05 Şubat 2024

Ukrayna: Çıkan kısmın özeti

Savaş üçüncü yılına girmek üzereyken, bırakın Kiev’i, daha Dinyeper’i bile tutamamış, Ukrayna’nın doğusunda sıkışmış bir “izlenim” veren Ruslar savaşı yine de kazanıyorlar mı? Cevabı, çıkan kısmın özeti

Sanki “savaş Ukrayna’nın doğusunda bir yerlerde sıkışmış, iki taraf arasında bir “kilitlenme” hali hasıl olmuş, Kiev yönetimi karşı-saldırısında mütevazı kazanımlar elde etmiş, Ruslar da duraklamış, ara ara ancak çok çok ağır ilerleyebiliyorlarmış,” şeklinde genel bir izlenim var. Bu izlenim, Kiev yönetiminin işine yarıyor mu? Yarıyor, “bize mali ve askeri destek vermeyi sürdürün, Rusları Avrupa kapısında durdurup geriletelim” diyebiliyorlar. Avrupa ve ABD kamuoyunda, biraz daha fazla destekle Ukrayna bu savaşı kazanabilirmiş, kaybettiği yerlerin tamamını olmasa bile belki belirli bir kısmını geri alabilir, Rusları da durdurabilirmiş hissi kuvvetlenebiliyor.

Peki bu izlenim doğru mu? Hayır, kesinlikle yanlış. Kiev rejiminin işine yarıyor olabilir ama Ukrayna için çok “zararlı!”

İşin gerçeği şu ki, savaşın ülkenin doğusundaki kimi cephe hatlarında sıkışmış gibi görülmesinin ve Rusların batıya doğru ilerlemeyişlerinin arkasında Kiev rejiminin ya da Ukrayna ordusunun başarısı yok! Bu, Rusların stratejik bir tercihi ve bu tercihle kendi hedeflerine giden yolda son derece başarılı da oluyorlar. Ha böyle yaparak Kiev yönetimin tam da ihtiyaç duyduğu “verin parayı Rusları durduralım” argümanını onlara veriyor olabilirler, ama galiba bu da Moskova’nın arzu etmediği bir şey değil!

Peki ama, diyebilirsiniz ki, savaş üçüncü yılına girecekken, daha bırakın Kiev’i, Dinyeper’i bile tutamamış, Ukrayna’nın doğusunda sıkışmış bir görüntü veren bir Rusya nasıl olur da başarılı addedilebilir ve üstelik nasıl olur da Ruslar bu tercihleriyle Kiev yönetimine tam da ihtiyaç duydukları argümanları bilerek veriyorlar?

Hemen açıklayayım:

BİR) Öncelikle şurası bir gerçek ki, Rusya - Ukrayna savaşının ilk yılı sonlarında tarafların zayiatlarının oranı 1:3 - 1:5 şeklindeydi. Yani savaşta ölen ya da yaralanan her 1 Rus askerine karşılık 3 - 5 Ukrayna askeri hayatını kaybediyor ya da yaralanıyordu. Gelgelelim, son zamanlarda bu rakamın iyice tırmanarak kimi yerlerde 1:20’ye ulaştığı söyleniyor. Yani ölen ya da yaralanan her 1 Rus askerine karşılık yaklaşık 20 Ukrayna askeri hayatını kaybediyor.

Bu dramatik bir oran! Ve tek bir şeyi gösteriyor. Silah, mühimmat ve deneyimli askeri personel üstünlüğünün kendilerinden yana olduğunu bilen Ruslar, düşmanın savaş aygıtını imha etmek, Ukrayna’yı “de-militarize etmek” ya da kendi deyimleriyle “de-Nazifiye etmek” için muharebeyi ülkenin batısına yaymaya hiç ihtiyaç duymuyorlar. Ülkenin doğusundaki cephe hatlarında hedefledikleri sonuca pekâlâ yaklaşabiliyorlar. Zira saha üstünlükleriyle, Kiev yönetimini sürekli buralarda zayi olan birliklerin yerini almak üzere taze asker göndermeye mecbur bırakıyorlar. 1:20’lere çıkabilen bir oranla Ukrayna ordusunu Dinyeper’e dahi gelmeden imha edebiliyorlar. O yüzdendir ki kimi askeri uzmanlar Doğu’daki bu cephelere “kıyma makinesi” adını vermiş durumda. Zaporojiya bölgesinin güneyindeki Mala Tokmacha bu gerçeği en sert deneyimleyen çatışmalara tanıklık etti. Mala Tokmacha’nın biraz güneyindeki, 2001 nüfusu 480 olan küçük bir köy (Robotyne) için Ukrayna ordusu 50 bin civarında askerini toprağa verdi. 47. Taarruz Tugayı ile 33. Mekanize Tugay’ın yitirdiği zırhlı araçları ve silahları saymıyorum bile. 50 bin! Acı ama gerçek!

