Gündem

Halk TV'ye "bilirkişi" davasında beş gazeteciye de beraat!

Gazeteciler, "bilirkişinin ifşa edilmesi" ve "bilirkişiyi etkilemeye teşebbüs" suçlamalarıyla yargılandılar

(Soldan sağa) Barış Pehlivan, Serhan Asker, Kürşad Oğur, Seda Selek, Suat Toktaş

04 Mart 2025 09:08

Güncelleme: 04 Mart 2025 18:25

T24 Haber Merkezi

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun CHP'nin pek çok dosyasında yer aldığını söyleyerek adını açıkladığı bilirkişi ile yapılan telefon görüşmesinin Halk TV'de yayınlanması sonrası açılan davanın ilk duruşması bugün görüldü. Tutuklu bulunan Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş dahil olmak üzere, görüşmeyi yapan gazeteci Barış Pehlivan, Halk TV Sorumlu Müdürü ve Programcısı Serhan Asker, Halk TV sunucusu Seda Selek, Halk TV Program Koordinatörü Kürşad Oğuz hakkında beraat kararı verildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ise kararın istinafa gönderileceğini ve Toktaş'ın tahliye kararına da itiraz edileceğini bildirdi. 

Halk TV'ye yayın yapan beş gazetecinin 4 yıldan 14 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı "bilirkişi" davasında ilk duruşması bugün İstanbul 54. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 09:30'da Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş'ın yokluğunda başlayan duruşmada Seda Selek'in ifadesi tamamlandığı sırada tutuklu Toktaş da adliyeye getirildi. T24'ten Candan Yıldız, gelişmeleri aktardı.

 

 

Selek: Bu gazetecilik faaliyetidir; bilirkişi merak edilen bir kişiydi, soru sorulması doğaldır

Sanık kürsüsüne ilk olarak çıkan gazeteci Seda Selek şunları söyledi:

"23 yıllık gazeteciyim. 27 Ocak haber akışında canlı yayındaydık. O gün İmamoğlu’nun açıklaması vardı. Canlı yayında bu toplantıyı verdik. Basın toplantısı bittikten sonra İmamoğlu’nun açıkladığı konuları değerlendirmeye başladık.

Program devam ederken rejiden kulağıma Barış Pehlivan’ın haber içeriği söylendi. Bu içerik çok kısaydı. Değerlendirme yapacak bir içerik de yoktu. Bu gazetecilik faaliyetidir. Bilirkişi merak edilen bir kişiydi, soru sorulması doğaldır."

Programcı Selek'in savunması saat 10:04 itibarıyla sona erdi.

Oğuz: Bu dava bana ve arkadaşlarıma değil, gazeteciliğe açılmış bir davadır

Selek'ten sonra sanık kürsüsüne gelen Gazeteci Kürşad Oğuz, kariyeri boyunca muhabirlikten genel yayın yönetmenliğine kadar birçok farklı görevde bulunduğunu belirterek, kendisine ve meslektaşlarına değil, gazetecilik mesleğine karşı açılmış bir dava ile karşı karşıya olduğunu ifade etti.

Oğuz ifadesinde şunları söyledi: "30 yıllık gazeteciyim. Muhabirlikten genel yayın yönetmenliğine kadar çok farklı görevlerde bulundum. Bu dava bana ve arkadaşlarıma değil gazeteciliğe açılmış bir dava.

İmamoğlu’nun basın toplantısındaydım. Bilirkişi Satılmış Büyükcanayakın’ı merak ediyordu. Herkesin merak ettiği hakkında iddialar olan kişi ile Barış Pehlivan ile konuştuğunu fark ettim. Bu görüşme önemliydi ve kaydı yapıp gönderdim.

Gazetecilik refleksi ile yaptığı kaydı Suat Toktaş’a gönderdim her hangi bir ekleme çıkarma yapmadan. Amacım ifadelerin eksiksiz olarak kayıt altına almaktı. Ne benim ne de Suat Toktaş’ın suç işleme kasti yoktu.

Söz konusu bilirkişi İBB ile raporlarını zaten teslim etmiş. Biz o kaydı yaparken o raporlar zaten varmış. Yargıyı nasıl etkilemiş olabiliriz? Özgür, bağımsız haber kanallarının nefesinin kesilmesi, toplumun haber alma hakkının engellenmesidir."

