30 Mart 2025

RTÜK, yasak ve rating ilişkisi

RTÜK’ün TV kanallarına verdiği para ve ekran karartma cezaları; yarattığı rating kaybı dolayısıyla reklam gelirlerinde de azalmaya neden olduğundan, katmerli bir cezaya dönüşüyor

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), 1994’te kurulmuştur. Kurul üyeleri, Meclis'te temsil edilen partilerin sandalye sayılarına göre seçilir. Uzun yıllardır, AK Parti ve MHP ittifakının adayları dokuz kişilik yönetim kurulu üyeliğinin en az beşini alabilmektedir. Bu durumda da muhalefeti temsil eden üyelerin, kurulun karar alma süreçlerinde etkili olabilme şansları kalmamaktadır.

RTÜK kendisini yargının yerine koyarak ceza veriyor:

Birinci parti konumundaki bir yasal partinin mitingleri, dünyanın her yerinde haber değeri taşır ve canlı yayınlanır. Geçmişte Cumhurbaşkanı’nın önemli konularda yaptığı açıklamaları bütün kanalların aynı anda yayınlarını kesip canlı yayına girmeleri ne kadar yasal ve doğru idiyse, günümüzde de CHP’nin yaptığı mitinglerin canlı yayınlanması o kadar yasal ve doğrudur.

Yayın kuruluşları, bu tür canlı yayınlarda konuşmacıların yaptığı açıklamalardan sorumlu tutulamazlar. Şayet yapılan açıklamalarda hukuka aykırı bir durum varsa, bunu savcılar saptar ve yargıya intikal ettirir. Açıklamalarda suç olup olmadığına ise RTÜK değil, yargı karar verir. Ceza da suçluya verilir, yayınlayana değil.

TV ratingleri mi RTÜK’ü rahatsız ediyor?

Bu soruyu cevaplamadan önce, size Türkiye’deki ölçüm sistemini anlatmak istiyorum:

Türkiye’deki ilk elektronik TV izleme ölçümlemeleri 1989 yılında AGB Anadolu şirketi tarafından başlatılmıştır. Bu şirketin kurucu ortağıyım ve uzun yıllar Genel Müdürlüğünü yaptım. Dolayısıyla işleyişi çok iyi biliyorum.

Şirketin ilk yıllarında yapılan ölçümlemeler TV kanalları arasında tartışma yaratınca, TV yayıncıları, reklam veren firmalar ve reklam ajansları bir araya gelerek TİAK adlı bir komite oluşturdular. Bu komite daha sonra bir şirkete dönüştürülerek, üretilen tüm verilerin sahibi oldu.

Ölçümleri yapan AGB Anadolu şirketi daha sonra Nielsen şirketine satıldı. Nielsen şirketi ise yakın tarihimizde TİAK’ın açtığı ihaleyi kaybedince, bu ölçümler Kantar Media şirketi tarafından yapılmaya başlandı. Halihazırda ölçümler Kantar Media tarafından yapılmaktadır.

Ertuğrul Özkök’ün, 24 Mart 2025’te 10Haber’de yayımlanan makalesinde, 22 Mart tarihinden itibaren iki gün süreyle verilerin yayınlanmadığını ve bunun sorumlusunun verileri üreten şirket (Kantar) olduğunu iddia etmesi, eksik bilgiden kaynaklanmıştır. Ölçümü yapan şirketin verileri dağıtma ve yayma hakkı yoktur. Kantar firması verileri üretir ve sektörün kurduğu TİAK adlı firmaya verir. Zira verinin tek sahibi TİAK’tır. Dolayısıyla verilerin iki gün süreyle verilmemiş olmasının sorumlusu üretici firma değildir. TİAK’ın da Kantar Media şirketinin bilgi sistemine girip verileri tahrif etmesi mümkün değildir. Ölçüm sisteminin kurucusu olduğumdan işleyişi iyi biliyorum. Yazıyı uzatmamak için teknik konulara girmeyeceğim. Belki başka bir gün bu konuyu detaylı yazarım. Ancak eksik günlere ait bu veriler, er ya da geç kullanıma açılmak zorundadır.

Rating verileri neden önemli?

Reklamveren firmalar ve medya kuruluşları, yayınlanacak reklam fiyatlarını reklamı izleyen kişi sayısını baz alarak belirlemektedirler. Yani alınan her bir rating başına bir ödeme yapılmaktadır. Bu anlaşmanın en basit hâli CPR (Cost per Rating)’dir. Bunun daha detaylı anlaşma kriterleri de mevcuttur.

Böyle bir anlaşma ortamında, rating yitiren TV kanallarında yayınlanan reklam sayılarında azalma olmaz; ama her bir reklamın ratingi düşük olacağından, reklamveren firmaların ödeyeceği ücret düşer. Ratingini artıran medya kuruluşları içinse tam tersi söz konusudur; yayınladıkları her bir reklamdan daha fazla gelir elde ederler.