İKİ) Rusya’nın savaşı ülkenin doğusunda sürdürmesinin, sürdürmek istemesinin bir nedeni de buralardaki ikmal hatlarının kendileri için çok kısa olması. Şöyle ifade edeyim. Çok kısa bir süre öncesine kadar çatışmaların en yoğun yaşandığı noktalardan biri olan Avdiivka’daki Rus birliklerinin, Rus sınırına uzaklığı 110 km idi. Oysa hemen karşılarındaki Ukrayna ordu birliklerinin -geçtim Kiev’i- Dinipro’ya bile uzaklığı bunun iki katından da fazla. Malum bir kara savaşında en önemli hususlardan biri, takviye ve ikmal hatlarının uzunluğudur. Düşman tarafından çevrelenmiş bir orduya ikmal malzemelerinin gitmemesi o ordunun imhasına yol açabilir. II. Dünya Savaşı’nın en kanlı kuşatmalarının (Leningrad, Stalingrad ve Berlin) tarafı olmuş bir ordunun bu bilgi ve deneyimle hareket etmeyeceğini düşünemeyiz.

ÜÇ) Rusya’nın savaşı ülkenin doğusunda sürdürmesinin bir sebebi de buradaki ikmal hatlarının aynı zamanda güvenli olmasıdır. Güvenliden kasıt, o bölgelerdeki nüfusun genel olarak Rusya yanlısı olmasının getirdiği emniyet hissi. Bu bölgeler 2014’te başlayan çatışmaları takiben tek taraflı olsa da bağımsızlığını ilan etmiş, Rusya yanlısı ayrılıkçı halk milislerinin kontrolüne girmiş bölgelerdi. Dolayısıyla, Rusların savaştıkları cepheleri kendi yakıt ikmal tesislerine, pompa ve stok istasyonlarına bağlayan hat üzerindeki coğrafyanın büyük ölçüde etnik Ruslardan oluşması Moskova için elbette daha güvenli bir seçenek olmakta.

DÖRT) Rusya’nın savaşı ülkenin doğusunda sürdürmesinin bir sebebi de erken bir tarihte girişilecek bir Batı harekatının kendilerine arzuladıkları sonucu vermeyebileceğini görmüş olmaları. Zira eğer Ruslar savaşı Batı’daki cephelere erken bir tarihte taşımış olsalardı, Ukrayna’yı daha erken bir tarihte havlu atmaya zorlayabileceklerdi. Bunda başarılı olmaları durumunda, Ukrayna Ordusu’nun büyük bir kısmı imha olmadan, aynı şekilde kalacak ve gelecekte de potansiyel bir “tehdit” olmayı sürdürecekti. Yok başarılı olamaz iseler, hem sivil kayıpların yüksekliğinden kaçınamayacaklar hem de aylar belki yıllara yayılan muharebeler neticesi ele geçirecekleri büyük kentlerin yeniden yapılandırma bedelleri çok yüksek olacaktı. Dolayısıyla, Ruslar, Odesa, Mikolayev, Dinipro gibi daha batıdaki mevzilere ilerlemeden önce karşılarındaki militer yapıyı iyice küçültmüş olmayı hedefledi.

Yıpratma savaşının ustaları

Latince bir kelime var, “atterere!” Sözlükler anlamını, sürtmek, aşındırmak, öğütmek, yıpratmak, ufalamak olarak veriyor. Askeri terminolojide “yıpratma savaşı” olarak adlandırılan fiilin Anglosakson dünyasındaki karşılığı olan “attrition,” kökenini bu Latince sözcükten alıyor. Ordular bazen düşmanı sürekli personel ve silah/mühimmat kayıpları verdirmek suretiyle çökme noktasına kadar yıpratarak muharebeyi kazanmak isterler. Bir diğer deyişle, “yıpratma savaşı” stratejisi uygularlar. Zira, bu tip savaşlarda daha fazla kaynağa sahip olan taraf çok büyük olasılıkla kazanan taraf olur. Bu bakımdan, Rusların 20 Mayıs 2023 tarihinde şehrin büyük bir bölümünü kontrol altına aldıkları Bahmut Savaşı, böyle bir savaş olmuştur. Bahmut, Stalingrad Muharebesi’nde verilmiş “yıpratma savaşının” küçük ölçekli bir örneği gibi düşünülebilir.

