciddi bir revizyona tabi tutulması gerektiğini belirtti. Konukman'a göre, sanayi sektörü durma noktasına gelmiş durumda ve ekonomik büyüme ağırlıklı olarak inşaat sektörüne dayanıyor, sanayi ise göz ardı edilmiş durumda.
Özel sektörün geçmiş enflasyon verilerine dayanarak fiyat belirlemesi, hükümetin yönlendirdiği fiyatlar ve Merkez Bankası'nın faiz indirimleri, zaten riskli olan dezenflasyon programını daha da zorlayıcı bir hale getiriyor. Konukman, "Merkez Bankası'nın kısa vadeli çözümlerle döviz üzerindeki baskıyı azaltma çabaları uzun vadede sürdürülebilir değil. Bu durum, dezenflasyon programının başarıyla yürütülmesini imkansız kılıyor," şeklinde konuştu.
Konukman ayrıca, bütçe açıklarının arttığını ve vergi gelirlerinin artmasına rağmen bu artışın giderleri karşılayamadığını belirtti. Emekli bayram ikramiyelerindeki artışların da yetersiz olduğunu ifade ederken TÜİK'e sektörel fiyat artışlarını daha iyi anlamak için girdi-çıktı tablolarını güncelleme çağrısında bulundu.
İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi ve tutuklanması ile siyasi krizin piyasa hareketlerine nesnel sonuçları olduğunu belirten İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Birdal, "Türkiye'deki rejimin geleceği büyük bir soru işareti taşıyor. Seçimlerle iktidarın değişip değişmeyeceği sorusu insanları meşgul ediyor. Geçen hafta içinde yerli ve yabancı yatırımcılar ciddi kayıplar yaşadı. Erdoğan rejiminin her adımıyla kredibilite sorunu daha da derinleşiyor. Çözüm olarak yüksek faiz oranları sunuluyor," dedi.
Aposto'dan Pelin Cengiz'in aktardığına göre, Birdal, politika faizinde yapılan açıklamanın ardından piyasa fonlamasının durdurulmasına ve gecelik faizin yükseltilmesine dikkat çekerek, bu durumun fiiliyatta piyasa fonlama faizini yüzde 46'ya taşıdığını belirtti. Ayrıca, 25-26 milyar dolarlık döviz satışlarıyla piyasadan ciddi miktarda likidite çekildiğini ve döviz talebinin sınırlandırıldığını ifade etti. Birdal, "Geçmişte Nebati döneminde yaşanan kur krizlerinde Merkez Bankası’nın müdahale imkanları sınırlıydı, şimdi ise durum farklı. Faiz artışlarıyla müdahale edebiliyorlar, bu da yüksek faizler ve artan borç yükü anlamına geliyor. Özellikle yaz aylarında faizlerin yüzde 35 seviyelerine inmesi beklenirken, şimdi yüzde 46 seviyelerinde seyrediyor. Bu durum eurobond faizlerinin ve CDS oranlarının sert yükselmesine neden olacak ve enflasyonla mücadele hedeflerinden sapılmasına yol açacak," değerlendirmesinde bulundu.
Birdal ayrıca, sermaye piyasalarının geçmişteki kadar derin olmadığını, yabancı yatırımcı oranının yüzde 70'lerden yüzde 30'lara düştüğünü ve Varlık Fonu'nun piyasayı büyük ölçüde kontrol ettiğini söyledi. Yaz aylarında piyasa koşullarının zorlayıcı olacağını ve tüketicilerin tasarrufa yöneleceğini öngörüyor. Birdal, "Ücretliler ve dar gelirliler açısından en önemli sorun enflasyon. Kur hareketleri enflasyon hedeflerini bozacak ve ücretlerin alım gücünü eritecek. Asgari ücrette yıl ortasında artış yapılmayacak ve enflasyonun yıl sonunda yüzde 30'larda olması bekleniyor. Ekonomiyi canlandırmak için alınan önlemlerin de ciddi maliyetleri olacak," açıklamasında bulundu.
Ekonomist Güldem Atabay, yakın dönemdeki ekonomik gelişmeler üzerine değerlendirmelerde bulundu. Atabay, "Borsadaki yabancı yatırımcılar, faiz indirimi beklentisiyle çekildi ve dikkatlerini daha çok tahvil piyasasına yöneltti. Alınan önlemler ve Varlık Fonu destekli alımlar ile borsanın belirli bir seviyede tutulmaya çalışılacağını görüyoruz. Ancak iç piyasadaki sermayenin yetersiz kaldığı açık. Geçmişteki seçim önceleri gibi bir halka arz dalgası beklenmiyor. Borsa, 9000 puanın altında kalmaya devam edecek gibi görünüyor," dedi. Ayrıca, "Tahvil faizlerinin yüzde 30'lara çıkması, uzun vadede enflasyonun da yüksek kalacağını gösteriyor. Tahvil piyasasından para çıkışının devam edeceğini ve bu durumun kredi derecelendirmelerini olumsuz etkileyeceğini öngörüyorum," ifadelerini kullandı.
Ekonomist Ömer Rıfat Gencal, tüketici kredilerindeki ve kredi kartlarındaki yüksek artış hızlarına dikkat çekerek, "Bu artışlar, ekonomideki genel problemleri gözler önüne seriyor. Siyasi gerilimler arttıkça, reel sektörde üretim ve tüketimde ciddi problemler yaşanıyor. Kredi bulma zorlukları ve yüksek döviz borçları ekonomiyi daha da zor bir duruma sokuyor. Şu anki kur hareketleri, reel sektör üzerinde ciddi mali yükler oluşturdu ve bu durum enflasyon beklentilerini ve fiyatlama davranışlarını kötü yönde etkileyecek. Enflasyonla mücadeledeki mevcut politikalar, sürdürülebilir değil ve bu da piyasa dinamiklerinin bozulmasına neden olacak," şeklinde konuştu.
Kırklareli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın ise, genel seçimler sonrasında ekonomi yönetiminin yönünü değiştirdiğine işaret ederek, "Rasyonel olarak kabul edilen politikalar yerini daha baskın siyasi motivasyonlara bıraktı. Özellikle büyük şehirlerdeki rant erişiminin azalması, iktidar koalisyonunun ekonomik stratejisini değiştirmesine neden oldu. Kamu-özel işbirlikleri ve garantili projeler, ekonominin dönmesini sağlıyor ancak yerel yönetimlerde bu sermaye birikiminin izleri görülmekte. Gelecek seçimlere kadar siyasi ve ekonomik konsolidasyon çabaları artacak. Bu durum, ekonomik kurumların dayanıklılığını azaltacak ve şirketler için belirsizlikleri artıracak. Enflasyon hedefleri, yaşanan gelişmeler ve dış politik durumlarla daha da zor hale gelecek," değerlendirmesinde bulundu.
TIKLAYIN - Küresel yatırımcılar İmamoğlu soruşturmasını sordu, Bakan Şimşek “yorum yok” yanıtını verdi
TÜM HABERLER - Üç sandık zaferinin sonu cezaevi oldu: İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu "yolsuzluk" iddiasıyla tutuklandı!
8 yaşındaki iki mucit, deprem için geliştirdikleri projeyle ödül kazandı |
© Tüm hakları saklıdır.