05 Nisan 2025 12:23
Güncelleme: 05 Nisan 2025 13:04
Uzmanlar, avukatlık mesleği kullanılarak yapılan dolandırıcılık yönteminin çoğunlukla icra dosyalarıyla ilgili olduğunu, bunu önlemek için adı verilen avukatın bilgilerinin baro levhası üzerinden de kontrol edilmesi gerektiğini bildirdi.
Son günlerde avukatlıkla ilgili artan dolandırıcılık vakaları alınabilecek önlemleri gündeme getirdi. Uzmanlar, özellikle telefon yoluyla avukatlık mesleğinin suistimal edilmesiyle yapılan dolandırıcılık yöntemlerinden korunmak için tanımadıkları kişilerden gelen aramalarda resmi belge talep edilmesini ve doğrulama yapılmasını önerdi.
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Ana Bilim Dalı Başkanı ve adli bilişim uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, dolandırıcıların kendilerini avukat olarak tanıtırken sahte belgeler, taklit kimlikler ve yanıltıcı avukatlık lisans bilgileriyle mağdurların güvenini kazandıklarını söyledi.
Dolandırıcıların resmi kurumların veya baroların isimlerini taklit ettiğini, gerçek bir hukuk danışmanı olduklarını iddiasıyla aciliyet duygusu oluşturup, mağdurların panik içinde işlem yapmasına neden olabildiklerini aktaran Kırık, şöyle konuştu:
"Ayrıca dolandırıcılar sosyal mühendislik tekniklerinden faydalanarak, telefon veya internet üzerinden kurdukları samimi iletişimle, mağdurların güvenini sarsmadan, profesyonel bir izlenim bırakmaya çalışıyorlar. Gerçek bir hukuk bürosu izlenimi vermek amacıyla, bazı durumlarda gerçek avukat bilgilerini çarpıtarak veya sahte referanslar sunarak dolandırıcılık eylemlerini daha inandırıcı hale getiriyorlar."
Prof. Dr. Kırık, dolandırıcılık vakalarının genellikle icra dosyaları, miras davaları, boşanma, veraset ve benzeri hukuki işlemleri, müstehcenlik, terör ve yasa dışı bahis üzerinden gerçekleştirildiğini, mağdurların genellikle duygusal ve ekonomik olarak hassas olduğu alanlar olmasından dolayı dolandırıcıların bu zafiyetten faydalandığını dile getirdi.
Bu durumun temelinde hukuki süreçlere dair bilgi eksikliği ve stresin etkisi yattığına dikkati çeken Kırık, şunları söyledi:
"Dolandırıcılar, mağdurlara gerçek bir hukuki sorunla karşı karşıya olduklarını iddia ederek, hızlı ve düşünmeden harekete geçmelerini sağlıyor. Bu sayede mağdurlar dolandırıcının yönlendirdiği işlemleri onaylayıp, maddi kayıplara uğruyorlar."
Prof. Dr. Kırık, dolandırıcılığa maruz kalan mağdurların izlemesi gereken hukuki yolları şöyle anlattı:
"Mağdurlar, dolandırıcılık eylemine maruz kaldıklarında öncelikle durumu belgelendirip, en yakın emniyet birimine ya da savcılığa başvurarak resmi şikayette bulunmalıdır. Tüm telefon kayıtları, mesajlar, e-posta yazışmaları ve alınan belgeler saklanmalı, bu materyaller, yapılacak soruşturmada delil olarak kullanılabilmektedir. Ayrıca, mağdurların güvenilir bir avukatla görüşmeleri büyük önem taşır. Hukuki destek alarak, dolandırıcılık olayının detaylarını ve mağduriyetin boyutunu doğru şekilde değerlendirebilir. Baro veya tüketici hakları derneklerine de başvurarak, mağduriyetin giderilmesi için yasal yollara başvurabilirler. Böylece, haklarının korunması ve gerekli yasal işlemlerin başlatılması sağlanmış olur."
Telefonla kendini avukat olarak tanıtan bir kişinin gerçek olup olmadığını anlamanın ilk adımının Türkiye Barolar Birliği veya yerel baronun resmi internet sitelerinden sicil numarası ve kayıt bilgilerini sorgulamak olduğunu vurgulayan Kırık, bu yöntemin kişinin gerçekten avukat olup olmadığını objektif bir şekilde ortaya koyduğunu ve dolandırıcılık ihtimalini en aza indirdiğini kaydetti.
Kırık, iletişim sırasında resmi kimlik ve avukatlık belgesinin ibrazının talep edilmesi gerektiğinin altını çizerek, "Gerçek avukatlar, şüphe duyulan durumlarda belgelerini sunmaktan çekinmez. Dolandırıcılar ise genellikle bu tür resmi evrakları sağlayamadıkları için doğrulama süreci mağdurlar açısından önemli bir güvenlik adımı oluşturur." bilgisini verdi.