Bir diğer deyişle, Ruslar temel stratejik hedeflere ulaşmak, düşmanın personel ve ateş gücünü öğütmek, aşındırmak üzere ustası oldukları “yıpratma savaşı” gereklerini uygulamayı çok önceden seçmişti. Öncelikli hedef toprak kazanmaktan ziyade Ukrayna ordusunu elimine etmek olduğu için de bu eliminasyonu ülkenin doğusunda gerçekleştirmenin (her bakımdan) maliyetinin daha uygun olduğuna karar verdiler sadece.

Yolsuzluğa batmış Kiev yönetiminin tek yapabildiği Batı’dan silah, mühimmat ve para alıp Ukraynalı gençleri Doğu’daki cephelere göndermek. Ukrayna’yı terk etmeyip ülkelerinde kalan bir kuşak bu savaşta kurban edildi ve ediliyor. Cephedeki askerlerin yaş ortalaması 43’e ulaşmış durumda. Askere almada sıra artık 50 yaşın üstündekilere geldi. Bir yıl sonra yaş ortalamasının 48-51’e, iki yıl sonra ise 52-58’e tırmanacağı ileri sürülüyor. Zelenski, geçen yılın sonlarında 450-500 bin sivilin daha askere alınmasına ihtiyaç duyduklarını açıkladı. 2007-2010 arasında Başbakanlık yapmış Yulia Timoşenko bile “felaket” olarak nitelediği böyle bir uygulamanın hükümet ile halkı trajik bir şekilde karşı karşıya getireceği uyarısını yaptı.

Volodimir Zelenski

‘Abarttın, daha ufak ufak çal’

Peki ama Kiev yönetimi gidişatı görmüyor mu, şu söylediklerimizin farkında değil mi? Elbette ki herkes durumun farkında. Ancak Ukrayna’da işler Kiev rejiminin ne pahasına olursa olsun düzenini sürdürmesi üzerine kurulu. Savaş biraz da böyle bir şey. Artık iyice yozlaşmış Kiev yönetimi, kendisine Batı’dan yardım akarken bir yandan da kendi kasalarını doldurmaya odaklanmış gibi. Peki bu iddiayı dile getirirken abartıyor olabilir miyiz? Hayır, çünkü en başta ABD istihbarat servisleri Kiev rejiminin, özellikle de Zelenski’nin nasıl bir yolsuzluğa batmış olduğunun çok iyi farkında. Amerikalı gazeteci Seymour Hersh, CIA Direktörü William Burns’ün geçen yıl sırf Washington’un bu durumun farkında olduğunu dile getirmek ve küçük bir uyarıda bulunmak için Zelenski’yle görüşmek üzere gizlice Kiev'e uçtuğunu yazdı. Pulitzer ödüllü araştırmacı gazeteciye bakılırsa, Burns, akan yardımlar üzerinden yaptığı yolsuzluklar sonucu çaldığı “aşırı pay” nedeniyle devletin daha alt kademelerinde kendisine karşı bir memnuniyetsizlik olduğu konusunda Zelenski’yi uyarmış. Yani, “biraz daha az çal, çok abarttın” demeye getirmiş. Nasıl getirmesin! Bir CIA istihbaratına göre, Zelenski’nin sadece dizel yakıt satın alımından, sadece geçen yıl zimmetine geçirdiği tutarın en az 400 milyon dolar civarında olduğu savunuluyor.

Hal böyleyken Zelenski ne yapıyor? Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Rusya ile çatışmaları sona erdirmek amacıyla Batı ile gizli görüşmeler yaptığını düşündüğü Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Valeri Zalujni'yi yakında görevden alabileceğini söylüyor. Bunun için zemin yokluyor. Ama savaşın istikametinin değişmeyeceğinin birçok kimse farkında artık. En başta da Zalujni. The Washington Post’a bakılırsa, Zalujni, Başkan Zelenski'ye Kiev'in kendisini bir yıl daha büyük kayıplara hazırlaması gerektiğini söylemiş. Gazetenin ismi açıklanmayan Ukraynalı yetkililere dayandırdığı haberine göre, General, Zelenski kendisine yakında görevinden alınacağını dile getirdiğinde kasvetli bir görünüm sergiliyormuş.

