09 Mart 2025

Bu yapay zekâ çıktığından beri hiçbir şey hatırlayamaz mı olduk?

Yapay zekâ, bilgiyi hızlıca edinmeyi sağlasa da, bu bilgiyi içselleştirme sürecini azaltabilir. Çünkü biz kullanıcılar, bu araçları kullanıldıkça hafızalarımızı dışarıya emanet etme alışkanlığı geliştirebiliyor ve bunun sonucunda, bazı bireyler kendi hafızalarının zayıfladığını hissedebiliyoruz

Büyük dil modellerinin önce bilgisayarımıza, daha sonra telefonlarımıza girmesiyle özellikle belli bir meslek ve yaş grubu bu araçları kod yazma, metin üretme, metin çevirme gibi pek çok farklı alanda kullanmaya başladı. Buraya kadar her şey normal. Ancak bu hızlı adaptasyon, bazı bireylerde derin bir kaygıya da yol açmış durumda. Çevremde ara ara bu araçlar olmasa hiçbir şey yapamayacağını ve belki de bazı şeyleri unutmaya bile başladığını söyleyenler oldu.  Peki gerçekten biz bu ve benzeri teknolojiyi kullanırken hafızamızı mı zayıflatıyoruz, yoksa sadece ona olan bağımlılığımız mı artıyor?

Aslında sadece ChatGPT gibi yapay zekâ araçları değil, akıllı telefonlar, Google arama motoru ya da haritalar artık gündelik yaşamımızın önemli bir parçası haline geldi. Bu araçlar, bilgiye erişim hızımızı arttırsa da, bilgiye dair olan sorumluluğumuzu azalttığı bir gerçek. Mesela, bir adresi veya tarihi hatırlamak yerine, hemen telefonumuzu çıkarıp gerekli bilgiyi arıyoruz ve böylece, beynimizi daha az zorluyoruz Zihnimiz, gerekli bilgiyi dışarıdan alabileceğini bildiği için de, bu bilgiyi saklama ve hatırlama yeteneğini zayıflatıyor olabilir. Nature’dan Helen Pearson imzalı bir araştırma haberi bu sorunu derinlemesine inceliyor.

Habere göre araştırmalar, teknolojinin hafıza üzerindeki etkisinin karmaşık olduğunu gösteriyor. Örneğin, GPS cihazlarını sürekli kullanan kişiler, belirli bir rotayı hatırlamakta zorlanabiliyorlar. Dijital hafıza araçları, bu tür “bilişsel yük boşaltma” süreçlerini kolaylaştırırken, kişilerin kendi hafızalarını daha az kullanmalarına sebep oluyor. Bu, doğrudan bir hafıza kaybı anlamına gelmiyor. Fakat beynimiz, sürekli yeni bilgilerle karşılaştığında daha verimli şekilde çalışabilmek için bilgiyi dış kaynaklara aktarmayı tercih ediyor. Dışarıdan gelen bu bilgi desteği de zihinsel egzersizimizi zaman zaman azaltmaya neden olabiliyor. Bunun bir örneği, GPS cihazlarıyla navigasyon yaparken, bir rotayı hatırlama ve kendi başımıza yol bulma yeteneğimizin zayıflaması olabilir. Yani, teknolojiye bu kadar güvenmek, bir noktada bizim kendi hafızamızı kaybetmesek de kısmi zayıflamasına yol açabilme potansiyeline sahip.

Öte yandan yapay zekâ ve büyük dil modellerinin gelişmesi, aynı zamanda bir nesil hafıza algısını da dönüştürüyor. Bugünün çocukları ve gençleri, bilgiye erişmek için akıllı telefonlara ve dijital platformlara bağımlı hale gelirken, eski nesiller daha çok kitaplara, dergilere ve fiziksel kaynaklara başvuruyordu. Teknoloji, bir yandan bilgiye hızlı erişim sağlasa da, diğer yandan insanlara bilgiyi anlamlı bir şekilde işlemeyi ve depolamayı öğretmiyor olabilir. Bu yüzden, hafızanın giderek zayıfladığını hisseden kişiler, aslında bilgiyi doğru bir şekilde işleyip öğrenme süreçlerini dış kaynaklara devrettikleri için bu değişikliği fark edebiliyorlar. Bu da, öğrenme süreçlerinde eksiklikler yaratabilir ve bu eksiklikler, hayatımızın farklı alanlarında istenmeyen kimi sonuçlar doğurabilir.

