21 Temmuz 2024
Savaşı doğuda bitirip, Fransa cephesine asker aktarmak isteyen Almanya ile barış yaparak zaman kazanmak isteyen Lenin, Troçki ve Bukharin'le ciddi bir anlaşmazlık yaşamaktadır. Bu süreçte, barışa yanaşmayan ve devrimin sürekliliğini isteyen Troçki ve Bukharin ile mücadelesinde güçlü bir tezle yola çıkar. Rusya içlerine girmeye çalışan Almanya'yı barışla durdurarak, yeni doğan devrimin yaşaması için fırsat yaratmak. Düşman ordusu ve işçi sınıfı üzerinde yoğun bir devrim propogandası yapmak suretiyle, yakın gelecekte Avrupanın yeni devrimlere gebe bırakılmasını aklından hiç çıkarmamıştır.
Sovyet devriminin ertesinde alınan hiçbir karar, Barış Kararnamesi kadar etkili olamaz. Devrim savaş sırasında doğmuştur. Devrim başladığı sıralarda, savaşın bitmekte olduğu adeta hissedilmektedir. Savaş sonunda Rusya dizlerinin üstüne düşmüş, halk barışın biran önce gelmesi için dua etmektedir. 26 Ekim 1917 günü Lenin Sovyet Kongresinde yaşamsal bir konuşma yapar. "Bizler, Sosyalist Düzeni inşa etmek zorundayız!". Lenin için yapılması gereken tek şey konuşma odağının doğrudan barışa getirilmesidir. Smolny Salonunda çok heyecanlı anlar yaşanır.
Lenin dünyadaki gelişmelerin farkındadır. Savaşın son yılında Amerika Birleşik Devletleri de Müttefik Devletlerin yanında savaşa girmiştir. Avrupa'da dengeler değişmiş, Almanya savaşı kaybeder gibi gözükse de Rus topraklarına olan ilgisini hiç kaybetmemiştir.
Bolşevikler devrimin batıya ihracı ve yayılması politikasının bir parçasının Barış kampanyası olduğunu gizlemekte zorluk yaşamaktadırlar. Marksistler Rusya gibi geri kalmış bir toplumda, batı proleteryasının desteği olmadan devrimin yaygınlaştırılmasının mümkün olmadığını görmekte, ordudaki köylüler bir an önce köylerine dönüp, toprak paylaşımından kendilerine düşen kısmı alma telaşındadır. Kızıl ordunun başlangıçta savaşacak ciddi bir gücü bulunmamaktadır. Sultan Galiev'in Tatar Türklerinden oluşturduğu orduyla Kazan'da Beyaz Orduyu müthiş bir yenilgiye uğratarak, Tataristan'da kazandığı efsane başarı, devrimi adeta uçurumun kenarından kurtarmıştır.
O günlerde Dış İlişkiler Komiserliği (Dışişleri Bakanı) görevine getirilen Troçki'nin yakın bir arkadaşına "Nasıl bir dış politika uygulayacağımız konusunda hiçbir fikrim yok! Halka devrimle ilgili birkaç açıklama yapıp, dükkanı kapatacağım" dediği söylenir. Troçki'ye göre Sovyetlerin Barış Kampanyası'nın temel dinamiği bir devrim propogandası gibi olmalıdır. "Savaşan ülkelerin halkları savaşa karşı çıkarak, yönetimlerini barış görüşmelerine zorlamalıdırlar."
Lenin de Sovyet Kongresi'ni bu konuda ciddi bir şekilde uyarmıştır. "Devrim eninde sonunda savaşan bütün uluslarda kendisini gösterecektir. Bizler, Fransa, Almanya ve İngiltere gibi gelişmiş sanayi ülkelerindeki işçilere kendimizi barışçı yönümüzle barış yanlısı olarak iyi tanıtmalıyız."
