Dünya

Leipzig de Saraçhane'ye ses verdi | Erdoğan'a cevabımız nettir: Faşizme teslim olmuyoruz!

30 Mart 2025 11:01

Güncelleme: 30 Mart 2025 11:58

Leipzig

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun 19 Mart'ta gözaltına alınması ve tutuklamasının ardından başlayan protestolar Türkiye'nin ve dünyanın dört bir yanında devam ediyor. Dün (29 Mart) Almanya'nın Leipzig şehrinde "Türkei > Erdoğan, Weg mit der Diktatur" pankartı eşliğinde düzenlenen protestoda "Erdoğan'ın tüm Türkiye halkına yönelttiği 'Teslim olun' çağrısına karşı Leipzig'den vereceğimiz cevap nettir: Erdoğan, sen padişah değilsin, biz de senin kulların değiliz. Faşizme teslim olmuyoruz!" denildi. 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yürütülen "terör" ve "yolsuzluk" soruşturması kapsamında 19 Mart'ta gözaltına alınan Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanlığı ön seçim adayı Ekrem İmamoğlu, 23 Mart'ta tutuklandı. İmamoğlu, İBB'ye yönelik olarak "yolsuzluk" suçlamasından yürütülen soruşturma kapsamında, "ihaleye fesat, kişisel verileri kaydetme, rüşvet ve örgüt kurma" iddialarıyla tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne götürüldü. Tutuklanmasının ardından İçişleri Bakanlığı kararıyla İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırıldı. 19 Mart'ta İmamoğlu'nun gözaltına alınması ile başlayan protesto gösterileri sırasında yüzlerce kişi gözaltına alındı, tutuklandı. 

Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanması ve sonrasında gerçekleşen protestolar sırasındaki polis şiddetine karşı Wilhelm-Leuschner-Platz'dan Marktplatz'a yüründü. İstanbul Saraçhane'de ve ülkenin pek çok şehrinde devam eden protestolara destek olmak ve yaşanan anti-demokratik uygulamalara karşı itirazlarını dile getirmek için bir araya gelen leipzig'de yaşayan bir grup Türkiye vatandaşı, yürüyüş sırasında "Faşizme teslim olmayacağız!", "Türkiye faşizme direniyor!" Diktatör Erdoğan!", "Hoch die Internationale Solidaritat!", "Schulter an Schulter gegen Fascismus!", "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz" sloganları attı. 

"Türkiye Cumhuriyeti demokrasi tarihinin belki de en büyük kırılma anlarından birini yaşıyoruz"

Eylemde Türkçe ve Almanca olarak okunan açıklamanın tam metni şöyle:

"Leipzig ve Halle çevresinde yaşayan ve son haftalarda Türkiye'de yaşananlar ile ilgili hem öfkeli, hem umutlu bir grup Türkiye vatandaşı olarak yaptığımız çağrıya kulak verip bize katıldığınız için çok teşekkür ederiz.

Türkiye Cumhuriyeti demokrasi tarihinin belki de en büyük kırılma anlarından birini yaşıyoruz. Tüm baskılara rağmen halkın büyük oyuyla seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, ciddiye alınacak bir hukuk sürecine değil iktidar güdümlü bir yargı operasyonuna dayalı yolsuzluk ve terörizm destek suçlamalarıyla hedef alındı. Ve hukuk elbisesi giydirilmiş bir siyasi maskaralıkla tutuklanarak görevden alındı.

Yurttaşlık bilincine sahip çıkan tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bildiği üzere bu operasyon, Erdoğan'ın muhalefete kaybettiği İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni çalışamaz hale getirme ve potansiyel rakiplerinden birini oyun dışı etme hamlesidir. Türkiye'de siyasal alanın tamamen tasfiye edilmesine giden yolun çok kritik bir aşamasını oluşturmaktadır."

"Seçme ve seçilme hakkımızın fiilen elimizden alınmaya çalışıldığı bir ana geldik"

"Önce Gezi Parkı direnişi kanla bastırıldı. Ardından 15 Temmuz darbe girişimi demokratik kamusal yaşamı terörize etmek üzere araçsallaştırıldı. Sonra seçilmiş belediye başkanları yerine kayyumlar atandı, barış talep eden akademisyenler terörizm suçlamasıyla üniversitelerden atıldı. Daha sonra ise kuvvetler ayrılığını ve bağımsız yargıyı bitiren, meclisi etkisizleştiren, devlet aygıtını tamamen Erdoğan'ın kontrolü altına sokan başkanlık sistemine geçiş gerceklesti. Ve nihayet bugün seçme ve seçilme hakkımızın fiilen elimizden alınmaya çalışıldığı bir ana geldik.