Gazeteciler Selek ve Oğuz'un ifadeleri tamamlandıktan sonra söz alan avukatları, müvekkillerinin adli kontrol şartlarının kaldırılmasını ve beraatlerini istedi.

Pehlivan: Milyonlarca insanın takip ettiği İmamoğlu’nun iddiaları ciddiye alınmaz mı?

Savcılık ve emniyetteki ifadelerinin doğruluğunu vurgulayarak, suç delilinin neden tutanak altına alınmadığını sorgulayan gazeteci Barış Pehlivan ifadesinde şunları söyledi:

"13 sayfalık bir iddianame. Bilirkişi ile yaptığım görüşme işin özü ama iddianamede sayfalarca İmamoğlu’nun basın toplantısı var. Bu davayla ne ilgisi var? Bu davanın her şeyi var ama yargı konusu edilen suç delilinin tutanağı yok. Bilgisayarın mürekkebi mi var ki bitti? Elektrik mi kesildi? Savcılık suç delili olarak gördüğü kaydın tutanağını neden koymuyor?

22 yıldır gazeteciyim. İBB basın toplantısına davet edildim. Konusunu bilmiyordum. Kimseden izin almadım. Suat Toktaş ve Kürşat Oğuz un da haberi yoktu.

İmamoğlu'nun iddiaları var: “Mahkemeleri yanıltıyor , sahte raporlar hazırlıyor”. Milyonlarca insanın takip ettiği İmamoğlu’nun iddiaları ciddiye alınmaz mı?

Bundan 14 yıl önce Ergenekon kumpas davasında hakkımda bilirkişi raporu hazırlayanlar oldu. Onlar hapiste ya da firarda. Ben gazetecilik yapmaya devam ediyorum.

Ben gazetecilik refleksi ile haber atlatmak için o bilirkişi ile görüştüm. Eminim ki Toktaş ve Oğuz iyi habercilik için iddiaların muhatabına söz hakkı vermek istemiştir.

Telefon görüşmesinde benimle konuşmak istemediğine dair ifade var. Tutanaklarda da var, insan konuşmak istemediği kişi espri yapar mı? Halk TV'den aradığı kişi olduğumu bilmesine rağmen görüşmek istemediğine dair ifade yok.

Baskıcı üslupla konuşsam, bana 4 kez kusura bakmayın 2 kez de başarılar diler miydi?

Bilirkişiyi etkilediğim iddiası da kadük. Çünkü zaten raporlar yazılmış. Öyle bir zaman makinası icat edilmedi daha.

Aynı bilirkişinin ses kaydını Melih Gökçek ve Hamza Dağ'ın da sosyal medyadan yayınlamasına işlem yapılmadı.

Görevdeki bilirkişi hakkında çete demiş Yeni Şafak haberlerinde, Yeni Şafak'ın binasına kaçak dediği için bilirkişi. Ama Suat Toktaş'ı tutuklayan yargı onlara neden işlem yapmıyor?

Bu davanın gizli suçu Halk TV'nin cesur gazeteciliği, 14 yıl istenen Barış Pehlivan dışarda, 9 yıl istenen Suat Toktaş içerde. Bu hukuk mu ya…"

'Bilirkişi' davasında Barış Pehlivan'ın tam savunması: Gazeteci değil de uyuşturucu baronu, rüşvetçi bürokrat ya da tacizci tarikat şeyhi olsaydık dosyamız kapatılırdı

Toktaş: İşimin sorumluluğunu aldım

Barış Pehlivan'ın ifadesinin ardından soruşturmanın tek tutuklu sanığı Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş sanık kürsüsüne geldi.

Savcılık ve hakimlik ifadelerinden eksiklik ve yanlışlıklar olduğunu belirterek başladığı savunmasında Toktaş, şunları söyledi:

"Aylık gelirim 80 bin TL. Son zamları bilmiyorum. Savcılık ve hakimlik ifadelerinde eksikler ve yanlışlıklar var. Seda Selek ve Serhan Asker'in bu olayda dahilleri yoktur.

Kaçma şüphesiyle tutuklandım ancak kaçmak isteseydim o gün kaçabilirdim. İşimin sorumluluğunu aldım. Bu kararı Suat Toktaş almıştır yazan kişi kaçmaz.

Burada karartılacak bir delil yok çünkü ses kaydı yayınlandı. Aynı ses kaydını Hamza Dağ ve Melih Gökçek yayınlıyor. Beyaz TV'de Osman Gökçek yorum yapıyor. Onlara suç olmayan bize suç.