Parti içinde durum ciddiyetini korumaktadır. Partinin en sol çizgisini temsil eden Bukharin, emperyalist Almanya ile yapılacak tek taraflı bir barışın uluslararası anlamda devrime ihanet olduğunu, batıda devrime inananlarda hayal kırıklığı yaratacağını savunur. Bukharin'e göre, Rus devrimi Almanya ile savaşarak güçlenecek, devrimi savunan işçi ve köylüler Kızıl Ordu'nun güçlenmesini sağlayacaktır. Lenin, Bukharin gibi muhaliflere ciddi bir karşılık verir: "Almanya ile yapılacak barış anlaşması, İttifak devletlerinin Batıdaki tüm kaynaklarını savaşa sevk ederek, savaşı uzatacak ve Avrupa devrim sürecini hızlandıracaktır."
Sonunda 13 Kasım 1917 günü Dışilişkiler Komiseri Troçki Alman Genel Karargahına başvurarak demokratik bir barış için görüşmelere başlanılmasını önerir. Üç gün sonra Petrograd'tan bir heyet Alman Genel Karargahı'nın konuşlandığı savaşta oldukça zarar gören Brest-Litovsk'a gitmek üzere hazırlıklara başlar.*
Brest-Litovsk'a giden Rus heyetinin birinci amacı, barış konusunda olabildiğince propoganda yapılması olarak belirlenmiştir. Heyette, Bolşevik yönetimini temsilen heyet başkanı Yaffe, Kamenev ve Karakhan'ın yanında, askerleri, denizcileri, işçileri, kadınları ve Proleter Rusya'nın köylüleri de temsil edilecek şekilde hazırlıklar tamamlanmıştır.. Heyette devrimci demokrasiyi temsil eden bütün unsurlar bulundurularak, Almanlar üzerinde ciddi bir etki yaratılması, adeta bir şov yapılması planlanmıştır.
Araçlar yola çıktığında son anda devrimin en önemli faktörlerinden köylü temsilcisinin dahil olmadığını fark eden heyet yetkilileri Varşova Tren Garına giderken adeta bir panik yaşarlar. Otomobil ana caddeden köşeyi döndüğü sırada, yırtık sırt çantası ile yorgun argın giden yaşlı bir adamı fark ederler. Klasik Rus köylüsünü tarif eden bir model gibi görünen adama yaklaşırlar. Kamenev şoföre dur talimatını verir. "Nereye gidiyorsun Tovarishch'e mi?" Adam cevap verir. "İstasyona, Barin'e, yani Tovarishch'e"
Kamenev fırsatı kaçırmaz, "Atla arabaya, biz seni götürürüz!". Yaşlı adam bu nazik davetten çok memnun kalmıştır. Karlı ve soğuk havada yürüyeceği daha en az sekiz kilometre vardır. Ancak istasyona doğru yol alırken, bir şeylerin ters gittiğini hisseder. Onun gitmeyi düşündüğü tren istasyonu Moskova ve merkezi Rusya'ya trenlerin kalktığı Nikolaevsky Tren Garı'dır. Gidilen yol farklı gibidir. Kamenev ve Yaffe'de yaşlı adama bir şeyler açıklamanın zamanının geldiğini düşünürler. Önce siyasetle ilgili sorular sorarlar. "Hangi siyasi partiyi tutuyorsun?". Yaşlı adam cevap verir. "Ben sosyal devrimciyim yoldaşlar." Kamenev hemen atlar, "Sağ mı, sol mu?" "Tabii ki sol, yoldaşlar, olabildiğince en sol." Bu cevap diplomatik bir görevi tamamlamak üzere yola çıkan heyeti kendilerine düşünce olarak yakın yeni birini ekibe kattıkları için çok rahatlatır. Yaffe hemen lafa karışır. "Şimdi senin köyüne gitmenin hiç zamanı değil" der. "Bizimle Brest-Litovsk'a, Almanlarla barış görüşmelerine katılmak için gel" diyerek yaşlı köylüyü iyice şaşırtır. Adam, kendisine bu iş için biraz para verileceği söylendiğinde çok rahatlar. Yolculuk ettiği arkadaşlarına gülümseyerek, karla bembeyaz kaplanan yolu izlemeye başlar.
