12 Haziran 2024

AYM’nin yeni iptal kararı rektörleri ve YÖK üyelerini etkiler mi?

AYM’nin iptal kararı mevcut rektörlerin durumunu etkiliyor mu? 3 nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ndeki rektör atamaya ilişkin hükümler Anayasa’ya uygun mu? Rektör atanma usulü nasıl olmalı?

Anayasa Mahkemesi

Anayasa Mahkemesi (AYM) geçtiğimiz günlerde 2017 yılında yapılan kapsamlı Anayasa değişikliğine uyum için Temmuz 2018’de çıkarılan ve çok kapsamlı düzenlemeler getiren 703 sayılı KHK’nın bazı maddelerini iptal etti.

İptal gerekçesi usulden.

Bir kısmı Anayasa’ya uyum hususu ile ilgisi olmadığından ve bu nedenle KHK’nın yetki kanunu kapsamında olmadığından iptal edildi.

Bir kısmı ise Anayasa’ya göre bu konuların KHK ile düzenlenmesi mümkün olmadığından ve doğrudan kanunla düzenlenmesi gerektiğinden iptal edildi.

İptal edilen maddelerin TBMM tarafından kanunla düzenlenmesi için de 12 ay süre verildi.

Kararda şimdilik esasa girilmedi. Kanunla yapılacak düzenlemeler aynı içerikte çıkarsa, açılacak yeni davada esasa ayrıca girilecek.

İptal edilen düzenlemelerden bir kısmı, anılan KHK ile 2547 sayılı YÖK Kanununda yapılan değişikliklerle ilgili.

Öncelikle YÖK Kanunundaki rektörlerin doğrudan Cumhurbaşkanınca (CB) atanacağına dair hüküm iptal edildi.

Rektör atamaya ilişkin daha önceki düzenleme, rektörlerin üniversite öğretim üyeleri tarafından seçilecek 6 aday arasından YÖK tarafından önerilen 3 adaydan birinin Cumhurbaşkanınca atanması şeklindeydi.

Sonraki düzenleme ise öğretim üyeleri tarafından seçime son vererek, YÖK’ün doğrudan önerdiği 3 adaydan birinin CB tarafından atanması şeklinde değişti.

Sözü edilen ve AYM tarafından iptal edilen düzenleme ise YÖK’ün önerisine de son vererek, CB’nin istediği bir profesörü direkt atayabilmesini öngörüyordu.

AYM, bu hükmü rektör atamanın kamu görevine girme hakkı kapsamında olması ve dolayısıyla KHK ile düzenlenmesi mümkün olmayan bir temel hak ve özgürlük niteliği taşıması nedeniyle iptal etti.

AYM’nin iptal ettiği diğer bir KHK hükmü ise Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) tarafından seçilen ve CB tarafından onaylanan YÖK üyelerinin atanma usulünü düzenliyordu.

Burada da ÜAK kontenjanından YÖK üyelerini atama konusunda CB’nin yetkileri genişletiliyor ve güçlendiriliyordu. ÜAK’nin seçtiği üyeler CB tarafından 1 ay içinde onaylanmadığı takdirde ÜAK 15 gün içinde toplanıp yeni üyeler seçmezse, seçim yetkisi otomatik olarak CB’ye geçiyordu.

AYM, haklı olarak bu konuyu yeni Anayasa değişikliğine uyum kapsamında ve dolayısıyla KHK’nın yetki kanunu kapsamında görmeyerek iptal etti.

AYM’nin iptal kararı mevcut rektörlerin durumunu etkiliyor mu?

Basında veya sosyal medyada çıkan bazı yazı ve yorumlarda AYM’nin anılan iptal kararının mevcut rektörlerin atamalarını hukuka aykırı hale getirdiği ve yasal dayanaktan yoksun hale getirdiği savunuluyor.

Bu görüşler hukuken doğru değil.

Öncelikle anılan iptal kararı 12 ay sonra yürürlüğe girecek.

Diğer yandan, söz konusu KHK’dan yaklaşık 2 hafta sonra yürürlüğe konulan ve halen de yürürlükte olan 3 nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (CBK) de rektör atama konusunu ayrıca düzenliyor ve aynı şekilde CB’nin istediği profesörü rektör olarak doğrudan atamasına olanak tanıyor.

Diğer bir deyimle rektör atama konusunda CB’ye verilen yetki hem anılan ve iptal edilen KHK’de hem de halen yürürlükteki 3 nolu CBK’de bulunuyor.

Yani bu konuda CB’ye iki farklı düzenleme ile verilen iki ayrı yetki var.

