19 Haziran 2022

Babalar Günü'nün tarihi

İlk babalar günü kutlaması 1914 yılında yani anneler gününün belirlenmesinden sadece 2 yıl sonra yaşanmış

Ülkemizde de kutlandığı haliyle haziran ayının üçüncü pazarının "Babalar Günü" olarak belirlenmesinde mutlaka anneler günü varsa babalar günü de olsun diye düşünenlerin katkısı olmuştur! İyi ki de olmuş; çünkü "babalık" kavramı tarih boyunca neredeyse tüm coğrafyalarda hüküm sürmüş, imparatorluklara erkini kabul ettirtmiş, toplumları derinden etkilemiş bir olgu! Hele bizim gibi demokratik işlerliği tam olarak oluşmamış toplumlarda, devletin her zaman "baba" konumunda yaşatılarak şefkatten ziyade otoriter bir zeminde "döver de, sever de" şeklindeki bir toplumsal kabul edişe dönüşmesinde baba temasının rolü olmuştur; diye düşünüyorum.

Babalar Günü'nün resmi ilanı, 1966 yılında ABD başkanı Lyndon Johnson tarafından gerçekleştirilmiş.

Aslında babalık normu her zaman baskıyı anlatmamış, tarihsel süreç içinde Afrika'nın çok yerinde "bilgelik", Asya'nın çok kutsal varlıklı toplumlarında ruhani bir kılavuz, dinlerde ilahi koruyucu, bazı kültürlerde de rol model olarak karşımıza çıkmış

Avustralya ve çevresindeki adalarda, Pasifik okyanusunun ücra köşelerinde yaşayan etnik topluluklarda, Asya kıtasının hemen hemen her yerinde baba temasına karşı benzer yakıştırmalar var. Hindistan'dan Çin'e, hatta Japonya'ya kadar bilinen birçok eski uygarlıkta babanın aile içindeki otoritesi hep var olmuş; "baba" teması günlük yaşam ritüellerine girmiş. Hatta bugün bile Hindistanda Brahmanlar içinde, babanın erkek çocukları üzerindeki velayet hakkı yaşam boyunca devam ediyormuş; sadece çocuğun dini bir görev ifa etmesi halinde kalkıyormuş

Tarihsel süreç içinde, farklı dönemlerde ve farklı kültürlerde, toplumsal, söylemsel ve politik olarak yaşatılan bu olgular içinde gerek ataerkillik, gerekse de ataerkillikle işbirliği içindeki iktidar, kapitalizm, militarizm çemberinde deneyimlenen çok farklı babalık biçimleri de yaşanmış. Zaman zaman gerek erkeklik, gerekse de "erkek" özne olma konumlarına "babalık" normu" altında bakmayı amaçlayan bütünsel bir bakış açısı geliştirilmeye çalışılarak, cinsiyet hiyerarşisinin en üstünde bulunan "hegemonik" erkeklik olgusu ile "babalık" kavramı yumuşatılarak daha kabul edilebilir bir hale sokulmaya çalışılmış.

Babalar günü kutlamaları ülkeler arasında farklı nedenlerle farklı tarihlerde kutlanıyor.

Çin halkı, babalar gününde atalarının mezarlarını ziyaret ediyor, yükseklere tırmanıp, geleneksel giysiler içinde kasımpatı çiçeğinden yapılma likör içiyormuş

Çin'in beş bin yıllık babayı kutsal gören, hatta ruhani varlıklar arasına katarak kutsallaştırma düşüncesi tüm Çin topraklarına yayılmış; dualarla birlikte saygı mekanizması içinde her yerde, her çağda ve her etnik kültürde var olmuş. Bu arada söylemeden geçmeyeyim, babanın çocuklarını onların rızasını almaya gerek duymadan satabildiği dönemler de yaşanmış.

Çin kültüründeki "baba" teması yüzlerce yıl saygıyla karşılanmış, babalar gününün kıtalar arasında kutlanan bir uygulama dönüşmesinden çok önceki yıllarda bile kutsal kabul edişlerden sayılmış. Geleneksel Çin örfü, "baba" temasını kutsal varlıklar içinde kabul etmeyi önemsemiş, hatta günlük ibadet rutinleri içinde Baba'ya saygıyla öykünmeyi kültürel özgüveni göstermek için simgelemiş. 

Baba simgesi, koruyuculuktan bilgeliğe, kılavuz olmaktan ruhani liderliğe rol model olmuş; toplumlara önderlik edenlere yakıştırılmış.   

