Gündem

Ertuğrul Özkök: Yeni Suriye “eski Türkiye” gibi olurken, “yeni Türkiye” de “eski Suriye” gibi mi olacak?

Demek ki iktidar medyacısı gibi muhalifi de rızkını bu kutuplaşmadan çıkarıyormuş... Hürriyet ve Sabah’a kimi kayyım tayin edeceksiniz onu da açıklayın

12 Mart 2025 07:00

Güncelleme: 12 Mart 2025 06:32

İbret dolu bir son 24 saat yaşadık.

Yaşıyoruz.

Bu 24 saat içinde önümüze gelen haberleri alt alta yazıyorum.

(*) BİR: YPG ile HTŞ yönetimi “anayasal vatandaşlık” temeli üzerinde bir birlik ve beraberlik sözleşmesi yapmış.

İmzayı atanlara bir bakalım.

El Şara kim, Mazlum Abdi kim; YPG ne, HTŞ ne?

El Şara kim?

Bugün Birleşmiş Milletler ve ABD’nin hâlâ terörist saydığı HTŞ örgütünün başkanı.

Türkiye’nin de geçen aralık ayına kadar, bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzası ile “terörist” kabul ettiği bir örgüt yani.

Onunla aynı belgeye imza atan Mazlum Abdi kim?

Avrupa Birliği, Almanya ve Türkiye’nin hâlâ terörist kabul ettiği PKK’nın Suriye uzantısı olan YPG’nin lideri.

Suriye'deki Heyet Tahrir Şam (HTŞ) yönetiminin başkanı ve Geçici Cumhurbaşkanı Muhammed el Colani (sağda) ile SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi

Bahçeli, Öcalan’ın adının başındaki “terörist” sıfatını fiilen attı

(*) İKİ: “Öcalan açılımını” yaparak, şahsen benim de yürekten desteklediğim adımları atan MHP lideri Devlet Bahçeli, Öcalan’dan “PKK’nın kurucu Önderi” olarak söz etti.

Yani, Cumhur İttifakı’nın ortağı olarak, “devlet adına” Öcalan’ın adının başındaki “terörist” sıfatını kaldırdı.

Son 24 saatte Ankara’da bunlar olurken, İstanbul’da ne oluyor?

(*) ÜÇ: Suriye’de ve Ankara’da bunlar olurken, son 24 saat içinde Türkiye’nin en büyük şehri İstanbul’da da ilginç şeyler oluyordu.

Türkiye yargısı seçilmiş belediyelere baskınlar yaparak, seçilmiş insanları gözaltına alıyordu.

Hangi suçlama ile?

“Terör örgütü ile iltisaklı olma” suçlaması ile…

Bunun anlamı ne?

Bahçeli’nin “PKK önderi” Öcalan’ın adından fiilen kaldırdığı “terörist” sıfatını, devletin yargısı “onunla ilişkisi var” diye seçilmiş insanların sırtına yapıştırıyordu…

MHP lideri Devlet Bahçeli-PKK lideri Abdullah Öcalan

15 milyonluk İstanbul’un yüzde 54 oyu ile seçilen başkanına neler yapılıyor?

(*) DÖRT: Suriye’nin birbirine düşman, birbiriyle savaşmış iki “eski terör” örgütü “anayasal vatandaşlık” esası üzerinden el sıkışıp, barışırken…

Türkiye’de 15 milyonluk İstanbul’da yüzde 54 gibi rekor oyla, ikinci defa Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’nun yolunu kesmek için, “diploma” gibi tam anlamıyla zırvalık sayılan yollara bile tevessül eden iktidar, işi artık onu destekleyen insanların malvarlıklarına el koyma raddesine getiriyordu.

Öcalan, İmralı’ya giden DEM’lilere “Dikkat! Provokasyon var” diyor

(*) BEŞ: Aynı gün Cansu Çamlıbel’in mülakatından çok önemli bir şeyi öğreniyoruz.

İmralı’ya gidip Öcalan’la görüşen heyetteki DEM Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan şunu anlatıyor: 

Öcalan’ın, kendini görmeye giden DEM’lilere, “Kayyımları, İstanbul Barosuna, yazar çizerlere yapılanların barış açılımına karşı provokasyon olduğunu” söylemiş.

Ama nedense Sırrı Süreyya Önder bunu Cihangir’deki solcu arkadaşlarına bile söylemiyor.

Öcalan'ın çağrısını açıklayan DEM Parti heyeti

Aynı gün ABD’de Türkiye’yi Ortadoğulu yapmak için kanun teklifi

(*) ALTI: Yine son 24 saatte; Suriye’de 700 sivilin katledilmesi olayını HTŞ lideri ve topladığı kongre tarafından “Cumhurbaşkanı” ilan edilen El Şara, “sivil katliamı” olarak değerlendirip, bunu yapanların cezalandırılacağını açıkça söylerken…

Ankara bu olayı “eski rejim mensuplarının provokasyonu” olarak yorumladı.