Özensiz bir mantıkla tutuklandım. Bu ülkenin sevdalısı bir insanım kovsalar da gidecek bir yerim yok. Yapılan şey tam anlamıyla gazetecilik. Yanımdan gelmiş geçmiş arkadaşlarıma gazeteciliğimi anlatmak zorundayım.

Gazetecilik yargılanıyor. 38 yıllık gazeteci olarak hukuku iyi bilirim. Anayasa, devletin haber verme hakkını düzenlediğini belirtir; biz de bu haktan yararlanıyoruz. Türkiye'de gazetecilik, siyasal çatışmalar nedeniyle unutulmuş ve zarar görmüştür.

Bu dosyada hepimize beraat kararı verilmesi gerekir. Soruşturma bile açılmaması gereken bir durumla karşı karşıyayız.

Siyasi bir kişilik günlerdir açıklama yapacağım turpun büyüğü heybede diyor. Kamuoyunun büyük merakı vardı. O güz izlenme oranları çok yüksekti. O gün bir isim duyduk hakkında iddialar var. Barış arıyor gazetecilik yapıyor.

Halk TV'de bir kural vardır: Karşı tarafı her zaman ararız. Çünkü merak edilen kişinin sesini duymak bile haber niteliğindedir. Haber merkezi olarak biz de ulaşmaya çalışıyorduk ancak Barış Pehlivan bizden önce ulaşmıştı. Ardı ardına gazetecilik soruları soruyor. "Neden görüşmenin kaydı yok? Bir savcı hep aleyhe mi delil toplar?" Bilirkişi sorulara açıkça yanıt veriyor ve telefonu kapatmıyor, kendince yanıtlar veriyor. Ses kaydı bana ulaştığında, Halk TV eleştirisi de içeriyordu; bunu bile kesmeden olduğu gibi yayınlıyorum. Gazetecilik ilkelerime sonuna kadar bağlı kalmışım.

Haber bazen bir cümledir. Gazetecilik hız ve ısrar işidir. Delice bir iş yapıyoruz. Herkesten önce yayınlamak vardır. Bir gazeteci gündemde olan bir kişiyi sohbet için aramadığını o bilirkişi biliyor olmalı. O muhakemeyi yapmış olduğunu düşünüyorum. Sorulara yanıt veriyor. Kendisi için olumlu imaj verecek bilgileri de veriyor. Tespitler yapıyor ve yayınlamayın demiyor.

Kürşad, saat 12.11'de bana mesaj atıyor ve üç dakika sonra, 12.14'te, "Gördün mü?" diye kontrol ediyor. Bilirkişi ile yaptığı konuşmayı yayınlamamız gerektiğini söylüyor.

Daha sonra Barış Pehlivan ile yazışmaya başlıyorum. İdarede bir sakatlık olduğunu belirtiyor. "Gazeteciliğim sorgulanıyor, dava açma izni var mı?" diye Pehlivan'a soruyorum. O da "Abi biz gazeteciyiz," diye yanıtlıyor.

Sonra telefonumdan uzaklaşıp, aldığım ses kaydını yayına hazırlamaya başlıyorum. Sorduğum soru ve aldığım yanıt, yaşadığım bir irade sakatlanmasını gösteriyor.

Ben yayınladım. Sorumluluğu alıyorum. Ama bir süreç var onu anlatıyorum. Suç işleme kastım olsa o ses kaydını tekrar verirdim. Bir kez kez yayınlamışım. Bilirkişi adını da baş harfleriyle vermişim.

Barış ve Kürşad, gazetecilik standartlarına uygun olarak karşıt görüşlerin alınmasını sağlamışlar; bu, sıkça göz ardı edilen bir detay. Bilirkişiyle yapılan konuşmada izin sorgulaması gereksiz çünkü bilirkişi rahat bir şekilde konuşuyor. Barış'ın konuşmasında herhangi bir tehdit, telkin veya baskı unsuru yok. Bilirkişi, kendi iradesiyle telefonu kapatıyor. Peki, biz neyi etkilemiş olabiliriz?

Savcılık, mütalaasında bir de gazetecilik yorumu yapmış. Haber değeri yokmuş.

Onlarca avukat bana "yatarı olamayan bir suç" dedi ama 34 gündür tutukluyum.