Önceki paragraflarda belirtilen durumların hepsi şu an için bir hipotez seviyesinde duran çıkarımlar, yani ipuçları var ancak yeterli miktarda kanıt henüz yok, çünkü özellikle yapay zekanın hafızaya olan etkisi derinlemesine araştırılmış değil. Fakat büyük dil modellerinin ve yapay zekânın hayatımıza getirdiği değişimin, aynı zamanda zihinsel süreçlerimizde de etkiler yarattığı gerçeğini de tecrübe ettiğimizi göz ardı edemeyiz. Bu teknolojiler, bilgiyi hızlıca edinmeyi sağlasa da, bu bilgiyi içselleştirme sürecini azaltabilir. Çünkü biz kullanıcılar, bu araçları kullanıldıkça hafızalarımızı dışarıya emanet etme alışkanlığı geliştirebiliyor ve bunun sonucunda, bazı bireyler kendi hafızalarının zayıfladığını hissedebiliyoruz. Bu noktada, teknolojiyi bilinçli bir şekilde kullanmak, beynimizi aktif tutmak ve bilgiye olan bağımlılığımızı azaltmak önemli bir dengeyi sağlayabilir. Son olarak belki de yaşlanmaya başladığımız ve bunun da hafızamızı zayıflatmaya başladığı realitesini de unutmamak iyi olabilir. :)


Referanslar

Pearson, H. (2025). Are the Internet and AI affecting our memory? What the science says. Nature, 638(8049), 26–28. https://doi.org/10.1038/d41586-025-00292-z

Ozancan Özdemir kimdir?

Ozancan Özdemir, lisans ve yüksek lisans derecelerini ODTÜ İstatistik Bölümü'nden aldı. Yüksek lisans döneminde aynı zamanda Anadolu Üniversitesi yerel yönetimler bölümünden mezun oldu.

Bir süre ODTÜ İstatistik Bölümü'nde araştırma görevlisi olarak çalışan Özdemir, şu günlerde Groningen Üniversitesi Bernoulli Enstitüsü'nde finans ve yapay zekâ alanındaki doktora çalışmalarını sürdürüyor.

Pandemi döneminde bir grup öğrenciyle birlikte gönüllü bir oluşum olan VeriPie adlı güncel veri gazetesini kurdu.

Araştırma alanları yapay öğrenme ve derin öğrenme uygulamaları, zaman serisi analizi ve veri görselleştirme olan Ozancan Özdemir, ayrıca yerel yönetimler ve veriye dayalı politika geliştirme konularında da çeşitli platformlarda yazılar yazmaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları

Hep gençleri konuşuyoruz, peki ya çocuklar?

Tüm çocukların adil ve eşit bir ortamda büyüdüğü, özgüvenlerinin yüksek ve sosyal becerilerinin gelişmiş olduğu, temel eğitime sorunsuz bir şekilde ulaştığı, ekonomik kaygıların pençesine düşmek zorunda kalmadığı bir ülke yaratmak zorundayız. Bu ülkemin çocuklarının ve elbette tüm çocukların, doğal bir hakkı

Yapay zekâ kalite testleri gerçekten kusursuz mu?

Kim ki size bir dil modeli için şöyle uçuyor, böyle kaçıyor, acccayip ve süper gibi ifadelerde bulunuyorsa kulak ardı etmek faydalı olabilir. Çünkü modellerin süreçleri, başta eğitim verileri, şeffaf bir şekilde kamu ile paylaşılmadıkça modellerin gerçekten uçup kaçtığını bilmemiz mümkün olmayacak

Yapay zekâ ne kadar tehlikeli olabilir?

Yapay zekânın ışıltılı dünyası bu teknolojik gelişmenin hep olumlu taraflarının belki de zaman zaman gereksiz parlatılmasına yol açsa da sahip olduğu risk potansiyeli asla ama asla yabana atılmamalı

"
"