Ukrayna’daki savaşı duygudan uzak bir şekilde izliyoruz. Savaş yakınımızda olmadığından televizyon ekranlarındaki savaş filmleri gibi geliyor. Zaman zaman bildirilen ölüm sayıları ile biraz kıpırdansak da orada yaşananları anlamak imkansız.
Biz hekimler ölüm sayılarına üzülmekle birlikte yaralılarla ilgilenmek durumundayız. Genelde yaralı sayıları verilmez ama ölüm sayılarının çok çok üstünde olması kaçınılmaz. Ölümcül olmayan yaralanmalar ve savaşın içinde yaşayan ve savaşanlardaki psikolojik travma için ise hiç yokmuş gibi davranılır.
Savaş alanlarındaki yaralıların tedavisi her zaman sorunlu olmuştur. Yakın plandaki sağlık kuruluşlarının hasar görmesi, sağlık elemanlarındaki yetersizlik ve yaralı yükünün çok fazla olması bu yaralıların daha güvenli ve donanımlı bir yere naklini gerektirir.
İşte bu nakil için Ukrayna’da uzun zaman önce kullanılmış ama neredeyse unutulmuş bir yöntem tekrar kullanıma sunuldu: Ambulans trenler.
Ukrayna’da bu şekilde kullanılan trenler ile 2022 yılında 2500 yaralının daha güvenli ve donanımlı sağlık kuruluşlarına nakledilmiş olduğu bildiriliyor.
Özel olarak donatılmış bu trenlerde tıbbi girişimler için ameliyathane ve yoğun bakım imkanları da mevcut. Hem askeri personele hem de sivil halka hizmet eden bu trenler tekrar cepheye dönerken gereksinim duyulan tüm malzemenin yanı sıra silah taşıma avantajına da sahip.
Trenlerin savaş alanlarında hasta ve yaralı taşıma tarihi 1854 yılına gidiyor. İlginç olarak başlangıcı da aynı bölgede, Kırım’da. Kırım savaşı sırasında İngiliz ve Fransızlar yaralıları ve gerekli malzemeyi taşımak üzere Sivastopol limanına uzanan 13 kilometrelik bir tren hattı döşemiş ve kullanmışlar.


Kısa bir süre sonra Amerika iç savaşı sırasında savaşan her iki taraf da ambulans trenleri kullanmış. Hasta yatakları önce saman dolu olarak sabit iken sallantı ve dönüşlerin problem yarattığı görülmüş ve lastik askılar kullanılarak sorun giderilmeye çalışılmış. Zaman içinde de içinde mutfağı, eczanesi ve bazı tıbbi girişimlere olanak verecek ameliyathanesi olan tren ambulanslar geliştirilmiş.


Ambulans trenlerin en yaygın kullanımı 1. Dünya Savaşı sırasında olmuş. Alman ordusunun 238 adet bu amaca hizmet eden treni olduğu belirtiliyor. On binlerce yaralının taşındığı bu trenler gittikçe gelişmiş ve neredeyse yürüyen hastaneler haline gelmiş. Bu trenlerin 500 yaralı yanında elli sağlık çalışanı taşıma kapasitesinin olduğu biliniyor.
Telgraf ile yaralı sayısı, durumları ve gereksinimleri önceden ilgili sağlık kuruluşuna bildirilerek hazırlıkların yapılması da olanaklı hale gelmiş.
2. Dünya Savaşı ve Kore savaşında da ambulans trenler yaygın olarak kullanılmış. Çok sayıda yaralı taşınmasına olanak vermesi yanında hava şartlarından en az etkilenen ve güvenli yöntem olmuş. Ukrayna’da hava sahasının güvensizliği sorunu da bu şekilde çözülmüş gibi gözüküyor.
Sürekli olarak sallanan bir trende vücudunda kırıklar olan bir yaralının neler çektiği anlaşılır elbette, ancak bu trenlerde sağlık hizmeti vermeye çalışan sağlık çalışanlarını da unutmamak gerek. Yaşam şartlarının zorluğu yanında, yetersiz eleman, yetersiz malzeme ve kısıtlı olanaklarla en iyi sağlık hizmeti vermeye çalışmak yorucu olmalı. Ancak sağlık çalışanları her koşulda görevini yapmak üzere eğitilmiştir neyse ki.
Sağlık sistemimizin belirgin bir şekilde aksadığı, sağlık çalışanlarına şiddetin arttığı ve hekimlik mesleğini değersizleştirme girişimlerinin çoğaldığı bir 14 Mart Tıp Bayramını daha geride bıraktık.
A. Özdemir Aktan kimdir?
A. Özdemir Aktan, Ankara'da doğdu. İlkokulu Rize'de bitirdikten sonra ortaokulu Talas Amerikan Kolejinde, liseyi ise Tarsus Amerikan Kolejinde bitirdi.
1971 yılında girdiği Hacettepe Tıp Fakültesini 1977 yılında bitirdi ve aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi Genel Cerrahi asistanı oldu.
!982 yılında genel cerrahi uzmanı olduktan sonra askerlik ve zorunlu hizmet sonrası 1986 yılında Gazi Üniversitesinde yardımcı doçent olarak akademik kariyerine başladı. 1988'de Marmara Üniversitesine geçtikten sonra aynı yıl doçent ve 1994 yılında da profesör oldu.
Marmara Üniversitesinde 27 yıl görev yaptıktan sonra 2015 yılında KHK ile üniversiteden uzaklaştırıldı.
İstanbul Tabip Odasında değişik görevlerden sonra 2006-2010 yılları arasında İTO başkanı, 2010-2012 yılları arasında TTB Merkez Konseyi ikinci başkanlığı ve 2012-2014 yıllarında ise TTB Merkez Konseyi başkanlığı yaptı. İTO anılarını "Savaş Köprüleri Vurur" ve TTB anılarını "Hekimler Suç İşliyor" isimli kitaplarda yayımladı.
Halen hekimlik mesleğine ve TTB aktivistliğine devam ediyor.
Evli ve iki çocuk babası.
|