19. yüzyılın ikinci yarısında doğan Wu Zhihui ile Li Shizeng isimli filozoflar, ressam Pan Gongzhan, "büyük kulaklı Du" lakaplı ünlü mafya patronu Du Yuesheng ve sonraki yıllarda her kesimden çok kişi babalar günü için bir gün saptanmasını savunmuşlar; belki de bugünkü "babalar günü" kutlamalarına öncülük etmişler.

Çin kültüründe sabit olmayanı, mutlak değişimi simgeleyen ve "yang" olarak kabul edilen "9" sayısının güçlendirilmiş hali olduğuna inanılarak çok uzun süredir yapılan "99" festivali babaya - ataya olan saygıyı da içeriyormuş. Dokuzuncu kameri, ayın dokuzuncu gününü manevi bir şekilde yücelten 9 sayısının potansiyelini arttıracak şekilde, 9. ayın 9. gününün ilk dakikalarında başlayan "Çift Yang" festivalinde, babaların, ataların mezarlarını ziyaret eden, mezar taşlarındaki yazıları yeniden boyayan, mezar başında yemek yiyerek tütsüler yakan, anılarını yad eden Çin halkı, "baba" temasını içerdiği için yüksek bir dağa tırmanmayı, geleneksel giysiler içinde papatyagiller familyasından olan kasımpatı çiçeğinden yapılma likör içmeyi hâlâ yaşıyormuş. 

Çin halkı, Babalar gününde atalarının mezarlarını ziyaret ediyor, yazıtları boyuyor, yüksek dağlara tırmanıp geleneksel giysiler içinde kasımpatı likörü içiyormuş.

İlginçtir, yapısal değişiklik yaşayarak kapitalizme hızlı bir giriş yapan Çin yaşamında "Babalar Günü" olgusu, diğer ülkelerdeki gibi görülmüyor, binlerce yıldır nesilden nesile aktarılan Çin ahlaki değerlerinin çağrışımları dikkate alınarak alışveriş trendi içeren bir tatil günü sembolü olarak değerlendirilmiyormuş. Çin atasözlerine yansıyan "babanın sevgisi dağ gibidir", "babanın fazileti, çocuklarının mirasıdır" gibi geleneksel düşünceler, toplum genelinde derinlemesine nüfuz etmeye devam ediyormuş.

4000 yıllık kil tablet üzerinde baba sevgisinin izi

Tarihsel süreç içinde, Mezopotamya'da, Sümer ve Babil Devletlerinde "baba imajı ve otoritesi" hep etkili olmuş; erkekler arasında da baba olmak ayrı bir statünün varlığı olarak yeşermiş. Eski İran hukuku, kadın ve çocukların babaya karşı mutlak itaatini istemiş; büyük bir aile içinde en yaşlı baba, en yüksek otoriteyi temsil etmiş! Çoluk-çocuğa karışmış oğullar bile en büyük baba karşısında itaatkâr ve saygılı olmuş.

Babalık kavramı konusunda çalışmaları olan bilim adamlarından bazıları, babalar günü kökeninin, Babil toplumunda görüldüğünü iddia ediyorlar ve bunu yaklaşık 4 bin yıl önce kilden yapılmış bir tablete babasına olan sevgisini kazıyan, babasına sağlıklı ve uzun bir ömür dileyen Elmesu'nun mektubuna bağlıyorlar.

Eski Roma İmparatorluğunda da, Antik Yunan site devletlerinde de, babanın konumu, birçok konuda aile bireylerinin hak ve hürriyetlerini otoritesi içine alacak şekilde belirlenmiş; baba, her daim, çocuklarını cezalandırma, hatta satabilme hakkına sahip olmuş. Ancak istisnai olarak bazı site devletlerinde babanın otoritesine sınırlamalar getirilmiş; örneğin bugünkü Atina civarındaki Eski Yunan toplumlarında 18 yaşına gelen çocuklar reşit sayılarak, babanın onlar üzerindeki hayati konularda karar yetkisi kaldırılmış. 

Osmanlı toplumunda da çocukların babanın hukuki denetimi altında olması, kız ve erkek çocukların baba merkezli bir aidiyet içine doğmaları ve yaşamlarını sürdürmeleriyle hayata geçirilmiş. 

MS 2. yüzyılda Mısır'da, Theon isimli bir çocuk tarafından babasına yazılmış mektupta baba sevgisinin yazılı izleri var.