İşte zurnanın zırt dediği yer de burasıdır.

Sorun sadece iki günlük geç veri teslimi değildir. RTÜK, bu protestoların ve mitinglerin bir süre daha yurt çapında süreceğinin bilincindedir. CHP lideri de zaten bunu açıkladı. Bu durumda, cezalandırılan TV kanalları bu mitingleri canlı yayınlamaya devam ederlerse ratinglerini artıracakları kesindir. Bu TV kanallarının ratinglerinin düzenli bir şekilde artması ise ana akım medyanın reklam ve sponsorluk gelirlerinin önemli ölçüde düşmesi anlamına gelir. Dolayısıyla sorun, verilerin yayınlanmadığı o iki günde değil, önümüzdeki dönemde de bu trendin artmasındadır.

Ben son bir haftanın hem TV ratinglerini hem de dijital medya sonuçlarını gördüm. Bu verilerin sahibi TİAK olduğu için buradan paylaşmam suç oluşturur. Ama Halk TV, Sözcü TV, TELE1, NOW gibi kanalların 19 Mart öncesine kıyasla ratinglerini çok önemli ölçüde artırdığını söyleyebilirim.

RTÜK’ün ceza vermesinin mali sonuçları

İşte RTÜK’ün ekran karartma ve verdiği en üst sınırdan para cezalarının nedeni budur. RTÜK, TV’lere yasak getirilse bile bu mitinglerin sosyal medya ve dijital platformlardan izlendiğini biliyor. Bant daraltma gibi önlemler sadece haberin biraz daha geç ulaşmasına sebep oluyor ama sonuçta her türlü haber ulaşıyor.

RTÜK’ün miting haberlerinin canlı yayınlanmasını yasaklaması, ana akım medyanın reklam ve sponsorluk gelirlerinde yaşanabilecek kayıplarını önlemek için mi bu önlemler alınıyor sorusunu gündeme getiriyor.

Olayın finansal boyutunun daha iyi anlaşılması için, Reklamcılar Derneği’nin yayınladığı “Türkiye’de Reklam Yatırımları” adlı rapordan birkaç rakam aktarayım:

2024 yılının ilk altı ayına göre reklam yatırımları, bir önceki yılın ilk altı ayına göre %148,6 artış göstermiş. İlk altı ayın toplam reklam yatırımı 111,78 milyar TL olarak yayınlanmış. 2024 yılı sonunda ulaşabileceği rakam, bunun iki katından fazla olacaktır. Benim tahminim, 240 milyar TL’ye yaklaşır. TV kanallarının bu pastadan aldığı pay %21,7’dir. Türkiye’de ölçümü yapılan TV kanallarının, 52 milyar TL’lik reklam ve sponsorluk pastasından elde edeceği pay, işte bu rating ölçümleri sonucunda belirlenmektedir. Dolayısıyla TV kanalları için rating, faaliyetlerini sürdürebilmelerinin en önemli aracıdır.

Bu açıdan baktığımızda, RTÜK’ün TV kanallarına verdiği para ve ekran karartma cezaları; yarattığı rating kaybı dolayısıyla reklam gelirlerinde de azalmaya neden olduğundan, katmerli bir cezaya dönüşüyor. Dolayısıyla RTÜK’ün verdiği cezaların yarattığı kayıplara çok yönlü bakmakta yarar var.

Yazarın Diğer Yazıları

Geleceği tehdit eden 20 teknoloji

Kontrolsüz olarak geliştirilecek olan süper yapay zekâ uygulamalarının, değişik ölçeklerde, insanlığa zarar verme olasılığı elbette vardır. Bu yüzden, küresel ölçekte yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Ama bu tehlikeye bakarak yapay zekânın insanlığa sağlayacağı faydaları da görmezden gelemeyiz

Pullarla Olimpiyat Oyunları'nın kısa tarihi: 1920 Antwerp Olimpiyat Oyunları

1920 Olimpiyat Oyunları, 20 Nisan - 12 Eylül 1920 tarihleri arasında Belçika'nın Antwerp şehrinde yapıldı. Bu oyunlar, I. Dünya Savaşı'ndan sonra düzenlenen ilk Olimpiyat Oyunlarıydı

Pullarla Olimpiyat Oyunları'nın kısa tarihi: 1912 Stokholm Olimpiyat Oyunları

Osmanlı Devleti'ni temsilen ilk kez 1906 Atina Ara Olimpiyatları'na İzmir'den ve Selanik'ten üç futbol takımı katılmıştı. Bu organizasyon, IOC tarafından Olimpiyat Oyunları olarak kabul edilmediği için, Osmanlı Devleti'nin katıldığı ilk Olimpiyat oyunları 1912 Stokholm oyunlarıdır

"
"