(*) YEDİ: Aynı gün ABD Kongresi’nin iki üyesi “ABD Dış politika coğrafyasında Türkiye’nin Avrupa’dan çıkarılıp, Ortadoğu bölümüne geçirilmesi” için kanun teklifi veriyordu.

Bunların hepsi pazartesi günü, 24 saat içinde oldu.

Bu olayları alt alta yazdığımızda ortaya çıkan durumu nasıl izah edeceğiz?

24 saatteki bu 7 gelişmeyi nasıl yorumlayacağız?

İyimser bir yorumla:

(*) Orta Doğu’nun anlaşılamaz, içinden çıkılamaz kördüğümü olarak mı?

Yoksa…

Elem verici bir karamsarlıkla:

(*) “Suriye eski Türkiye’nin yerine geçerken, yeni Türkiye de eski Suriye’ye mi dönüşüyor” şeklinde mi?

Yoksa daha da elem verici şu yorumla mı?

(*) Ortadoğu’nun eski teröristleri “yeni Türkiye”nin “yeni demokratlarından” daha demokratlaştığı şeklinde mi…

Ben safça da olsa…

Hâlâ birinci yoruma inanmak istiyorum…


Rasim Ozan Kütahyalı'nın Halk TV YouTube kanalına verdiği mülakat yayından kaldırıldı

Rasim “ROK” Kütahyalı’yı Halk TV yayınında 1.3 milyon kişi görüntülemişse ne diyeceğiz?

Halk TV Youtube kanalı Rasim Ozan Kütahyalı’yla bir mülakat yayınladı.

Kendi payıma ilgiyle izledim.

Türkiye’nin “yeni rejimi” hakkında bence ilginç bir yorum yaptı.

Söylediklerinin bir bölümüne benim de eleştirim var.

“Türkiye’de kuvvetle ayırımı” ilkesinin bittiğini, “kuvvetler birliği” rejiminin başladığını söylüyor.

Bunun Türkçesi “Bu ülkede artık demokratik bir sistem yok, her şeye hakim otokratik bir rejim vardır” demek.

Saptaması doğru.

İtiraz ettiğim, bu durumu Türkiye’nin “yeni normali” olarak kabullenmemizi istermiş gibi bir üslupla konuşması.

Oysa bu durum, son üç aydaki uygulamalarla artık “yeni normal” aşamasını geçti ve “yeni anormal” haline dönüştü.

Ama bu yazıyı yazmamın asıl sebebi o değil.

Mülakatçılar yargıçlık yapmadan gazeteci gibi sorarsa sonuç iyi oluyor

Halk TV’yi Rasim Ozan’ı ekrana çıkardığı için tebrik etmeye hazırlanıyordum.

Mülakatı yapan meslektaşım hiçbir önyargı tuzağına düşmeden, çok net ifadelerle sorularını sordu.

Gazetecilik sınırını aşıp, “yargılayıcı” durumuna düşmedi.

Neticede çok ses getiren bir işe imza attı.

İsmail Küçükkaya’yı da Halk TV’ye gelen tepkilere karşı, gazeteci arkadaşımızın bu YouTube yayınını savunmasından dolayı kutlayacaktım.

Ama gün boyunca gördüm ki, başta patronu olmak üzere Halk TV’nin hâkim nomanklaturası bu yayına fena halde karşıymış.

X’te 1.3 milyon kişi görüntülemiş, demek ki bu yayın ilgi görmüş

Kendi kurumsal meseleleridir, karışmam.

Ama bu haberin X’teki görüntülenme sayısına baktım.

Dün akşam saat 20.00 sıralarında 1.3 milyon kişi görüntülemiş. 

Halk TV’nin hiçbir programının 1 milyon kişiye ulaşabileceğini sanmıyorum.

Bu, Halk TV’nin yayınlarında asla ulaşamayacağı bir rakam.

Demek ki büyük ilgi görmüş.

Bu gerçeği elinizin tersiyle itemezsiniz.

Kütahyalı’yı ekrana çıkaran yönetici 38 gün hapis yatmıştı

Şimdi Halk TV içinde büyük bir cadı avı başlamış durumda.

Bunları izlerken, Kütahyalı’yı o ekrana çıkaran yönetici Suat Toktaş’ın, “Bu adamı niye çıkardın?” diyenlerden birinin yaptığı mülakat nedeniyle hapiste yattığını hatırladım.

Yani kendisini eleştirenleri korumak için yattı o 38 gün hapsi.

Şule Aydın, Murat Ağırel, Timur Soykan ve Barış Pehlivan'dan oluşan "Kayda Geçsin" ekibi ile gazeteci Barış Terkoğlu Halk TV'den istifa etti

Dün akşam itibarıyla durum şöyleydi

Halk Tv’nin patronu Cafer Mahiroğlu program hakkında eleştirisini dile getirdi.

