20 Mayıs 2022

Bu hafta orta ağır abi takıldım

Bütün hercümerçliğe rağmen sergileri gezmeyi ve de Donovan'dan bir şarkı seçmeyi tabii ki ihmal etmedim

Erdal Yavuz; DevGenç'ten dekanlığa uzanan yol - Erşan Kuneri, inanması kolay, Netflix reytinglerinde bir numara -
Sen Ben ve Lenin'de Melis Birkan - Selahattin Demirtaş, 2016'dan beri cezaevinde. 

***

1964 yılında Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin yurdunun kantininde oturan en kocaman gözlü ve en büyük gözlüklü gençti. Bu cumartesi sonsuzluğa uğurlayacağımız Prof. Dr. Erdal Yavuz'dan bahsediyorum. Okulun ilk yılında birlikte solcu olduk ve sonra birlikte sınıfta kaldık Erdal Yavuz'la, kalan sadece bizler miydik? Tabii ki hayır. İlk iki yılda solcu olup sınıfta kalan başkaları da vardı. "Güzel" Osman Tokcan, Mahir Çayan, Işık Alumur, Yusuf Küpeli, Nimet Adalalı, Necmiye Alpay...

Yavuz, daha sonra siyasi şube yani uluslararası ilişkiler bölümünden mezun olup, Strazburg Üniversitesi'nde doktora yaptı. ODTÜ'den Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesi'ne, oradan 19 Mayıs Üniversitesi'ne pek çok üniversitede dersler verdi, dekanlık yaptı. Akademik laflar edip başınızı ağrıtmayacağım. Fakat Erdal Yavuz'un Sosyalist Fikir Kulübü ve Barış Derneği'nin temel taşlarından biri olduğunu hatırlatmama izin verin. Eğer yanılmıyorsam Tarih Vakfı'nın da kurucu üyelerindendi.

Çapkın değildi ama benim bildiğim, üç kez evlendi ve ayrıldı çünkü kadınları çok severdi. İkinci eşi Irene'den Devrim adını verdiği aslan gibi bir oğlu oldu. Zerrin Ediboğlu ile nikahında ise ben şahittim. En son Urla'da, bahçe içinde taş bir evde yaşıyordu, haziranda gidip evinin müştemilatında kalacaktım. Olmadı, artık yukarıda görüşürüz. 

Cumartesi günü öğle saatlerinde Zincirlikuyu Camii'nden alınıp Aşiyan'da anne-babasının yanına gömülecek. 

Bir zamanlar SBF'nin kendine ait bir yurdu bile vardı. İşte oranın kantinde, Erdal Yavuz, Tülay Oğultürk ve Zerin Ediboğlu.

Fotoğraf 2 

Şimdi sözünü edeceğim kişiler neredeyse ünsüzler. Fakat ne tuhaftır ki, ünsüzlüklerine yakışmayan önemli mevkileri işgal ediyorlar. Siz zorlamayın, Şengün Kılıç (bu hafta da ağıma düştü) sizler için yazıversin.

Soldaki az saçlı beyefendi Mahmut Hamsici, Radikal'de stajyerliğinden sonra Manitu yürü ya kulum dedi, şimdi BBC'de. Ötekisi ise Eray Özer, spor muhabirliği ve çeşitli internet gazetelerinde epey dolaştıktan sonra şu anda Türkiye'deki en iyi iki podcast stüdyosundan birinin kurucusu.

Eğer aralarında Türkiye medyasının son hâlini konuştuklarını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Eray Özer, Mahmut Hamsici'ye, Çanakkale'de nasıl bir bahçeli ev satın alınır konusunda akıl veriyor. Ben onların yaşındayken böyle bir şeyi hayal bile edemezdim.

BBC-İstanbul Mahmut Hamsici, podcastçı Eray Özer ve ağır risk grubunda olduğu için kendini hâlâ koruyan Tuğrul Eryılmaz.

Fotoğraf üç

Hafta ortasında HomeRoom'da otururken yanındaki Cafe Yedi'de kahkahalar atan, eğlenen gençler sinirime dokundu ve derhal bulaştım. Bana o kadar güzel tepki gösterdiler ki mahcup oldum. Yanımda oturan Gökcan Sanlıman ise meğerse bayağı ünlü biriymiş.