Hıristiyan kültüründe "baba" teması

Kendisi özlü cümleler kurmasa da, Tanrı'nın sözlerini dinlediği, sebat ettiği, azla yetindiği, merhametli, fakirliğe alışkın, sessiz ve çalışkan olduğu için Latin kültüründe baba temasını yüzyıllar boyunca taşıyan Aziz (St) Joseph hayatını marangoz olarak kazanmış dini içerikli bir figür. Tarihte Meryem Ana'nın iffetli kocası ve İsa'nın dünyevi babası şeklinde Yusuf' olarak da bildiğimiz Aziz Joseph'in tam olarak doğum günü belli değilse de, 19 Mart tarihi yüzyıllar boyunca İtalya'da ona ve babaya saygı günü olarak kutlanıyormuş.

Bu konuda İtalya coğrafyasında bölgeler arasında da kutlama farklılıkları yaşansa da, "babalar günü" temalı St. Joseph'in bayramı olarak bilinen bu gün, duaları sayesinde ölümcül kuraklığa çare bulduğu, bereketli yağmurlar yağdırarak bahar ekinlerini yok olmaktan kurtardığına inanıldığı için özellikle Sicilya'da daha güçlü bir katılımla kutlanıyormuş. Simgesel olarak yapılan tanımlamalarda babalık ile verimlilik, üretim ve hasat bağlantısı kuruluyormuş.

Turunçgillerle, sebzelerle, tahıl ürünleriyle, özellikle de çeşit çeşit ekmeklerle ve talaşı andırırcasına etrafa saçılan ekmek kırıntılarıyla Aziz Joseph'in yoksul bir marangoz olarak hayatını kazandığını simgeleyen aile içi "baba" temalı masa başı kutlamaları yüzyıllarca sürmüş. Ortaçağ boyunca da devam eden bu kutlamalar ilerleyen yıllarda kiliselere, sosyal kulüplere, kafeteryalara, lokantalara, barlara, sokak arasındaki birlikteliklere katılmış; İtalyan göçmenlerle birlikte Amerika'ya taşınmış. Bu kutlama şekli, yeni kıtada ata topraklarını özleyen göçmenlerle birlikte azizlere şükran günü olarak düzenlenen etkinliklerde duygusal bir nitelik kazanmış; insanların birbirlerine ve babalarına hediyeler aldıkları görkemli kutlamalarla daha bir kişilik kazanmış. Amerika'da kurulan masalara parmesan peyniri, limon ve bakla eklenmiş; bunların özellikle koca arayan bekâr bayanlara iyi şans getirdiğine inanılmış.

Latin kültüründeki baba temasını yüzyıllar boyunca marangoz Aziz (St) Joseph simgelemiş. 

Resmi tatil olması Anneler Günü'nden 58 yıl sonra

Babalar Günü'nün Amerika'da resmi tatil olarak kabul edilmesi, Anneler Günü'ne göre 58 yıl sonra gerçekleşmiş olsa da, ilk Babalar Günü kutlaması, anneler gününden sadece 2 yıl sonra, yani 1914 yılında yaşanmış. Ve o günden sonra da artan bir hızla dünyanın dört bir tarafına yayılmış. 

Babalara ait bir simgesel kutlamanın ortaya çıkmasının da ardında birkaç farklı öykü var. Bunlardan biri 1907 yılında Amerika'da Batı Virginia'da meydana gelen bir maden kazasında 360 erkeğin ölümünün ardından her yıl önceleri anma günü olarak kutlanan bu etkinliğin ölenlerin çoğunluğunun baba olması nedeniyle, babalara atfedilip, günümüzdeki babalar günü kutlamalarının ilk adımını oluşturduğu savı.

Bazı kaynaklarda da yine Batı Virginia'da yaşayan John Dowdy'nin annesinin ölümünden sonra kendisine hem annelik hem de babalık yapan babası adına organize ettiği kutlamaların babalar gününün başlangıcına ait temel teşkil ettiği yazılıyor.

