31 Aralık 2023

Vera Kahraman'a mektup

Dünyadaki bütün iyiler birleşirse kötülere yer kalmaz. Elini uzatır mısın lütfen?

Sevgili Vera,

Babana yazdığın mektubu çok sevdim. Resimlerini de çok beğendim. Ne güzel çizmişsin. Mektubunu öylesine çok sevdim ki, ben de sana bir mektup yazmak istedim.

Sevgili Vera,

Bu dünyada iyi ve kötü insanlar var. İyi insanlar, barış içinde yaşanan, herkesin yiyecek yemeği, barınacak evi olduğu, her çocuğun okula gittiği, oynayacak oyuncağı olduğu, herkesin birbirini sevdiği, ağaçları, çiçekleri, balıkları, kuşları da sevdiği bir dünya olsun istiyorlar. Bunun için çalışıyorlar. Ama kötüler bunu önlemek istiyorlar. O nedenle iyilerle kötüler arasında her zaman bir savaş var.

İyilerin işi kolay değil. Çünkü kötülerin polisi, topu, tankı, tüfeği var. Sonra savcıları, yargıçları var. İyilerin böyle şeyleri yok. Ama iyilerin bir iyilik perisi var. Bu iyilik perisi elindeki sihirli değnekle iyileri korur, kötüleri cezalandırır. O nedenle iyilerle kötüler arasındaki savaşta, eninde sonunda mutlaka iyiler galip gelir.

Sevgili Vera,

Senin baban çok iyi bir insan. Hatta, kulağına fısıldayayım, senin baban adı gibi bir "kahraman". İyiliklerle dolu bir dünya yaratmak ve senin böyle bir dünyada yaşamanı istiyor. Sana böyle bir dünya bırakmak istiyor. Onun için kötülerle savaşıyor. Ağaçları kesilmekten, sincapları, küçük geyikleri yakalanmaktan koruyor.

Sevgili Vera,

Babanı çok özlediğini biliyorum. Ama sen hiç üzülme. Babana kavuşmak için dilek dilemeye devam et. Sonunda iyilik perisinin babanı kurtaracağına ve çok yakında babanla kar topu oynayacağına eminim. Dünyadaki bütün iyiler birleşirse kötülere yer kalmaz. Onun için bütün iyiler elele tutuşmalı. Elini uzatır mısın lütfen?

Yeni yılda iyilik perisini ve sihirli değneğini göreceğine inanıyorum.

Sana ve annene, kahraman babana kavuşacağın ve iyilerin galip geleceği bir yeni yıl dilerim. Seni sevgiyle kucaklarım.

Rıza Türmen kimdir?

Türkiye'nin önde gelen insan hakları hukukçularından ve diplomatlarından olan Rıza Türmen İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi.

Kanada Montreal McGill Üniversitesi'nden hukuk yüksek lisansı, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden Siyasal Bilimler doktorası aldı.

Avukatlık stajını yaptıktan sonra, 1966 yılında Dışişleri Bakanlığı'na girdi. Dışişleri Bakanlığı'nda çeşitli görevlerde bulundu.

1985'de Singapur'a ilk Türk Büyükelçisi olarak atandı.

1993 Birleşmiş Milletler Dünya İnsan Hakları Konferansı'nda ve AGİT, İnsani Boyut Toplantıları'nda Türk Heyeti Başkanlığı'nı yaptı.

1994'te İsviçre'ye Büyükelçi olarak atandı. 1996'da Türkiye'nin Avrupa Konseyi Daimi Temsilcisi oldu.

1998 yılında Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yargıçlığına seçildi. 2008 yılına kadar bu görevi sürdürdü.

2008'de Türkiye'ye döndükten sonra 10 yıl Milliyet gazetesinde köşe yazıları yazdı.

2011 seçimlerinde CHP İzmir Milletvekili olarak parlamentoya girdi. TBMM Adalet Komisyonu ile Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda görev yaptı.

2009 yılında Türkiye Barolar Birliği Yılın Hukukçusu Ödülü, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Özgürlüğü Ödülü, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Üstün Hizmet Ödülü, 2010 yılında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin Cumhuriyet Ödülü Rıza Türmen'e verildi.

İnsan Hakları ve hukuk konularında yerli ve yabancı dergilerde yayınlanmış çok sayıda makale ile kitap bölümleri kaleme aldı. "Güçsüzlerin Gücü-Türkiye'de İnsan Hakları" ve "Türkiye'de Demokrasi Arayışı" adlı iki kitabı yayımlandı.

Halen demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti alanlarında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarında çalışmalarını sürdüren Rıza Türmen, Türkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Merkezi'nin eş sözcülüğünü yapıyor.

Sanata yakın ilgi duyan ve yaklaşık 40 yıldır çello (viyolonsel) çalan Rıza Türmen, T24'te 2013 yılından beri, ağırlıklı olarak temel haklar, insan hakları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, genel hukuk ve politika konularında yazılar yazıyor.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Kim korkar Açık Radyo'dan?

Açık Radyo’nun lisansının iptali, Türkiye’yi büsbütün karanlığa iterek rejimin normalleşmesi yönünde bir siyasal iradenin mevcut olmadığını ortaya çıkardı. Kapalı bir rejime açık değil, kapalı radyolar yakışır

Sokak siyaseti ve yerel yönetimler

CHP’nin sokak siyaseti Türkiye’nin koşullarında doğru bir çizgidir. Bu siyasetin öznesi, ezilen, yoksul, işsiz, emekli, emekçi halktır

Yeni bir siyasetin anatomisi

"Antagoznizma"nın değil, "agonizmanın", "siyasal"ın değil, "siyasetin" egemen olduğu bir düzende, hiçbir iktidar muhalefeti yok sayamaz. Hiçbir iktidar, kendisini bütün bir toplumun temsilcisi olarak göremez. Kendi varlığının "öteki" olarak gördüğü muhalefetin varlığına bağlı olduğunu kabul eder. Muhalefeti ortadan kaldırılması gereken bir hasım değil, birlik içindeki farklılığın temsilcisi olarak görür. İki parti liderinin buluşmaları ve onunla başlayan diyalog, agonistik siyasetin kapılarını açabilir