Eve gidip bir iki şarkısını YouTube'dan dinledim, sanki rock ile pop karışımı gibiydiler. Tam karşımda oturan iki çok genç çocuk ise Çiçekli Gömlekler diye bir grup kurmuşlar ve ilk albümlerini hazırlıyorlarmış. Ünlü olurlarsa onların da fotoğrafını koyarım.

Cafe Yedi'de oturan müzisyen Sanlıman ve HomeRoom müdavimi ben. (Fotoğraf: Oyuncu Tülay Günal)

Sergi haberleri

Hafta içinde Tophane'de hepsi birbirine yakın, üç sergi gezdim. Sergilerden ilki, sanatçı Ilgın Seymen'in çevreyle olan ilişkilerini anlatan İşsiz Nesneler-Canlılığın İzleri'ydi. Seymen, izleyicilerini en yakından en uzağa değişken görüş mesafeler arasında bir seyre çıkarıyor. Sergi, haziran ortasına kadar Tophane'deki Galeri Bosfor'da gezilebilir.

Fotoğraf: Fatoş Kökçe 

Diğer iki sergi ise yine Tophane'deki Tütün Deposu'ndaydı. Katların birinde Hakan Topal'ın Canlıların Geçici Meclisi sergisiyle fotoğrafçı Manuel Çıtak'ın İslomania sergisini gezdim. 

İki sergi için de entel laflar edemeyeceğim ama keyifle gezip hazırlanmış sürprizleri hayranlıkla izledim. Sizlerin yerinde olsam Tophane'ye uzanıp bu üç sergiyi de izlerim. 

Linkler ve çağrılar

 Selahattin Demirtaş, en büyük aşkı ve hayat arkadaşı Başak Demirtaş'la.

* HDP deyince aklıma ilk gelen isimlerden biri olan Selahattin Demirtaş, beni de ciddiye alıp çok güzel bir mektup yollamış. Benim gibi, mektup alan kişiler ortak bir metinle sevgili Demirtaş'a onun yanında olduklarını bildiren bir mektup yollayacaklar. Fakat ben, sıcakkanlı bir delikanlı olduğum için mektubun yayımlanmasını bekleyemedim. Buradan onun şahsında tüm siyasi tutuklulara sevgi ve saygılarımı yolluyorum. İçimden geldi, kendimi tutamadım. 

* Hafıza Merkezi'nden yeni rapor: Küresel Dünyanın Bölgesel Kürt Sorunu

* Cihangir'de şenlik var. Cihangir'in üç muhtarı ve Cihangirli Didem Cılga epeydir üzerinde uğraştıkları projeyi nihayet hayata geçirebiliyorlar. Vaktiniz olursa, Cihangir'e bir düşün derim.
 

***

Cem Yılmaz kafamı karıştırdı

Komedyen Cem Yılmaz'ın orta derecede hayranlarındanım fakat bir dizi sevdiğim oyuncuyla beraber yaptığı Erşan Kuneri dizisi için mabadımı (kıç'ı bilerek kullanmadım) kaldırdım ve Netflix'i olan orta ünlü bir Cihangirlinin evine gittim.

İlk bölümün ilk on beş dakikasında, acaba Cem Yılmaz, on cümleden sekizinde ...mına koyayım, ...tüne sokayım demeden duramayan ortalama bir erkeğin parodisini mi yapıyor diye düşündüm. Çünkü arada kulağıma Jung ve Freud bile çalındı. Yoksa acaba, o da benim gibi yaşlandığı için kıskançlığından gençleri cinselliğe yabancılaştırmaya mı çalışıyor?

Bir süre izlemeye davam ettim, galiba boşuna uğraşıyordum, bunun üzerine bir evli entelektüel çift, bir oyuncu, iki gazeteci, bir esnaf, iki yazar arkadaşımdan da izlemelerini rica ettim. İsimlerini yazarım diye bana güvenmediklerinden çok ayrıntılı cevap vermeyi reddettiler ama tümünün ortak şikayeti, umduklarının yarısı kadar gülmemeleriydi.

