13 Nisan 2024

Seçimler sonrası hareketlenen diplomasi trafiği

Seçimsiz geçecek bir dört yılın dış politika için de fırsat olarak kullanılması mümkün

Yerel seçimlerin üzerinden iki hafta geçti. 31 Mart'ta takke düştü, kel göründü. Kamuoyu yoklamaları yapan halkla ilişkiler şirketleri bir iki istisnasıyla bu kere de sol cenahta ters köşe oldular. Müzmin muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi, "yüzde 25'lik cam tavanı" kırarak seçimlerden birinci parti çıktı. Rahmetli Başbakanlardan Süleyman Demirel, muhafazakâr oyların kendi tekelinde olduğunu kastederek, "Tapulu arazimde gece kondu yaptırmam" derdi. Demek ki ustasının eline düşünce bal gibi yapılabiliyormuş. Şimdi bu gecekondular yıkılıp gidecek mi? Yoksa betonarme binalara mı dönüşecek, bekleyip 4 yıl sonra göreceğiz.

Yurt dışı oyların önemi

31 Mart seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nin ülke genelinde aldığı oy toplamı 17.391.548.Adalet ve Kalkınma Partisi ise 16.399.771 oy aldı. Fark 991.777.Yerel seçimlerde yurt dışında yaşayan vatandaşlar oy kullanamıyor. Kullanması gerektiğini de savunacak değilim. Hatta bana kalsa yurt dışında sandık kurulması uygulamasına hepten son vermek lazım. Yurt dışındaki seçmen sayısı 3.423.759. Geçen yıl yapılan seçimlerde yurt dışında kullanılan oylarda AKP, CHP'den yaklaşık iki misli fazla oy almış. Yurt dışı oylar önümüzdeki genel seçimlerde sonuçları etkileyecek bir konuma gelebilir.

Dış politikada seçimsiz dört yıl

Bir anayasa referandumu olmadığı takdirde, şimdilik önümüzdeki dört yıl ufukta seçim görünmüyor. Genel beklenti, bu dönemde gözlerin ekonomiye çevrilerek oy kaygısı olmadan bazı adımların atılabilmesi. Aslında seçimsiz geçecek bir dört yılın dış politika için de fırsat olarak kullanılması mümkün. Kamuoyu baskısı olmadan kronikleşmiş sorunlarımız bulunan Ermenistan ve Suriye ile ilişkilerde adım atılabilir, Kıbrıs sorununun çözümü yönünde mesafe kaydedilebilir, Yunanistan ile pozitif gündemin ötesine geçilerek Ege sorunlarında anlamlı müzakerelere girilebilir.

Yerel seçim sonuçlarının dış politikadaki yansımaları

31 Mart yerel seçimlerinin dış politikadaki ilk sonucu İsrail'le ilişkilerde görüldü. Seçim kampanyası sırasında Yeniden Refah ve Saadet Partilerinin İsrail'le ticaretin devam etmesi nedeniyle yoğun eleştirilerine maruz kalan iktidar, baskılara daha fazla dayanamadı. 9 Nisan'dan itibaren İsrail'e yapılan ihracata 54 kalemde kısıtlamalar getirdi. Bakalım bu adıma İsrail nasıl bir tepki verecek? Amerika'daki Yahudi lobisini üzerimize salarsa Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Washington ziyaretini gölgeleyebilir.

Yoğun diplomasi trafiği başlıyor

Bayram tatilinden sonra Türkiye'yi diplomaside hareketli günler bekliyor. 22 Nisan haftası içerisinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seçim sonrası dönemin ilk yurt dışı gezisini Bağdat'a yapması öngörülüyor. Türkiye-Irak ilişkileri önemli gelişmelere gebe. Yerel seçimlerden önce 14 Mart'ta MİT Başkanı İbrahim Kalın, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan hep birlikte Bağdat'ı ziyaret ettiler. Bu üçlünün birlikte bir heyet oluşturarak bir ülkeye ziyarete gittikleri sık görülen bir uygulama değil. Belli ki muhtemel bir operasyondan önce askeri tabiriyle hedefler yumuşatılmak istenilmiş. Cumhurbaşkanı ziyaretinden önce askeri bir harekât beklenmemeli. Ama havalar fazla ısınmadan kuzey Irak'ta terör örgütüne karşı geniş bir süpürme harekatı görürsek kimse şaşırmayacak. Türkiye'nin elinde yeni bir koz var. Irak'ın çok istekli göründüğü ulaştırma koridorlarından, "kalkınma yolu" projesi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Beyaz Saray hasreti nihayet sona eriyor. Son dakikada bir aksilik olmazsa, 9 Mayıs'ta Başkan Biden ile ilk ve muhtemelen de son defa Beyaz Saray'da görüşecek. İçeride ne konuşulduğundan çok, yine saatlerimizi kurup görüşme kaç dakika sürecek ona odaklanacağız. Zaten görüşme muhtemelen baş başa cereyan edeceğinden ne olup ne bittiğini tercüman kızımızdan başka kimse bilmeyecek.