Bugün Türkiye'nin tüm şehirlerinde, üniversitelerinde, sokaklarında, meydanlarında toplumun her kesiminden insanlar günlerdir olağanüstü bir direniş içerisinde. Milyonlarca vatandaş, seçme ve seçilme haklarının ellerinden alınmasına, AKP iktidarının tam teşekküllü bir diktatörlük olarak yerleşmesine karşı harekete geçiyor. AKP iktidarı ise kitlelerin en demokratik hak arayışını polis şiddetiyle, gaz bombalarıyla, biber gazıyla, gözaltılarla, ev baskınlarıyla sona erdirmeye çalışıyor. Eylemler ve ev baskınlarında binlerce insan gözaltına alındı, yüzlerce insan tepeden gelen talimatlarla tutuklandı ve yüzlerce insan kötü muamele ve işkenceye maruz kaldı, yaraladı."

"Uluslararası bağlamdan güç ve cesaret almaktadır"

"Şunu biliyoruz ki Erdoğan ve bir bütün olarak Cumhur İttifakı'nın temsil ettiği bu antidemokratik anlayış uluslararası bağlamdan güç ve cesaret almaktadır. Pek çok ülkede neo-faşist siyasi hareketler yükseliştedir. Batılı ülkeler dahil pek çok hükümet farklı başlıklarda aykırı sesleri susturmakta, temel hak ve özgürlükleri askıya almaktadır. Bu gidişat, temel hak ve özgürlüklerin dünya genelinde önemsizleştiği bir 'yeni norm' yaratmaya başlamıştır. Bunlara ek olarak AKP iktidarı göç yönetimi, Ortadoğu denklemi ve olası bir Avrupa güvenlik ittifakına yönelik pazarlık gücüyle de Batılı hükümetler nezdinde elini güçlendirmektedir. Erdoğan Ortadoğu ve Kuzey Afrika başta olmak üzere farklı bölgelere yönelik pragmatist ve yayılmacı emellerini Batılı hükümetlerin çıkarlarıyla örtüştürmekte, kendini uluslararası muhataplarına vazgeçilmez bir ortak olarak sunabilmektedir. AKP iktidarı ile birlikte onu destekleyen yerli ve yabancı çıkar grupları kazanmakta, Türkiye'nin yurttaşları ise kaybetmektedir."

"Ülkemizde diktatörlüğün, baskının ve zulmün bir tarihi varsa, direnişin, özgürlük ve eşitlik mücadelelerinin de bir tarihi var"

"Ne yazık ki Türkiye bugün yurttaşlarına gelecek sunamayan, genç vatandaşlarının adeta kaçarcasına terk etmeye çalıştığı, kadınların göz göre göre her gün katledildiği, kamu kaynaklarının yağmalandığı, hukukun işlemediği, halkın adalete inancının kalmadığı, eleştirel fikirlerin ve medyanın baskılandığı, muhalefetin hapsedildiği, belediyelere kayyumların atandığı, çalışan nüfusun büyük kesimlerinin açlıktan başka bir şey vaad etmeyen asgari ücretle çalıştırıldığı, emeklilerinin yoksullukla boğuştuğu bir ülke haline getirildi."

"Bu halk bunu hak etmiyor. Ülkemizde diktatörlüğün, baskının ve zulmün bir tarihi varsa, direnişin, özgürlük ve eşitlik mücadelelerinin de bir tarihi var. Abdülhamit istibdadına karşı "Kahrolsun İstibdat, Yaşasın Hürriyet" sloganıyla dikilen 1908 Devrimi'nden; Saltanat, Hilafet ve emperyalist işgale karşı 'Egemenlik Kayıtsız ve Şartsız Milletindir' diyen Cumhuriyet devriminden, 1968 öğrenci hareketinin 'Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye' mücadelesinden, işçilerin ve kadınların hak mücadelelerinden, Kürtlerin ve Alevilerin asimilasyon politikalarına olan direnişlerinden, Gezi İsyanı'ndan ve şimdi Türkiye'nin tüm şehir ve sokaklarında devam eden haysiyet mücadelesinden güç alıyoruz."

"Türkiye'de sokaklardan yükselen talepleri bir kez de buradan dile getiriyoruz:

- Protestoculara uygulanan keyfi polis şiddeti ve tutuklamalar son bulsun!

- Basta Ekrem İmamoğlu olmak üzere, tüm siyasi rehineler ve tutuklular serbest bırakılsın!

- Kayyum düzeni bitsin, tüm seçilmiş belediye başkanları görevlerine iade edilsin!

Erdoğan'ın tüm Türkiye halkına yönelttiği 'Teslim olun' çağrısına karşı Leipzig'den vereceğimiz cevap nettir: Erdoğan, sen padişah değilsin, biz de senin kulların değiliz. Faşizme teslim olmuyoruz!"

Eyleme, Leipzig'de bulunan Föderation Klassenkämpferischer Organisationen (FKO) de destek verdi. FKO adına destek açıklamasını okuyan Shashin, "Almanya'daki sınıf mücadelesi örgütleri olarak duruşumuz nettir: Türk ya da başka herhangi bir kapitalist hükümetin bocalamasına, hatta düşmesine neden olacak her türlü protesto memnuniyetle karşılanmalıdır!" dedi

Eyleme ayrıca Sosyalist gençlik örgütü Young Struggle da destek verdi. 

Destek konuşmalarının yapılan forumunla birlikte eylem sona erdi.