(İptal kararının yürürlüğe girmesi hususu bir yana bırakılsa bile) yetkilerden biri iptal edilmiş ama diğeri iptal edilmemiş durumda.

Dolayısıyla CB’nin doğrudan rektör atamasına yönelik CBK’deki yetki hukuken ayakta olduğu sürece, söz konusu iptal kararı gereğince rektörleri atama konusunda yeni yasal düzenleme yapılmasa bile mevcut rektörlerin ataması veya yeni rektör atamaları kendiliğinden hukuka aykırı hale gelmeyecek.

ÜAK tarafından seçilen YÖK üyelerinin durumu

Bu konuda ÜAK kontenjanından seçilen YÖK üyelerinin durumu ise rektörlerden farklı.

Her ne kadar 3 nolu CBK’nın eki 1 nolu listede YÖK üyeleri de sayılmışsa da YÖK üyelerinin seçimi ve atanması (rektörlerden farklı olarak) 3 nolu CBK’de özel olarak düzenlenmiş değil.

(ÜAK tarafından seçilen) YÖK üyelerinin seçilme ve atanma usulü sadece iptal edilen KHK ile düzenlenmiş durumda.

Bu nedenle AYM’nin iptal kararı üzerine bu konuda yeni yasal düzenleme yapılmazsa, gerek ÜAK kontenjanından gelen yeni YÖK üyelerinin CB tarafından atanması, gerekse (yeni yasal düzenlemede bunlar için geçici madde konulmazsa) mevcut üyelerin durumu hukuka aykırı hale gelecektir.

3 nolu CBK’deki rektör atamaya ilişkin hükümler Anayasa’ya uygun mu?

Bu konuda ayrıca vurgulamam gereken önemli bir husus var.

Her ne kadar yukarıda değindiğim gibi 3 nolu CBK’de de rektör atama konusu düzenlendiği için yeni iptal kararı bu hususta hukuki boşluk doğurmuyor olsa da kanımca 3 nolu CBK’deki rektör atamaya ilişkin hükümler açıkça Anayasa’ya aykırı.

Nitekim Anayasa’nın 130. ve 131. Maddeleri üniversite rektörlerinin ve YÖK üyelerinin atanmasını özel olarak düzenlemiş.

Bu konuda da çok açık biçimde rektör atanmasının “usul ve esaslarının kanunla düzenlenmesi gerektiğini” Anayasa açıkça vurgulamış.

“Kanunun belirlediği usul ve esaslara göre; rektörler Cumhurbaşkanınca … seçilir ve atanır” (AY m.130/6).

Aynı şekilde YÖK üyelerinin seçim usulünün kanunla belirlenmesi de açıkça Anayasa’da belirtilmiş. (m.131/2)

Rektör atamalarının 3 nolu CBK’de düzenlenmesinin dayanağı Anayasa’nın 104/9 hükmündeki idarede üst kademe yöneticilerinin atanma usul ve esaslarının CBK ile düzenleneceğine dair genel madde.

Rektörler de üst kademe bürokratlar arasında görülmek suretiyle bu CBK’ye dahil edilmiş.

Oysa Anayasa’nın üniversiteleri ve rektörlerin atanma usulünü düzenleyen 130. maddesi üst kademe yöneticilerinin atanma usulünü genel olarak düzenleyen 104/9 madde hükmüne göre çok bariz biçimde “özel hüküm” niteliğinde.

Kaldı ki Anayasa’nın açıkça kanunla düzenlenmesini öngördüğü konularda CBK çıkarılamayacağı hem ayrıca açık Anayasa hükmü (m.104/17); hem de bu hususta AYM içtihadı çok açık ve net.

Bu itibarla kanaatimce 3 nolu CBK’deki rektör atamaya ilişkin hükümler (m.3/5 ve eki 1 nolu listedeki rektörler ifadesi) açıkça Anayasa’ya aykırı.

Aynı şekilde bu CBK eki 1 nolu listedeki YÖK üyeleri ifadesi de Anayasa’ya aykırı.

Rektör atanma usulü nasıl olmalı?

Bu durumda söz konusu AYM iptal kararı sonrasında yapılacak yeni yasal düzenleme bir fırsat olarak görülmeli ve gerek rektör atamaları gerekse YÖK üyelerinin atamaları demokratik usullere ve bilimsel özerkliğe ilişkin evrensel norm ve prensiplere uygun biçimde yeniden düzenlenmeli.