Hakkıdır. Ayrıca o YouTube yayınını da dün akşama kadar kaldırmadı.

Bu da yerinde bir patronluk kararı.

YouTube görevlisi meslektaşlarımızın ona söz hakkını reddetmeleri de doğru değil bana göre.

Ama bu konu nedeniyle isyan bayrağı çekenlere bir çift sözüm var.

O zaman sorarlar…

Hürriyet ve Sabah’a kimi kayyım tayin edeceksiniz onu da açıklayın

Kendi payıma eskiden beri şöyle düşünüyorum.

Hayatımız geçmişte yapılan hataları unutmamakla geçecekse işimiz zor.

Türkiye’nin, Öcalan’la barışmayı konuştuğu bir günde, “O adam eskiden şöyle demişti, böyle yapmıştı” diyerek bazı insanları ekranlardan zorla uzaklaştırmaya devam ederseniz, bugünkü rejimden ne farkınız kalacak?

Demek ki savunduğunuz kafa iktidara gelirse sizin de bir Fahrettin Altun’unuz olacak.

Hazır başlamışken, yarın iktidara gelirseniz Sabah ve Hürriyet’in başına hanginizi kayyım olarak tayin edeceksiniz, onu da bugünden söyleyin de hiç farklı olmayacağınızı iyice anlayalım.

İmamoğlu’nun açılım çabaları da engellenmişti ?

Bu kafayla geçmişte Ekrem İmamoğlu’nun açılım çabaları bile, “Gezilerinize niye o adamı o kadını davet ettin?” diye galiz hakaretlerle engellenmeyle kalkıldı ve bir ölçüde başarıldı.

Hiç düşünmediler ki, Ekrem İmamoğlu’nun sadece CHP oyları ile ne belediye başkanı ne de ilerde Cumhurbaşkanı seçilmesi mümkün…

Hiç düşünmediler ki bunun için bütün Türkiye’yi kucaklaması lazım.

Arkadaşlar Türkiye, sizin o dar dünyanızdan, minicik mahallenizden, küçücük muhitinizden çok geniş…

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu

Bu rövanşist duygularla Türkiye’yi ceza sömürgesine mi çevirmeyi vadediyorsunuz?

Ne var bu kadar gürültüye yahu?

Kızdığınız, hatta ifrit olduğunuz bir adam davet edilmiş, yazdığı ve herkesin ilgisini çekmiş bazı konular kendine sorulmuş.

1.3 milyon insan da ilgiyle seyretmiş.

Nedir bu 5-10 bin aleyhte mesaj geldi diye yapılan panik?

Girin New York Times’ın web sitesine.

Her gün gün onlarca konuda itiraz var böyle okuyucusundan gelen.

Çıkın izah edin okuyucunuza…

Edemiyorsanız da katlanın.

Ortadoğu’nun eski teröristleri vatandaşlık sözleşmesi yaparken

Ortadoğu’nun, birbirlerine kurşun sıkmış, katliam yapmış “eski teröristleri” anayasal vatandaşlık sözleşmesi yaparken, siz bu ülkeyi “ceza sömürgesine” mi çevirmeyi vadediyorsunuz…

Bütün saflığımla bu açılımı yapan Halk TV yönetimini kutlamaya hazırlanıyordum.

Devam edin lütfen açılıma diyecektim…

Korkmayın sizi bu yoldan çevirmeye çalışanlardan diye yüreklendirmeye çalışacaktım.

Davet edin iktidara yakın medya mensuplarını da…

Onlara da açın ekranlarınızı, onlar gibi olmadığınızı gösterin diyecektim.

Bu ülkede barışacaksak, demokrasiyi samimi olarak istiyorsak, birbirimizle konuşmayı öğrenmeliyiz diye tamamlayacaktım yazımı.

Demek ki iktidar medyacısı gibi muhalifi de rızkını bu kutuplaşmadan çıkarıyormuş

Meğer beyhudeymiş…

O yüzden yukarda yazdıklarımın hepsini kelime kelime geri alıyorum.

Evli evine, sağcısı solcusu kendi mevziine…

Demek ki kendine muhalif diyen insanlar, bu kutuplaşmış, birbirinin boğazına sarılmış, yumruk yumruğa Türkiye’den memnunmuş.

Meğer iktidar yanlısı gibi muhalifimiz de günlük rızkını bu kamplaşmadan, bu kavgadan, hır gürden çıkarıyormuş.

Eh ben de sizin evinize rızkınızı götürmenize mâni olacak kadar insafsız değilim.

Ekmeğinize mâni olmayayım.

Her gece kendi aranızda hepiniz aynı şeyleri söylemeye ve bundan zevk almaya devam edin.

Bu ülkenin yüzde 50’si bu iktidar için yok hükmündeydi.

Demek ki öteki yüzde 50’si de bu itirazcı arkadaşlarımız için yok değerindeymiş.