03 Mayıs 2022

Somali'de geciken seçimler ve güvenlik sorunları

Onaylanan "Somali Geçiş Planı" doğrultusunda, 2024 sonuna kadar, AMISOM güçlerinin yerini peyderpey alacak ulusal ordu, El Şebap karşısında başarılı neticeler elde edemez ise, yeni Somali hükümetinin durumu zora girecektir

16 milyon nüfuslu Somali, Afrika'nın sorunlu ülkeleri listesinde en üstlerdeki yerini maalesef ısrarla muhafaza ediyor. Uluslararası toplumun desteğiyle, 2012 ve 2017 yıllarında, ülke gerçeklerinin elverdiği çizgide, seçimler düzenleyerek meşru hükümetler tarafından yönetilen Somali, 2021 yılı başlarında yapılması icap eden seçimleri henüz sonuçlandıramadı. Seçim kavgaları ve tartışmaları, son bir yıldır, ülke gündemini yoğun biçimde meşgul ediyor. Önce görev süresini 2 yıl uzatmak isteyen mevcut Cumhurbaşkanı Muhammed Abdullah Muhammed'in (Farmajo adıyla anılıyor), dışarıdan baskıyla, seçimlerin gecikmemesi yönünde ikna edilmesi icap etti. Ardından Başbakan Muhammed Hüseyin Roble seçimlerin düzenlemesi için uyarıldı ve yetkilendirildi. Zaman zaman, bu ikilinin ilişkileri gerildi, kolluk kuvvetleri içinde başbakan ve Cumhurbaşkanını destekleyen farklı gruplar arasında silahlı çatışmalar dahi yaşandı.

Muhammed Abdullah Muhammed

Milletvekilleri nasıl seçiliyor?

Somali'de seçimler bizim anladığımız manada düzenlenmiyor. Başka ifadeyle, Somali seçmenleri sandıklarda oylarını kullanmak suretiyle yöneticilerini belirleyemiyor. Zira, ülke gerçekleri, alışık olduğumuz doğrudan seçimler açısından uygun ve elverişli değil.

5 federal eyalet ve bir idari bölgeden oluşan Somali'de, eyaletlerin temsil edildiği senato 54 üyeden müteşekkil, parlamentoda ise 275 milletvekili görev yapıyor. Devlet başkanının seçimi, senato ve meclisin ortak oturumunda gerçekleşiyor. Somali halkı, aynı dili, aynı dini ve aynı mezhebi paylaşmasına karşın, ülke aşiret (klan) aidiyeti temelinde bölünmüş durumda. Aşiretler kendi içlerinde alt aşiretlere ayrılmış; aşiret sistemi devlet kurumları içinde dahi karşınıza çıkıyor. Nüfusun yüzde doksanından fazlası 4 büyük aşiretin mensubu. Milletvekilleri, "dört buçuk yasası"diye adlandırılan sisteme göre seçiliyor, yani her büyük klan kendi içinde 60 civarında milletvekili belirleyerek meclise yolluyor, kalan 35 kadar sandalyeyi de küçük klanlar aralarında paylaşıyorlar. Bir seneyi aşkın bir gecikmenin nihayetinde, milletvekillerinin tespit edilmesi çalışmalarının sonuna gelindi. Uluslararası baskılardan ötürü parlamento geçtiğimiz hafta eksiklere rağmen toplandı, meclis ve senato başkanları seçildi. Muhtemelen, mayıs ayı ilk yarısı içinde ülke yeni başkanına ve hükümetine kavuşmuş olur.