Roman Stashkov basit bir köylüdür. Rusya Devlet arşivlerine Brest-Livotsk görüşmelerinde Rus köylüsünü temsilen görevlendirilen tam yetkili elçi ünvanı ile kaydolacaktır.
Barış görüşmeleri için Brest-Litovsk'taki Alman Genel Karargahında hazırlanan ziyafet sofrasında, alıştığı görgü kurallarının çok dışında, diplomatik koşullara göre düzenlenmiş masada şeref konukları arasında yer almıştır. Ortama alışmaya çalışırken, önündeki çatal ve bıçakla nasıl yemek yenilmesi gerektiğini düşünür. O an gizli bir heyecan ve mutluluk duyar. Köyüne döndüğünde komşularına anlatacağı harika bir hikâyesi vardır artık. Şarabı çok sevdiğinden, heyecanla servis yapılmasını bekler. O sırada buz gibi soğuk bir yüzle yanına yaklaşan Alman garsona gülümser. Alman garson aynı soğuk eda ile Roman'a ana yemekle birlikte nasıl bir şarap istediğini sorar, "Kırmızı mı, beyaz mı?" Roman artık oldukça rahatlamıştır. O ortamın tam adamı olduğunu düşünerek, yanında oturan Alman delegesi Prens Ernst Hohenlohe'ye sorar, "Hangisi daha serttir?"
Kaynakça
* Almanya’nın Ukrayna’yı işgal ederek ciddi bir toprak büyüklüğü kazanması, Ruslarla yapılacak barış görüşmelerinde elini ciddi bir şekilde kuvvetlendirmiştir. Almanların talepleri arasında Polonya’nın Rusya’dan ayrılması, Latvia’nın (Letonya) büyük bir kısmı ile Litvanya’nın Almanya’ya bırakılması gibi önemli maddeler bulunmaktadır. İşin doğrusu, Ukrayna halkı da Rusya’ya bağlanmaktansa, Almanya’nın parçası olmayı yeğlemektedir. İlk görüşme talebi ile anlaşmanın imzalanacağı güne kadar Almanya adeta savaş yapmadan, tren üzerinden asker aktararak büyük bir toprak parçasını daha ele geçirmiştir. Sovyetler nüfusunun yüzde otuz dördünü, verimli tarımsal alanının yüzde otuz ikisini, sanayisinin yüzde elli dördünü ve kömür madenlerinin yüzde seksen dokuzunu kaybedecektir. Anlaşma sonrasında Rusya on yedinci yüzyıldaki Muscovy Prensliğinin sahip olduğu alana geri dönmüştür.
Rusya Sovyeti yöneticileri 13 Kasım 1917’de Alman ordularının Doğu Cephesi Komutanlığı’na başvuruda bulunarak, barış görüşmelerine başlanılmasını talep eder. Almanya’nın yanı sıra Avusturya, Bulgaristan ve Osmanlı Devleti’ne de ateşkes teklifi götürülür. 3-15 Aralık 1917 tarihleri arasında, bugün Belarus sınırları içinde kalan Brest-Litovsk şehrinde yapılacak ateşkes müzakerelerinde Sovyet tarafını Lev Kamenev, Anastasiya Bitsenko, Grigoriy Sokolnikov, Sergey Maslovsky ile asker, denizci, kadın ve işçi temsilcileriyle, heyete son anda katılan köylülerin temsilcisi Roman Stashkov’un da aralarında bulunduğu, Adolf J. Yaffe başkanlığındaki heyet temsil eder. Ateşkes görüşmelerini askerî temsilcilerin yürütmesi kararlaştırıldığından, ilk aşamada diplomatların görevleri tamamen danışmanlıkla sınırlandırılmıştır. Sovyet delegasyonu, ateşkes müzakerelerinin başından itibaren “Savaşan tarafların halklarının demokratik özlemlerine” vurgu yaparak, ilk defa temsil edildiği bir uluslararası toplantıda Bolşevik propagandasını başarılı bir şekilde kullanmaya gayret eder.