Son yıllarda, dijital iletişim araçlarının ve internet kullanımının yaygınlaşmasıyla, telefon ve internet dolandırıcılığı vakalarında artış gözlemlendiğine işaret eden Kırık, medya raporlarının ve resmi istatistiklerin dolandırıcıların yöntemlerini sürekli geliştirdiğini ve daha profesyonelce hareket ettiğini ortaya koyduğunu söyledi.
Bu artışın hem teknolojik gelişmelerin getirdiği fırsatlardan hem de bireylerin dijital ortamda yeterince bilinçli olmamasından kaynaklandığını belirten Kırık, şunları kaydetti:
"Yetkili kurumlar, halkı bilgilendirme kampanyaları ve uyarılar yoluyla bu tür dolandırıcılık olaylarının önüne geçmek için çalışmalar yürütse de bireylerin de dikkatli ve sorgulayıcı olmaları, riskin azaltılması açısından kritik öneme sahiptir. Vatandaşlar, dolandırıcılık olaylarına karşı en temel önlemi, şüpheli aramalarda kişisel ve finansal bilgilerini paylaşmamak suretiyle almalıdır. Tanımadıkları kişilerden gelen telefon aramalarında, avukat olduğunu iddia eden şahıstan resmi belgeleri talep etmek ve doğrulama yapmak, dolandırıcılığa maruz kalma riskini önemli ölçüde azaltır. Bu bilinçli yaklaşım, dolandırıcıların tuzaklarına düşmeyi engelleyebilir. Yetkili makamlar da bu konuda vatandaşları bilinçlendirmek amacıyla düzenli bilgilendirme kampanyaları yürütmekte ve uyarılar yayınlamaktadır. Türkiye Barolar Birliği, Emniyet Genel Müdürlüğü ve diğer ilgili kurumlar, dolandırıcılık vakalarını önlemek için hukuki düzenlemeler ve teknik önlemler almaktadır. Bu çalışmalar, toplumun dolandırıcılığa karşı daha dirençli hale gelmesi için sürekli olarak güncellenmekte ve geliştirilmektedir."
Bilişim Hukuku Derneği Başkanı Kürşat Ergün ise dolandırıcıların kendilerini avukat olarak tanıtırken çoğunlukla mesaj atma ve arama yöntemlerini kullandığını belirtti.
Günümüzde sık kullanılmamakla birlikte eski dönemlerde dolandırıcılar tarafından kişilere aldatıcı tebligatlar da gönderildiğini anlatan Ergün, şöyle devam etti:
"Bahse konu dolandırıcılık eylemleri, çoğunlukla icra dosyaları ve ceza davalarına yönelik gerçekleştirilmektedir. İcra dosyaları yönünden dolandırıcılar var olmayan borçlar üzerinden kişilerin başta haciz olmak üzere icra işlemleriyle karşı karşıya kalacağına ilişkin bir intiba oluşturmakta ve bu yolla haksız kazanç elde etmeyi amaçlamaktadır. Ceza davaları yönünden ise kendisini hakim veya savcı olarak tanıtan dolandırıcılar, cezai müeyyidelerle kişileri korkutmakta yine bu yolla haksız kazançlar elde etmeye çalışmaktadır."
Ergün, mağdurların bu tür dolandırıcı eylemlere maruz kaldığında ilk olarak e-Devlet uygulaması üzerinden Ulusal Yargı Ağı Sistemi (UYAP) kontrol etmelerini önerdi.
Dosya sorgulama sistemi üzerinden, bahse konu dosyanın var olup olmadığına bakılması gerektiğine dikkati çeken Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Böyle bir dosyanın mevcut olmaması halinde ödeme veyahut herhangi bir işlem yapılmamalıdır. Buna karşın bahsi geçen dosya mevcutsa dahi yine de direkt olarak ödeme yapma yoluna gidilmemelidir. Arayan kişiler, kendini avukat veya hukuk bürosu olarak tanıtıyorsa ilgili avukatın baro ve sicil bilgileri istenilmeli ve alınan bilgiler avukatın kayıtlı olduğu baro levhasından kontrol edilmelidir. Levhada yer alan bilgiler arasında avukatın telefon numarasının bulunması halindeyse mağdurlar, bu numaradan ilgili avukata veya hukuk bürosuna ulaşmalı ve yönelen eylemin gerçekliğini sorgulamalıdır."
Ergün, eylemin dolandırıcı bir faaliyet olduğunun tespit edilmesi halinde ikamet edilen yerin başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması gerektiğine işaret etti.
Son yıllarda Türkiye'de bu tür dolandırıcılık vakalarında artış gözlemlendiğini vurgulayan Ergün, bunun nedeninin son dönemki teknolojik gelişmeler ışığında yoğunluğu aşırı şekilde artan sanal ortamdaki iş ve işlemler olduğunu dile getirdi.
Ergün, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı'nca vatandaşların gerek kamu spotları gerekse de bilgilendirme mesajları yoluyla dolandırıcı eylemler yönünden düzenli uyarıldığını da sözlerine ekledi. (AA)
Adolescence: 13 yaşındaki bir çocuk neden öldürür? Her evde Jamie’ler yetişiyor olabilir mi? |
© Tüm hakları saklıdır.