Ukrayna’da işleri daha da ümitsiz kılan yolsuzlukların Zelenski ile ulaştığı seviye. Geçen yıl 3-17 Temmuz tarihlerinde Ukrayna’daki Ilko Kucheriv Demokratik Girişimler Vakfı tarafından gerçekleştirilen anket çalışmasına bakılırsa, Ukraynalıların yüzde 78’i ülkedeki yolsuzluk probleminden doğrudan Zelenski’yi sorumlu tutuyor. Ankete katılan Ukraynalıların yüzde 61’i de ordudaki satın almalarda yaşanan yolsuzluğun Rusya'yı yenilgiye uğratmanın önünde bir engel olduğuna inanıyor. Ukraynalılar kadar Amerikalı ve Avrupalı yöneticiler de olanların gayet iyi farkında ama pek dillendirmiyorlar. Yolsuzluğun kokusu Amerikan vergi mükelleflerine kadar uzanıp Beyaz Saray’ı zorda bırakmasın da istiyorlar bir taraftan, “biz işimize bakalım” diye düşünüyorlar.

Özellikle Amerikalılar vergi mükelleflerinin paralarının böyle bir savaş ve “tehdit” üzerinden askeri-sanayi komplekslere yönlendirilmesinden gayet hoşnut. Ve bunun için de “Ukrayna’nın bu savaşı kazanma şansı varmış gibi” yapmaya devam ediyorlar. Savaşta yaklaşık 500 bir zayiatı olduğu tahmin edilen Ukrayna’da bir genç kuşağın yitirilişi ve ülkenin geleceğinin karartılmış olmasının bir önemli yok. Yeter ki, çarkları dönmeye devam etsin.

‘Desteği sürdürürsek Ukrayna savaşı kazanır’

Çarkların dönmesini sağlamak üzere “düşünce” üretecek kuruluşları da var nasıl olsa. 2019 yılında dünyanın bölgesel çalışmalar alanında 1 numaralı düşünce kuruluşu seçilen Wilson Center’ın web sitesinde “Ukraine Can Win a War of Attrition” başlığıyla 25 Ocak’ta yayınlanmış makalede de ifade edildiği üzere, Amerikalılar şöyle bakıyorlar olaya: “Ruslar hem cephede hem cephe gerisinde silah/mühimmat üretiminde büyük sorunlar yaşıyor ve hızlı ilerleme kat edemiyor, o nedenle de Ukrayna’nın bu savaşı kazanma şansı var. Tek yapmamız gereken askeri ve mali desteği sürdürmek.”

 En yetkili ağızların da bu “think-tank” kuruluşlarından farkı yok. Zaman zaman “acaba kendisini geleceğin NATO Genel Sekreterliğine mi hazırlıyor” diye düşündürten AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, işi abartıp “Ruslar çamaşır makinelerinden ve buzdolaplarından çipleri söküp onarıma ihtiyaç duyan silah sistemlerinde kullanmak zorunda kalıyorlar, çok zor durumdalar,” şeklinde mesnetsiz konuşabiliyor. Ve biz bu lafın sarfından bir süre sonra, maruz kaldığı 17 bin 500 kalem yaptırıma rağmen, çok zor durumda denilen Rusya’nın ilk kez olarak Almanya’yı da geride bırakarak Avrupa’nın bir numaralı ekonomisi haline geldiğini, ülkenin GSYİH’sının geçen yıl G7 ülkelerinin tamamından fazla büyüdüğünü, IMF’in 2024 için de benzer bir projeksiyona sahip olduğunu öğreniyoruz.

Aynı anda Avrupa’da çiftçiler ayaklanıyor, öfkeleriyle hükümetleri hedef alıyorlar. Ama ne gam!

Batı’nın elindeki en büyük silah, Ukrayna için (sahte) ümit pompalayan, yalanlarla yüklü devasa propaganda aygıtı.  

Ama Julian Assange’ın dediği gibi, savaşlar yalanlar ile başlatılabilip sürdürülebiliyorsa, hakikatler de barışı getirebilir, belki.

O yüzden... 2, 3, daha fazla Hakikat!

 

 

 

 

 

.

Yazarın Diğer Yazıları

Kadayıfın altı kızardı

70’lerdeki hükümetlerin ayakta kalmasında anahtar rol oynamış Necmettin Erbakan’ın oğlu, babasının izinden giderek ustalıklı bir stratejiyle “kadayıfın altını kızarttı.”  Sol yine seyrederken

2028 Cumhurbaşkanlığı seçiminin geri sayımı başladı

Bir yıl önce siyasi kariyerinin bittiği iddia edilen İmamoğlu, iktidarı sandıkta ikinci kez mağlup ederken, 7 Mayıs 2028 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin startını da en güçlü aday olarak vermiş oldu

Avrupa savaş için geri sayıma doğru ilerlerken

Giderek daha çok sayıda kundakçının belirdiği bir dünyada bundan sonraki perdelerde “büyük patlama” öncesi rıza üretiminden savaş ekonomisine geçişe ve paradigma değişimini mümkün kılacak liderlik inşasına, daha çok şey göreceğiz gibi duruyor