Türkiye'ye beklenen ziyaretler

Diplomasi trafiğinin bir halkasını da Türkiye'ye gelmek için bekleyenler oluşturuyor. İlk sıradaki ziyaret Almanya'dan. Cumhurbaşkanı Erdoğan Bağdat'a hareket etmeden önce Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeir'ı ağırlayacak. Almanya ile aramızdaki sorunlara vize almadaki güçlüklere ve Gazze'deki görüş ayrılıklarına son dönemde bir de terör örgütlerinin Almanya'da yaşayan vatandaşlarımıza ve diplomatik temsilciliklerimize yönelik artan saldırıları eklendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir küsüp bir barıştığı Yunanistan Başbakanı Mitsotakis'in de 13 Mayıs'ta Türkiye'yi ziyaret etmesi öngörülüyor. 31 Mart Yerel seçimleri, Yunanlıların kafalarını biraz karıştırdı. İmamoğlu'nu Türkiye'nin müstakbel lideri olarak görüp yatırım yapmaya başlayanlar var. Yunanlılar Türk siyasetini yakından takip edip iyi okurlar. Eski Dışişleri Bakanlarından Dimitris Avramapoulos, Erdoğan'ın yıldızının parlayacağını ilk keşfedenlerden. Erdoğan tutukluyken kendisini cezaevinde ziyaret etmiş. Sonra da başımıza en büyük "Türk dostu" kesildi. Dışişleri Bakanlığının yapısal değişiklikleri sırasında denizcilik ve havacılık dairesinin başına gelenlerden sonra, kısa dönem içerisinde bakanlık içerisindeki transformasyon nasıl sağlanacak? İstikşafi görüşmelerin akibeti ne olacak? Onu da çok merak ediyorum.

Bir de yılan hikâyesine dönen Rusya Devlet Başkanı Putin'in Türkiye ziyareti var. Önce, 12 Şubat'ta Türkiye'ye geleceği açıklandı, sonra seçimler sonrasına ertelendi denildi. İki ülkede de seçimler sona erdi. Rusya'dan ne gelen var, ne giden. Benim bildiğim Ruslar hesap adamıdır. Putin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Washington ziyaretinin sonuçlarını görmeden Türkiye'ye gelmez.

Nerede hareket, orada bereket. İnşallah tüm bu ziyaretler bereketli olur.

Hasan Göğüş kimdir?

Hasan Göğüş, 1953 yılında Gaziantep'te doğdu. 1976'da Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu.

Diplomatik kariyerine 28 Nisan 1977'de başladı. Yurtdışında sırasıyla Yeni Delhi Büyükelçiliği'nde ikinci kâtip, BM Cenevre Ofisi nezdinde Türkiye Daimi Temsilciliği'nde başkâtip, Londra Büyükelçiliği'nde müsteşar, AGİT'te Daimi Temsilci Yardımcısı olarak çalıştı.

Dışişleri Bakanlığı merkezde; Müşterek Güvenlik İşleri, Savunma Anlaşmaları ve Uygulama dairelerinde ikinci kâtiplik, müsteşar özel kalem müdürlüğü, Bağımsız Devletler Topluluğu Genel Müdürlüğü'nde Orta Asya Daire Başkanlığı, AGİT Silahların Kontrolü ve Silahsızlanma Genel Müdür Yardımcılığı, Çok Taraflı Siyasi İşler Genel Müdürlüğü ve Avrupa Birliği ve Avrupa ülkeleriyle ikili ilişkilerden sorumlu Müsteşar Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Merkezdeki son görevi sırasında Türkiye-Hollanda ilişkilerine katkılarından dolayı Hollanda Kraliçesi Beatrix tarafından "Oranje- Nassau" nişanı ile ödüllendirildi.

Büyükelçi olarak Türkiye'yi sırasıyla Yeni Delhi, Atina, Viyana ve Lizbon'da temsil etti. 23 Ekim 2018'de Dışişleri Bakanlığı'ndan emekliye ayrılan Hasan Göğüş, Uluslararası Kalkınma Hukuku Örgütü Danışma Kurulu ve Okan Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyeliklerini sürdürüyor, T24'te dış politika konusunda yazılar yazıyor.

Hasan Göğüş'ün ayrıca 42 yıllık meslek anılarını derlediği, Doğan Kitap'tan yayımlanmış "Zor Başkentlerde Diplomasi" ve köşe yazılarını topladığı İdeal Kitap'tan yayımlanmış "Diplomasi Yazıları" isimli iki kitabı bulunmaktadır.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Burası Suriye, buradan çıkış yok

Esad ile tabii ki görüşülmeli. Ama kendimizi de aldatmayalım. Bu sorun öyle bir görüşmede çözümlenecek türden değil

İki buçuk müttefik

Hakan Fidan, çok deneyimli bir istihbaratçı ve konuşmalarında temkinli olmaya özen gösteren bir politikacı. Elinde güvenilir bilgiler bulunmadan böyle bir suçlamada bulunmuş olacağını sanmıyorum. Demek ki hafta içerisinde internete düşen bir gazete haberindeki, İngiliz özel kuvvetlerine mensup subayların ABD askeri üniforması giyerek üslerde YPG'li teröristlere eğitim verdiği, ayrıca Kıbrıs adasındaki İngiliz üssü Ağroturdan PKK'ya silah ve mühimmat sevkiyatında bulunduğu iddiaları doğruymuş

AGİT derde derman olur mu?

Türkiye, kurucu üyelerinden olduğu AGİT’te belirli bir özgül ağırlığa sahiptir. Aynı zamanda Rusya ile diyaloğu sürdürebilen nadir NATO ülkelerinden. Nesnel koşullarda düşünüldüğünde Genel Sekreterlik için ilk akla gelen ülkelerden biri Türkiye olmalı...