Ateşkesin ardından 22 Aralık’ta Almanya Dışişleri Bakanı Richard von Kühlmann’ın başkanlığında başlayarak, 28 Aralık’a kadar sürecek olan barış görüşmelerinin ilk faslına geçilir. Barış görüşmelerinde, Dışişleri Bakanları Brest-Litovsk’a gelinceye kadar gönderilen diplomatlar devletlerini temsil edeceğinden, Berlin Sefiri İbrahim Hakkı Paşa Osmanlı Devleti adına başlangıçta müzakereleri yürüten yetkili kişi olarak atanmıştır. Daha sonra Sadrazam Talat Paşa, Hariciye Nazırı Ahmed Nesimi Bey ve Askeri Uzman sıfatıyla Ahmed İzzet Paşa Brest-Litovsk’taki Osmanlı delegasyonuna katılacaktır. Sadrazam Talat Paşa, Rusya ve yakın coğrafyayı çok iyi analiz eden bir teknisyendir. Devrim sürecini yakından izleyerek, Rusya’dan ayrılması potansiyel olan Türk toplulukları ile yakın ilişki ve irtibat kurar. Brest-Litovsk, Talat Paşa için kaybedilen toprakların geri alınması için büyük bir fırsattır. Bu fırsatı çok iyi değerlendirir. Sonrasına umutla bakar.
3 Mart 1918’de tarihe Brest-Litovsk Barış Antlaşması olarak geçen Anlaşma; Rusya ile Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristan ve Osmanlı Devleti arasında imzalanır. Antlaşmanın 4. Maddesi Doğu Anadolu’da işgal altında olan yerler ve 1878 Berlin Antlaşması ile Rusya’ya verilen Kars Ardahan ve Batum ile ilgilidir. Bu maddeye göre işgal edilen yerlerin Osmanlı Devleti’ne geri verilmesi kararlaştırılmıştır. Bununla birlikte Kars, Ardahan ve Batum’dan Rus askerlerinin çekileceği ve sonrasında bölgenin geleceğinin Osmanlı Devleti ile uyumlu bir şekilde belirleneceği hükmü de anlaşmada yer alır. Bu anlamda Kars, Ardahan ve Batum’un Türkiye’ye geçişi süreci başlamıştır. 40 yıllık ayrılıktan sonra vatan toprakları tekrar Osmanlı devletine katılarak, Kurtuluş Savaşı öncesinde ilk toprak kazanımı sağlanmıştır.
Enver Güney kimdir? Kısa bir süre yeminli mali müşavir / proje ve yatırım danışmanı olarak çalıştı; 2005-2007 yılları arasında Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. T24'de yer alan yazılarının yer aldığı ikinci kitabı "Tarih Tesadüfleri Sever" Kasım 2022'de yayımlandı. |
Dünyamız, yirminci yüzyılda iki kez yaşanan ve her ikisinde de yeni paylaşımlara neden olan savaşların ertesinde dengesini sağlamakta büyük zorluklar yaşadı. Güç dengelerinin yerine oturması çok uzun zaman aldı, hatta bu dengeler yerine hiç oturmadı. Adil olmayan paylaşımlar ve sürekli değişen, renk değiştiren sömürü düzenleri yeni mücadelelere ve savaşlara neden oldular. Yeni yüzyıla girmeden biten soğuk savaş sonrasında umulan barış bir türlü gerçekleşemedi. Aksine ortam daha da gerildi ve bulanıklaştı. Trump’ın kabadayı tavırları bu dengesiz sürecin doğru bir yansıması sanki
Skobelev, Moskova yakınlarında kaldığı Hotel Dusseaux’da 7 Temmuz 1882 yılında 39 yaşında ölür. Göktepe katliamı ise ülkemizde yeterince bilinmediği için halkımızın zayıf hafızasından kolayca silinip, gitmiştir
2011 yılına gelindiğinde, tarım sübvansiyonlarının önemli ölçüde azaltılması ve yüksek enflasyon Suriye’de orta sınıfın ciddi ölçüde geçim derdine düşmesine neden olacaktır. 2008-2011 arasındaki dönemde küresel ısınmadan kaynaklanan büyük kuraklık felaketin ilk habercisidir
© Tüm hakları saklıdır.