Bu bağlamda rektör atama usulüne ilişkin önerim, üniversitelerde dekanların fakülte öğretim üyeleri tarafından seçilmesi (Anayasa değişikliği yapılamazsa, öğretim üyelerinin seçeceği 2 aday arasından YÖK tarafından atanması); rektörlerin ise seçimle gelmiş dekanlar arasından Cumhurbaşkanınca atanması.

Böylece büyük üniversitelerde adayların başka fakülte ve birimlerce yeterince tanınamaması sorunu ve tıp fakülteleri gibi çok öğretim üyeli fakültelerin rektör seçimlerini domine etmesi sorunları aşılabilir.

Üniversitelerde seçimin demokrasi ve etkinlik açısından en optimum mecrası bence fakülte bazında yapılan seçimdir.

Bu noktada Anayasa’nın rektör atama yetkisini CB’ye vermiş olması, mutlaka CB’nin doğrudan seçim yetkisini gerektirmez. CB’nin yapacağı atamanın ilgili paydaşların önereceği veya seçeceği öğretim üyeleri arasından olmasının öngörülmesi CB’nin anayasal yetkisini ihlal etmez.

Nitekim yanılmıyorsam rahmetli Erdal İnönü tarafından getirilen ve uzun yıllar uygulanan yöntem de zaten öğretim üyeleri tarafından seçilen 6 aday arasından YÖK’ün 3’e indirdiği adaylar arasından sınırlı bir seçimdi.

YÖK üyelerinin seçiminde de Anayasa, öğretim üyeleri tarafından seçilip CB tarafından atanacak/onaylanacak üyeler ile doğrudan CB tarafından seçilecek üyeler arasında denge öngörmesine rağmen, bir kısmı iptal edilmiş olan mevcut yasal düzenlemede bu konudaki denge öğretim üyelerinin seçimi aleyhine ve CB’nin doğrudan seçimi lehine fazla bozulmuş durumdadır.

Yeni yasal düzenlemede bu konudaki dengenin de gözetilmesi doğru olacaktır.

Sonuçta, AYM’nin söz konusu iptal kararı bir fırsat olarak görülüp, üniversite yönetimlerinin daha demokratik bir yapıya kavuşturulması kanunla da mümkün. Anayasa değişikliği gerektirmez.

Yeter ki daha demokratik bir düzenleme yönünde siyasi irade bulunsun.

Ali D. Ulusoy kimdir?

Halen Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı Başkanı ve öğretim üyesi olan Prof. Dr. Ali D. Ulusoy, 1968 yılı Mersin Mut doğumludur.

Öğretim üyeliği yanında EPDK Hukuk Dairesi Başkanlığı, BDDK Hukuk Danışmanlığı, Başbakanlık Bilgi Edinme Kurulu Üyeliği, TOBB-ETÜ Hukuk Fakültesi kurucu dekanlığı ve İzmir Yaşar Üniversitesi rektör yardımcılığı gibi idari görevlerde bulunmuştur.

ABD Los Angeles California Üniversitesinde (UCLA) iki yıl (2006-2007; 2017-2018) misafir öğretim üyesi olarak kalmıştır. 2011-2014 arası üç yıl Danıştay Üyeliği yapmış ve kendi isteğiyle ayrılıp üniversiteye dönmüştür.

Uzmanlık alanları: İdare hukuku, İdari yargı, Ekonomik kamu hukuku, İdari yaptırımlar, İnsan hakları, Devlet-din ilişkileri.

Lisans: Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi. Yüksek Lisans: Fransa Bordeaux Üniversitesi. Doktora: Fransa Bordeaux Üniversitesi. Doçentlik:2002, Profesörlük: 2008.

Yazarın Diğer Yazıları

Ana muhalefetin açmazları ve Özgür Özel'in egosu

Bu "normalleşme" söylemi ana muhalefet partisine siyaseten hiçbir şey kazandırmadığı gibi, aslında ağır bir seçim yenilgisi almış iktidara bir tür "yaşam öpücüğü" vermiş oldu

Tıp ve diş hekimliği hocalarının muayenehane açmalarında son durum

Zira gelinen noktada aynı kürsüde aynı kadroda çalışan doçent veya profesörlerden bazılarının muayenehane açma hakkı olup ciddi ek gelir elde etmeleri, ama diğerlerinin bu hakkı olmaması gerçekten de eşitliğe ve çalışma barışına uymuyor

Niçin yazıyorum?

Yazmaktaki amacım, bir tür kamu hizmeti aşkıyla tutuşup, topluma hizmet adına toplumu bilgilendirme amacı filan değil...