Fakat bu konuda -geniş oranda- kabul gören tez, Amerikan iç savaşına katılmış bir gazinin kızı olan Sonora Smart Dodd'un azimli isteği ve kararlı mücadelesi ile bugünü ortaya çıkarttığı düşüncesi. Sonora Smart Dodd kendisine ve altı kardeşine hem annelik, hem de babalık yapan babası William Smart adına içine çevresindeki tüm babaları da katacak bir kutlama programı organize etmek istemiş. Bunun için de babasının doğum günü olan 5 Haziranı hedeflemiş. Ama evdeki hesap çarşıya uymamış; etkinlik bu tarihe yetişmemiş. Çalışmalar anca 19 Haziran 1910 tarihinde bitmiş ve Washington'un Spokane Bölgesinde "Genç Erkekler Hıristiyan Birliği" (YMCA) bünyesinde bir araya gelinmiş ve katılan babalara bu onur yaşatılmış. Sonraki yıllarda kutlanacak babalar günü programları için de spesifik bir tarihten ziyade, belli bir ayın, belli bir haftasının döngüsü içinde bir günün seçilmesi mantıklı gelmiş ve sonunda Haziran ayının üçüncü pazar gününde karar kılınmış.

Sonora Smart Dodd, azimli isteği ve kararlı mücadelesiyle babalar gününün kutlanmaya başlanmasında öncü olmuş.

Amerikan Başkanı'ndan Babalar günü çağrısı

1924 yılında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Calvin Coolidge da kutlamaları desteklemiş ama Babalar Günü'nün resmi ilanı, tam yarım asrı aşan bir süre sonra 1966 yılında dönemin Amerika Birleşik Devletleri başkanı Lyndon Johnson tarafından ilan olunmuş. Her Haziran ayının üçüncü pazarının Babalar Günü olarak kutlanıp devlet nezrinde belirlenmesi ise 1972 yılında, Richard Nixon'un imzasıyla yürürlüğe girmiş ve sonrasında da resmi tatil ilan edilmiş.

Babalar günü neredeyse tüm ülkelerde yılın belirlenen bir gününde kutlanıyor ama aynı Anneler gününde olduğu gibi, ülkeler arasında babalar günü olarak saptanan tarihler birbirinden çok farklı. Bu konuda çok uzun bir liste ve farklı kültürlerin bu tarihi saptamasının yerel nedenleri var. Örnek vermek gerekirse, Taylandlılar, babalar gününü -babaları yerine koydukları- Krallarının doğum gününde kutluyormuş. Ülkemizdeki babalar günü kutlamaları 1980'li yılların sonlarına doğru genel kabul görmüş, sonra da yaygın olarak kutlanmaya devam etmiş.

Babalık konusu aynı zamanda koleksiyonerler için de önemli bir tema! Babalar günü için hazırlanmış pullar, madalyalar, ilk gün zarfları, kartpostallar, gazete kupürleri, ünlü babalara ait eşyalar, efemeralar ve bu gün için özel olarak kaleme alınmış mektuplar koleksiyonerler tarafından toplanıyor. Ne dersiniz belki de böyle bir koleksiyona başlamak için bugün doğru bir gündür. Tek yapacağınız yanınızda olanları derleyip toplamak ve bugünün değerlerini geleceğe taşıyarak "baba" sevgisini - koleksiyonculuk teması içinde daha da güçlü kılabilmek…

Güzellikleri biriktirmenizi dilerim.



İrfan Yalın kimdir?

Koleksiyoncu İrfan Yalın 1962 İstanbul doğumlu. 9 Eylül Üniversitesi, Aydın Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksek Okulu mezunu.

Objelerin – belgelerin peşinde "Popüler ve Kültür Tarihleri araştırmacısı...

Bizimev TV'de yayınlanan "Koleksiyoncu" programı sunucusu - yapımcısı. Asya ve Afrika ülkelerinden tek tek topladığı el sanatlarını sergilediği Kadıköy'deki "Artemis"in kurucusu.

Koleksiyonculuk alanında sergi, sempozyum ve derleme çalışmaları içinde kültürel değerlere gönül bağımlısı…

 

 

 
 

Yazarın Diğer Yazıları

Çikolatanın tarihi (4): Küresel lezzet

Çikolatanın günümüz değerine dönüşmesinin ardında yüzlerce yıllık çaba ve tükenmeyen deneysel araştırmaların ivmesi var 

Çikolatanın tarihi (3): "Acı su"dan lezzete, evrensel beğeniye

1700'lü yıllar kakao acı suyunun aromalarla tatlandırılmasının, farklı pişirme yöntemleriyle yenebilir hâle getirilebilmesinin denemeleriyle geçmiş

Çikolatanın tarihi (2): Tanrıların yiyeceği

Avrupaya 1500'lü yıllarda gelen çikolata yıllarca yenmemiş, acı su olarak değerlendirilmiş ve -genelde- ilaç olarak kullanılmış