Yeşilçam'ın klişeleriyle dalga geçmek için neredeyse onları aratacak klişeler kullanmak ne kadar doğru, bilemedim. Dikkat ederseniz bu küçük eleştiriyi yazarken Cem Yılmaz ve Zafer Algöz'ün reklamlarda oynaması konusuna hiç girmedim bile. 

Oyuncular çok parlak ama "Erşan Kuneri" biraz fazla klişe. 

Lenin'ime dokunma

Şimdi, Erşan Kuneri ile çok ünlü ve sevdiğim oyuncuların oynaması dışında ortak noktası olmayan bir filmden bahsedeceğim. Benden başka herkes görmüş ama ben Netflix'ten yeni seyrettim.

Hiç tanımadığım Tufan Taştan'ın Sen Ben Lenin filmi. Tabii ki, anarko marksist olduğum için taraf tuttuğumu gizlemeyeceğim. Bayıldım. Senaryo, Barış Bıçakçı ve Tufan Taştan'ın. Umarım bir gün onlarla da fotoğraf çektirme şansım olur.

Barış Falay ve Saygın Sosyal, Sen Ben ve Lenin'de.

Halk TV'nin gazetesi

Ötekiler o kadar kötü ki, içim parçalanarak da olsa Halk TV ile ilgili iyi bir haber vereceğim. Patron Cafer Mahiroğlu yazılı basına da gireceklerini açıkladı.

Havuz medyası utanmazca esip gürlerken, inanın Ayşenur Arslan, İsmail Saymaz, Timur Soykan, İpek Özbey gibi muarızlarımı okumak bana ilaç gibi gelecek. T24'teki Halk TV'cilerin ne yapacaklarını inanın ki bilmiyorum.

Ali Topuz yeniden

Duvar'daki yayın yönetmenliği görevinden alındıktan sonra ArtıGerçek'te yazmaya başlayan Ali Duran Topuz, Ergun Babahan'ın görevden alınmasından sonra başa geçti. Buna karşılık Fehim Taştekin ise ArtıGerçek'ten ayrılıp yeniden Duvar'da başladı. Neler olup bittiğini anlarsam sizlerle paylaşırım.

"Muhalif" basın ve belediyeler

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, basın sözcülüğü makamını iptal etmiş, Ekrem İmamoğlu açıkladı.  Yani artık Murat Ongun pek konuşamayacak. Zaten bana sorarsanız, bazı gazetecilerle CHP'li belediyelerin ilişkisi hiç de güzel değil.

Darısı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in başına. Öteki illeri pek bilemiyorum. Kadıköy, Şişli vs'i de...

Yine de bana da bir iş önerirlerse fikrim değişebilir. 

Advertorial (!)

Moda'cılar Şişli'ye geliyor

Müzik önerisi

Bu haftanın şarkısını gazeteci dostum Güldal Kızıldemir seçti. Donovan söylüyor. To Try For The Sun. Klibi de çok güzel. 

Yazarın Diğer Yazıları

Magazincinin zor günleri | Televizyon kavgaları | Rock'ıma dokunma

Bu yazı yazılırken AFAD'ın turuncu alarmı en azından Cihangir-Taksim civarına gelmemişti henüz. Ben yine ne olur ne olmaz diye, yazıyı hızla bitirip evime döndüm

Glastonbury, Fatsa ve Gezi | Mektep arkadaşlarımla | Medyatik tatilciler ve tabii ki rock

Bu spot yazılırken hatırlatma aşımı olmuş; evde müzik dinleyerek başta Dr. Esin Davutoğlu Şenol olmak üzere, bütün doktorlara şükranlarımı yolluyorum

Ameliyat kostümüm çok şıktı | Dev-Genç'ime dokunma | Cihangir'de yaz

Mafyayı, medyayı ya da yandaşları ve yalakaları da unutmayın ama Elvis'le rock'ın keyfini çıkarmayı da sakın ihmal etmeyin