Bilirkişi, tutuklandıktan sonra adliyeye getirildi. İlgili ses kaydı şikayete dayalı bir suç kapsamında incelenmiş ancak ne benim ne de Kürşat hakkında bilirkişiden gelen bir şikayet bulunmuyor. Bu, şikayete bağlı bir suç işlemek için şikayet olmaması gibi ciddi bir hukuk hatasını ortaya koyuyor. Gerçekten dehşet verici bir durum.

Biz tutuklandıktan sonra bilirkişi hakkımızda şikayette bulundu.

İddia makamı kamu yararı yok diyor haber için. Nasıl olmaz ? Kamuoyu bizim haberimizle bilirkişinin AKP ve MHP belediyeleri aleyhine de rapor hazırladığını öğrendi. Bu kamu yararı değil mi ?

38 yıldır 13 kanalda çalıştım. Hiçbir yere siyasi ekonomik bürokratik angajmanım olmadı. Hep çalışarak yönetici oldum. Benden başka bir Suat çıkmaz. Benden gazetecilik dışında başka bir şey çıkmaz.

Siyasal çatışma ortamlarında gazetecilik zehirlenir. Bu zor ortamda gazetecilik zordur. Ben ve bütün arkadaşlarıma beraat verilmeli. Tahliye edileceksem de adli kontrol uygulanmamasını talep ediyorum."

Tahliye ve beraat talebi

Suat Toktaş’ın avukatı, uzlaşmaya tabii bir suçtan tutuklu bulunan müvekkilinin anayasal haklarının ihlal edildiğini söyledi. Toktaş’ın avukatı tahliye ve beraat talebinde bulundu.

Soruşturma programdan sadece 11 dakika sonra başlatılmış

Suat Toktaş'ın avukatının aktardığı bilgilere göre, Halk TV'deki ilgili programın yayınlanmasından yalnızca 11 dakika sonra soruşturma ilk olarak Barış Terkoğlu hakkında başlatıldı. Avukatı, şikayete bağlı bir suçtan bahsedilmesine karşın ortada herhangi bir şikayet bulunmadığını ve buna rağmen soruşturma başlatılmasının başlı başına bir hukuksuzluk ve suç olduğunu vurguladı.

Serhan Asker: Suat Toktaş'ın nöbetini gerekirse ben alacağım

"Suat Toktaş’ın hayatında iki kızı, eşi ve haber vardır. 20 yıl TRT’de çalıştım. Onlardan biri olmadığım için yükseltmediler ve istifa ettim. Bu arkadaşlarımla çalışmaktan onur duyarım. Olayın olduğu gün ben izinliydim. Haftalık iznimi kullanıyordum. Suat beni aradı, "Yarın seni sorumlu müdür olduğu için alabilirler" dedi. Ben de kanala gittim. Bekledim, gelmediler. Meclis’e gittim. Çıkışta iki polis beni durdurdu ve karakola götürdüler. Gasp büroya götürdüler. Sabaha kadar soğuk bir yerde kaldım.

Hakkımda yurtdışı çıkış yasağı verdiler. Kızımın pasaportuna da el koydular. Suçluysa babası suçlu. Bunları da yaşıyoruz. Evlatlarımız da mağdur ediliyor.

Bu sabah annemle helalleştim. 34 gündür Suat Toktaş yatıyor. O nöbeti gerekirse ben alacağım. Biz Cumhuriyet'in gazetecileriyiz. Ben o gün izinliydim. Her pazartesi karakola gidip imza veriyorum."

Tutukluluk halinin devamı talebi

Savunmaların tamamlanmasının ardından, savcılık, Suat Toktaş'ın tutukluluk halinin devamını talep etti. Ayrıca, diğer sanıklar hakkında da adli kontrol tedbirlerinin sürdürülmesini istedi.

Savcılık mütalaası ve Suat Toktaş'a söz verilmesinden sonra diğer sanıklar mütalaaya karşı yeniden savunmalarını yaptılar.

"Ben gider yine yatarım"

Savcılığın tutukluluk halinin devamı talebinden sonra kendisine yeniden savunma hakkı tanınan Suat Toktaş "Ben gider yine yatarım. En geniş yeri 3 metre olan bir yerde yatıyorum. Bu kadar kolay mı tutuklamak? Çok farklı görüşlerden gazeteciliğime kefil oldular. Onlara da çok teşekkür ederim" dedi. 

