03 Nisan 2025 12:10
Güncelleme: 03 Nisan 2025 12:38
Uluslararası Af Örgütü bugün (3 Nisan) bir açıklama yayımlayarak, Suriye hükümetinin, kıyı bölgelerinde Alevi sivilleri hedef alan toplu katliam dalgasının faillerinin hesap vermesini sağlaması ve hiçbir kişi ya da grubun mezhebi nedeniyle hedef alınmamasını temin etmek üzere derhal adım atması gerektiğini belirtti.
Uluslararası Af Örgütü'ne ulaşan bilgilere göre, hükümete bağlı milisler, 8-9 Mart 2025'te sahil kenti Banias'ta 100'den fazla kişiyi öldürdü. Örgüt, cinayetlerin 32'sini araştırdı ve bunların kasıtlı, Alevi azınlık mezhebini hedef alan ve hukuka aykırı saldırılar olduğu sonucuna vardı. Uluslararası Af Örgütü, 16 kişiyle görüştü. Kanıt Laboratuvarı, uydu görüntülerini analiz etti, 7-21 Mart 2025 arasında araştırmacılarla paylaşılan veya sosyal medyada yayınlanan dokuz video ve fotoğrafı doğruladı, silah analizi yaptı. Tanıklar, silahlı kişilerin insanları tehdit etmeden ya da öldürmeden önce Alevi olup olmadıklarını sorduklarını ve bazı durumlarda eski hükümet tarafından işlenen ihlallerden dolayı onları suçladıklarını söyledi. Açıklamaya göre, mağdurların aileleri, yetkililer tarafından sevdiklerini dini ya da halka açık törenler olmaksızın toplu mezarlıklara gömmeye zorlandı.
Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, "Elimizdeki kanıtlar, hükümete bağlı milislerin korkunç misilleme saldırılarında Alevi azınlığa mensup sivilleri kasıtlı olarak hedef aldıklarını ve yakın mesafeden soğukkanlılıkla vurduklarını gösteriyor. Yetkililer, iki gün boyunca ölümleri durdurmak için müdahale etmedi. Çatışmanın tarafları hesaplaşma peşinde koşarken, Suriyeli siviller bir kez daha kendilerini en ağır bedeli öderken buldular" dedi.
"Sivillerin kasten öldürülmesi ya da yaralı, teslim olmuş veya esir alınmış savaşçıların kasten öldürülmesi bir savaş suçudur" diyen Callamard, şunları ifade etti:
"Suriyeliler, Esad hükümeti ve silahlı gruplar tarafından gerçekleştirilen ağır ihlaller ve kitlesel zulümler karşısında on yılı aşkın bir süredir cezasızlığa katlandı. Alevi azınlığı hedef alan son katliamlar, zaten onarılmamış pek çok yaranın bulunduğu ülkede yeni yaralar açmakta. Yeni yetkililerin, bu suçların mağdurları için hakikati ve adaleti tesis etmesi, geçmişten kopuşun ve azınlıklara yönelik saldırılara sıfır toleransın sinyalini vermesi kritik önem taşımakta. Adalet sağlanmadığı takdirde Suriye, daha fazla zulüm ve kan dökülmesi döngüsüne geri dönme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.
Bu korkunç cinayetlerin faillerinin bağımsız ve etkili soruşturmalarla hesap vermesini sağlamanın yanı sıra hükümetin bir insan hakları inceleme süreci yürütme yükümlülüğü var. Bir kişinin ciddi insan hakları ihlalleri gerçekleştirdiğine dair kabul edilebilir kanıtların bulunduğu durumlarda, o kişi bu ihlalleri tekrarlayabileceği bir konumda kalmamalı veya bu konuma getirilmemeli."
BM kıyı bölgelerinde öldürülen insan sayısının çok daha fazla olduğuna inanmakla birlikte Tartus, Lazkiye ve Hama vilayetlerinde 111 sivilin öldürüldüğünü belgeleyebildi. Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR) ise, 39'u çocuk olmak üzere 420 sivilin ve silahsızlandırılmış savaşçının, çoğunlukla yetkililere bağlı milisler tarafından hukuksuzca öldürüldüğünü belgeledi.
