29 Temmuz 2021

Nefretinizi nasıl alırsınız?

Bu ülkeye binlerce mülteci gelmesinin nedeni mültecilerin kendisi değil. Onları yerlerinden, yurtlarından eden sistem. Yani sorunun kaynağı mülteciler değil, mülteciler bir sonuç. Ve evet korkunç bir sonuç.  Eğer öfke kusulacaksa, eğer bir yerden bir şeyden nefret etmek gerekiyorsa o sistemden nefret etmek gerekiyor.

Martin Luther King “Herhangi bir yerdeki adaletsizlik, her yerde adalete yönelik bir tehdittir” der. Çünkü o bir yerdeki adaletsizlik yayılır ve başka yerdeki adaletsizliklerin kapısını açar. Yani adaletsizlik varsa düzen bozuksa kan, kıyım, kırım, yolsuzluk, yoksulluk elvan elvan gelir. Hal böyle olunca gücü yeten yetene dediğimiz bir ortam oluşur. Mesela beyaz yakalı işçiyi, işçi de taşeronu sevmez. Yoksul, Kürdü, Kürt de Arabı… Filler tepişirken çimenler her daim ezilir. Çimenlerin ezilme hali son birkaç zamandır yaratılan kutuplaşmayla hayli arttı. Özellikle sosyal medyada kimsenin kimseye tahammülü yok. Bin düşünüp bir yazmak yerine bir düşünüp on yazıyoruz. Kustuğumuz nefretten ne yediğimizi bile göremeyecek haldeyiz. Her gün bir şeylerden, birilerinden nefret ediyoruz. Ve nefret ettiklerimiz de yukarıda yazdığım gibi gücümüzün yetebildikleri oluyor. Her gün bir doz nefret alıyoruz. Biri lezbiyenden nefret ediyor, öteki Ermeni’den, diğeri işportacıdan, başkası Arap’tan…

Nefretinizi nasıl alırsınız?

Afganları aç, susuz bırakarak mı alırsınız, Suriyelilerin botlarda boğulmasına göz yumarak mı, yakılmış, yıkılmış evlerine geri göndererek mi?

Sporcu kadınlara küfür ederek mi yoksa adalet talebiyle her gün eriyen bir gencin ölümüne “gebersin” diyerek mi?

Yurt dışından fon alıyor diye gazetecileri linç ederek mi, yoksa muhalefet yapanları fişleyerek mi?

Trans bireyin bıçaklanarak öldürülmesine sevinerek mi alırsınız?

Nefretinizi nasıl alırsınız?

Ermeni arkasından vurulmasını umursamayarak mı, bir bebekten bir katil yaratan karanlığın sırtını sıvazlayarak mı?

Çocukların ölümünü diline, dinine, milliyetine göre üzülerek mi alırsınız? Haksızlığa sadece sizin tarafınızdakiler uğradığında öfke duyarak mı?

Nefretinizi siyasal rant uğruna popülist söylemlere alkış tutarak mı alırsınız, yoksa bizzat öznesi olarak mı?

Peki bütün bunlar olurken yani nefretinizi, soğuk, sıcak ara sıcak, sabah, öğle, akşam ya da kuşluk vakti alırken yaşadığınız coğrafyadaki sorunlar sona erecek mi? Müzisyenler intihar etmeyi bırakacak mı mesela? İşsizlik ordusu azalacak mı? Enflasyon düşecek, pandemi bitecek mi? Neden aç, neden yoksul, neden yoksun olduğumuzu konuşmaya başlayacak mıyız?

Bu ülkede yaşanan yolsuzluğun sebebi Suriyeliler değil.

Bu ülkede yaşanan yoksulluğun nedeni Afganlılar da değil.

Bu ülkede yaşanan haksızlıklarının nedeni LGBTİ+ bireyler de değil.

Bu ülkeye binlerce mülteci gelmesinin nedeni mültecilerin kendisi değil. Onları yerlerinden, yurtlarından eden sistem. Yani sorunun kaynağı mülteciler değil, mülteciler bir sonuç. Ve evet korkunç bir sonuç.  Eğer öfke kusulacaksa, eğer bir yerden bir şeyden nefret etmek gerekiyorsa o sistemden nefret etmek gerekiyor. Eğer mücadele edilecekse denize elbiseleriyle girmeye çalışan göçmenlerle değil o sistemle mücadele etmek gerekiyor. Dünya pek çokları için bir cehennem olduysa eğer bu cehennemi Alan bebekler yaratmadı onlar sadece bu cehennemi yaşıyor. Onlar bu cehennem de var olmaya çalışıyor. Tıpkı bizim gibi. Dünya korkunç bir yer evet ama bunun sorumlusu mülteciler değil, mülteciliğe neden olanlar.

Hiç kimse evinde, yerinde, yurdunda rahat yaşarken bin bir tehlikeyi göze alıp yollara düşmez. Hiç kimse deniz ortasında boğulmayı, yol kenarında dilenmeyi, sınır boyunda aşağılanmayı dilemez. Hiç kimseyi kendi başlatmadığı, dahil olmadığı bir savaşın askeri olmaya zorlayamazsınız. Hiç kimse kendisinin ve sevdiklerinin her gün ölümle burun buruna geldiği bir yerde yaşamaya zorlanamaz. 

Lezbiyen, mülteciden, Kürt, Arap’tan nefret ettiğinde dünya daha iyi bir yer olmayacak. Bunun adına hümanizm mi dersiniz, romantizm mi bilemem ama savunduğunuzu iddia ettiğiniz ideoloji insan hayatını ve onurunu yok sayıyor ise ya o ideolojide ya da sizde bir sorun var demektir.

Performansınızla tutkularınız, söylediklerinizle eylemleriniz örtüşmediğinde başkasını suçlamak, nefret etmek, nefreti büyütmek, nefretten siyasal rant sağlamak yerine sonuçla değil, nedenle savaşmaya başlamakta fayda var. Yoksa filler dövüşecek ve biz çimenler de nefretimizde boğulacağız.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Haysiyetsiz sessizlik…

Hayata sadece kendi kazançlarıyla imza atacağını sanalar yanılıyor. Hayata asıl imza insana saygı ile atılır. Haksızlık karşısında duyduğunuz mahcubiyetle… Haysiyetle… 

Aydın Abi'ye mektup

Bu dünyadan Aydın Engin geçti. Dolu dolu 82 yıl yaşadı ama asla "moruk" olmadı. O Oya'sını ve yaptığı işi çok sevdi biz de onu… Bu dünyadan Aydın Engin geçti… İyi ki…

Haysiyet ve hassasiyet

Vatanın bütünlüğü ve bölünmezliği topraklarında evlatları aç gezmediğinde konuşulabilir, açlıktan kırıldığında değil