Muhammed Hüseyin Roble

Ayrılıkçı Somaliland

Somali'nin başında bir de ayrılıkçı "Somaliland" sorunu var. Siad Barre rejiminin, 1991 yılında yıkılması ve federal hükümetin çökmesi üzerine, kuzeydeki Somaliland, "ben başımın çaresine bakarım" diyerek bağımsızlığını ilan etmiş ve 2007 yılına kadar ülkeyi kasıp kavuran iç savaş, kaos ve karışıklıktan kendisini korumaya muvaffak olmuş. Somaliland ile yakın ekonomik ilişkiler içine giren bölge (Körfez dahil) ülkelerinin, Mogadişu'nun tepkisine yol açmamak üzere, ayrılıkçı devleti tanımaktan kaçındıklarını biliyoruz. Geçtiğimiz yıllarda, Türkiye, federal hükümet ve Somaliland'in arasını bulmaya gayret etti, ancak başarılı olamadı. 60 yıldan fazla geriye, bağımsızlık öncesine gittiğimiz takdirde, Somaliland "İngiliz Somalisi", Cibuti "Fransız Somalisi", bugünkü Somali'nin ise, "İtalyan Somalisi" adlarıyla, Afrika haritalarında yer aldıklarını hatırlayabiliriz.

2011: Başkent Mogadişu'nun kurtarılması

Bir ülkenin başına siyasi istikrarsızlıktan ötürü gelebilecek her türlü olumsuzluk, 1991 ila 2007 arasında, Somali'de yaşanmıştır desek abartmış sayılmayız. 2007'den itibaren ise Al Kaide iltisaklı El Şebap ülkenin başına musallat olmuştur. 1990'lı yılların ilk yarısında dünyanın yegane süper gücü konumunu kazanan ABD, Birleşmiş Milletler'in onayını da alarak, barış ve düzen getireceği iddiasıyla, çetelerin at oynattığı Somali'ye 11 bin asker çıkarmış (1992 aralık-1993 mart), kısa sürede, "görevin imkansız" olduğunu acı biçimde (Black Hawk Down Somali hezimetini yansıtır) kavrayarak geri çekilmek durumunda kalmıştır. Ardından, Mogadişu'da konuşlanmış BM barış gücünün komutanlığını, general Çevik Bir'in, bir süre için üstlendiğini biliyoruz. O dönemde, Türk Dışişleri'nin sıra dışı diplomatı "harici hariciyeci" Müfit Özdeş abimiz de Somali'de araziye çıkarak Türk Görev Kuvvetine yardımcı olmuştur. Afrika Birliği'nin öncülüğünde 2007 yılında teşkil edilen ve bölge ülkeleri askerlerinden oluşan barış gücünün (AMİSOM), 4 sene içinde El Şebap güçlerini başkent Mogadişu'nun dışına çıkarmaya muvaffak olması (2011) dengeleri değiştirmiş, Somali Geçici Federal Hükümeti, peyderpey ülkenin orta ve kuzeyine hakim olmaya başlamıştır. 

Türkiye Somali'nin yanında

2011, uluslararası toplumun Mogadişu'ya yönelik umut ve ilgisinin artmaya başladığı, aynı zamanda, Türkiye'nin de Somali'de elini taşın altına koyduğu yıl olmuştur. Ankara, 2007 yılından itibaren hız verdiği Afrika açılımı çerçevesinde, cüret ve cesaret fazlası sergileyerek, 2011 yılında Mogadişu'da büyükelçilik açmış ve THY seferlerini başlatmıştır. 11 yıldır Somali halkının yanında duran Türkiye, bağışçı ülke açısı bir kenara bırakılırsa, Somali'de en fazla görünür dost devlet konumundadır. Yoğun insani yardıma ilaveten, liman, otel, hastane, okul işletmekte, yol yapmakta, Somali ordusu için asker eğitmektedir. Somali diasporası, Mogadişu'ya, İstanbul üzerinden THY ile ulaşmaktadır. Tabiatıyla, sömürülmüş, geri bırakılmış, bölünmüş Somali'nin, yapısal köklü devasa sorunları, Ankara'nın desteğiyle sona erecek cinsten değildir.

AMISOM başarılı oldu mu?