Güvenlikleri nedeniyle gerçek isimleri kullanılmayan tanıklar, Uluslararası Af Örgütü'ne yaşadıklarını şöyle anlattı:
Samira: "9 Mart'ta sabah saat 10 sularında bir grup silahlı adam evimizi bastı ve eşimi başından vurarak öldürdü. Adamlardan biri, bize Alevi olup olmadığımızı sordu ve ardından kardeşinin ölümünden Alevi toplumunu sorumlu tuttu. Onlara [eşimi] almamaları için yalvardım. Geçmişte yaşanan cinayetlerle ya da kardeşinin ölümüyle hiçbir ilgimiz olmadığını anlattım. Ancak eşimi çatıya çıkarıp bana Alevilerin Sünnileri nasıl öldürdüğünü göstereceklerini söylediler. Onlar gittikten sonra çatıya çıktım ve cesedini gördüm. Hayatımı kurtarmak için kaçmak zorunda kaldım ve komşuma cesedi koruması için yalvardım."
Ahmad: "8 Mart'ta bir akrabamdan gelen telefonla silahlı adamların evimizi bastığını ve 60'larının sonundaki babamı vurduğunu öğrendim. Annem bana dört silahlı adamın sabahın erken saatlerinde evimize girdiğini söyledi. İlk soruları [aile üyelerimin] Alevi olup olmadığıydı. Adamlar, kardeşimi dövmeye başlamış ve babam onları durdurmaya çalışmış. [Babama] geri dönmesi emredildi... Bunu yaparken silahlı bir adam onu sırtından vurdu ve kurşun göğsünden çıktı... 20 dakika sonra geri geldiler ve cesedi aldılar…"
Saed: "Hafta sonu için ailemi ziyarete gittim. 8 Mart sabahı silah sesleri duyduk ve ardından sessizlik oldu. Kurtulduğumuzu düşünüyorduk ancak ertesi sabah saat 10 sularında bir grup silahlı adam binaya girdi. Aileme, beni takip etmelerini söyledim ve kapıdan çatıya doğru koştum. Onlar arkamdaydı. Çatıya ulaştım ama arkama baktım ve [ailem] orada değildi... Sonra silahlı adamların kardeşime, 'Alevi misin, Sünni misin?' diye sorduklarını duydum. Kardeşim cevap verdi ama sesi titriyordu. İkinci kardeşim araya girdi ve onlara şöyle dedi: 'İstediğinizi alın ama bizi bırakın'. Sonra babamın sesini duydum ve sanki onları aşağıya götürüyorlardı. Birkaç dakika sonra 75 yaşındaki babamla 31 ve 48 yaşındaki kardeşlerimi, binanın girişinde vurularak öldürülmüş halde buldum...
Güvenlik güçleri mezarlığın yanında boş bir arsa kazdı ve cesetleri buraya dizdi. Defin sırasında fotoğraf çekmeme ya da akrabalarımın bulunmasına izin verilmedi. Yüzlerce ceset gördüm. Kardeşlerimi [10 Mart'ta] tek başıma gömdüm. Cesetler yan yana ve üst üste duruyordu ve sonra kamyon mezarın üzerini toprakla örttü."
Görgü tanıkları, Uluslararası Af Örgütü'ne cinayetlere karışan erkeklerin çoğunun Suriyeli olduğunu ancak aralarında bazı yabancıların da bulunduğunu söyledi. Mahalle sakinlerine göre, yetkililer cinayetleri durdurmak için müdahale etmedi ve kaçmak için güvenli yollar sağlamadı. Görüşülen yedi kişi, kendilerinin ya da akrabalarının El Kusur mahallesinde öldürülen aile üyelerini dini törenlere göre, kendi seçtikleri bir yere ya da halka açık bir törenle defnetmelerine yetkililer tarafından izin verilmediğini söyledi. Bunun yerine cesetler mahalleye yakın Şeyh Hilal mezarlığının yanındaki boş bir araziye yığıldı.
© Tüm hakları saklıdır.