Beraat kararı

Mahkeme, son sözlerin sorulmasının ardından kararını açıklamak için 10 dakika ara verdi.

Aranın ardından mahkeme heyeti kararını açıkladı. Tutuklu bulunan Suat Toktaş'ın tahliyesine karar verirken, tüm gazeteciler "yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs" suçlamasından beraat etti.

Dosya, "Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması" suçlamasından da uzlaşmaya gönderildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, itiraz edecek

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamada ise, "Kamuoyunda bilirkişi davası olarak bilinen ve bugün görülen davanın kararı istinaf edilecektir. Ayrıca tahliye kararına da itiraz edilecektir." denildi.

Erol Önderoğlu: Bu keyfi davaların sonu gelmiyor, gelsin artık

RSF’den Erol Önderoğlu, Halk TV davasına ilişkin olarak şu ifadeleri kullandı:

"Halk TV davasından Suat Toktaş’ın tahliyesi ve beş habercinin de aklanması teselli vericidir. Ancak, basın özgürlüğü değerleri, Başsavcılıklar ve Sulh Ceza Hakimlikleri dahil, adaletin sisteminin tüm aşamalarında tanınmadığından bu keyfi davaların sonu gelmiyor. Gelsin artık!"

CHP'li Tanal: Büyük bir salon ayarlasınlar!

CHP Milletvekili Mahmut Tanal, beş gazetecinin yargılandığı dava nedeniyle seçilen Ticaret Mahkemesi salonunun yetersiz olduğunu dile getirdi. Davanın görüldüğü salonda ve koridorda yaşanan yoğunluk, duruşmaya katılanların ve izleyicilerin zor anlar yaşamasına neden oldu. Tanal, "Bu davayı açarlarken düşünselerdi, başka bir salon ayarlasınlar!" diyerek mahkeme salonunun seçimi konusunda rahatsızlığını ifade etti.

Takip etmeye geldiler

Halk TV’nin Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş, program müdürü Kürşad Oğuz, programcı Seda Selek, Barış Pehlivan ve sorumlu müdür Serhan Asker'in yargılandığı davayı izlemek için, Hasan Cemal, Musa Kart, Yalçın Doğan, Alper Taş, Ruşen Çakır ve CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Mahmut Tanal, Utku Çakırözer, Gökhan Zeybek Çağlayan Adliyesi’ne geldi.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, gazeteciler Gürkan Zengin, İnan Demirel, İsmail Saymaz, Timur Soykan ve Barış Terkoğlu da duruşmayı takip eden isimler arasındaydı. 

 

Ne olmuştu?

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun "turpun büyüğü" diyerek Esenyurt ve Beşiktaş Belediyesi hakkında raporlar yazan bilirkişinin ismini açıklamasının ardından, bilirkişi ile görüşerek kamuoyuyla paylaşan gazeteci ve Cumhuriyet yazarı Barış Pehlivan, "kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması" ve "bilirkişiyi etkilemeye teşebbüs" suçu iddiasıyla gözaltına alınmıştı. Pehlivan'ın ardından Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş, Halk TV Sorumlu Müdürü ve Programcısı Serhan Asker, Halk TV sunucusu Seda Selek, Halk TV Program Koordinatörü Kürşad Oğuz da gözaltına alınmıştı. Pehlivan, Selek, Asker ve Oğuz adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, Suat Toktaş tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Halk TV yöneticileri hakkında yürüttüğü soruşturmayı tamamlayarak, iddianameyi hazırlamıştı. 

İddianamede bilirkişi S.B. müşteki, Barış Pehlivan, Kürşad Oğuz, Suat Toktaş, Seda Selek ve Serhan Asker ise şüpheli olarak yer almıştı.

İddianamede Barış Pehlivan ve Kürşad Oğuz hakkında müşteki olan bilirkişiyle yapmış oldukları görüşmeyi kayda aldıkları gerekçesiyle "kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması" ve "yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs" suçlarından 6 yıldan 14'er yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.

Seda Selek, Suat Toktaş ve Serhan Asker hakkında ise suça konu ses kaydını birbirleri ile paylaşıp canlı yayında yayınladıkları gerekçesiyle "kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması" ve "yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs" suçlarından 4 yıldan 9'ar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti.

 


Şakir Paşa Ailesi: Aile albümü mü, yasak aşk arşivi mi?