AMISOM askerlerinin El Şebap ile mücadeledeki başarısı, müteakip yıllarda, beklenen düzeyde olmamış ve ülke toprakları bu cihatçı terör grubundan bir türlü temizlenememiştir. El Şebab'ın bombalı saldırıları maalesef önlenememekte, saldırılar neticesinde yaşanan kayıplar iç ve dış basına yansımakta, örgüte karşı verilen mücadelede başarılı olunamadığı kanaati yerleşmektedir. Nitekim, AMISOM güçlerini finanse eden batılı ülkelerin (AB, ABD, İngiltere), son bir iki yıl boyunca, terörle mücadelede ilerleme sağlanamamasından kaynaklanan rahatsızlıklarını sık sık dile getirdikleri ve yeni formüller aramaya yöneldikleri dikkat çekmiştir. BM Güvenlik Konseyinde devam eden uzun tartışmaların ardından geçtiğimiz mart ayı sonunda AMISOM'un sonlandırılması ve yerini Afrika Birliği Somali Geçici Misyonunun (ATMİS) alması kararlaştırılmıştır. Görüldüğü kadarıyla, Somali hükümetinin Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Komitesi ile işbirliği halinde hazırladığı yeni hedefler ve geçiş dönemi yol haritası doğrultusunda, AMISOM askerlerinin, 2024 sonuna kadar, görevi, Somali ulusal ordusuna devretmeleri üzerinde, BM Güvenlik Konseyinde mutabakat oluşmuştur.

Barış ve istikrar için son şans

Somali yönetimi, AMISOM'un başarılı olmadığını, bu gücün finansmanı için ödenen meblağın (yıllık milyar dolara yaklaşan maaş vs. giderleri AB ödemektedir) Somali ordusunun eğitilmesine ve teçhizine tahsis edilmesi halinde terörün sona erdirileceğini ısrarla iddia edegelmiştir. Onaylanan "Somali Geçiş Planı" doğrultusunda, 2024 sonuna kadar, AMISOM güçlerinin yerini peyderpey alacak ulusal ordu, El Şebap karşısında başarılı neticeler elde edemez ise, yeni Somali hükümetinin durumu zora girecektir. Terörün sonlandırılarak güvenliğin sağlanması ve ülkenin barış içinde kalkınması bakımından, ATMIS'in performansı yanında, yeni yöneticilerin öncelikle çekişmeye/kavgaya son vermeleri, uzlaşma kültürünü benimsemeleri, şahsi ikbal peşinde koşmayı bırakmaları, kendilerinin ve mensup oldukları klanın menfaatlerine değil, ülkenin bütününe hizmet götürmeyi amaç edinmeleri de zorunluluktur.

Yazarın Diğer Yazıları

Sırbistan'ın Kosova aşkı savaşa yol açar mı?

Son 10 yıl içinde, Kosova'da ikide bir ortaya çıkan gerilim ve protestolar nedeniyle, iki ülke arasında silahlı çatışma yaşanması ihtimali var mı?

Karayipler'in uçuruma yuvarlanan ülkesi: Haiti

Haiti, Karayipler'in ortasında kara delik mi olacak? Somali veya Güney Sudan'a mı dönüşecek?

Tarihi Madrid NATO zirvesinden Afrika'nın payına ne düştü?

Batı dünyası, Afrika'ya yönelik hatalarını sürdürdüğü takdirde, kıtada, Rusya - Çin rekabetinde geriye düşmeye devam edecektir. Son 10-15 yıl içinde yapılan en büyük yanlışlardan birisi de, Batı'nın Libya'ya müdahelesi olmuştur. Sahel bölgesinde son 10 yıldır yaşanan ayrılıkçı ve cihatçı saldırıların temelinde, petrol zengini bu ülkeye yönelik NATO müdahelesi ertesinde ortaya çıkan karmaşa ve istikrarsızlığın yattığı herkes tarafından kabul edilmektedir