31 Mart 2025

Kendi kendine Teoman…

“Koyu Antoloji”den sonra Teoman’ın müziğe bakışı çok farklı bir yere evrildi. Kendi deyimiyle “Hâlâ ‘Papatya’ mı söyleyeceğim?” diye kafa yorarken direksiyonu kendi şarkılarına kırdı ve belki de 30 yıldır yapmak istediği gerçek müziğini ortaya çıkardı

Teoman

“Koyu Antoloji”den sonra Teoman’ın müziğe bakışı çok farklı bir yere evrildi. Kendi deyimiyle “Hâlâ ‘Papatya’ mı söyleyeceğim?” diye kafa yorarken direksiyonu kendi şarkılarına kırdı ve belki de 30 yıldır yapmak istediği gerçek müziğini ortaya çıkardı. Çok da iyi yaptı. “Yorgun Yılkı Atları” da bu kafanın -şimdilik- son örneği.

Sadece müzik piyasasının değil Türkiye’deki kültür sanat camiasının son iki yıldır en çok konuştuğu kişi kim diye sorulsa konuya ilgi duyan duymayan büyük bir gönül rahatlığıyla vereceği cevap Teoman olur. Zira 2022 yılında yayınladığı “Rock and Roll” albümüyle birlikte klişe gazeteci tabiriyle adeta bir Teoman fırtınasına mazhar olduk. Albümün sağlam içeriği, uyandırdığı yankı sayesinde, dergilere yazdığı yazılarla, kendisinin personasını satırlara döktüğü “Sayın Bay Rock Yıldızı” kitabıyla Teoman’ı, 1997 yılında başladığı profesyonel müzik kariyerinden bu yana görmediğimiz kadar görmüş, röportajlarını okumuş, izlemiş, dinlemiş olduk.

Elbette Teoman gibi üretken gibi biri sadece “Rock and Roll” albümüyle kalmadı. Üzerine birçok şarkı yayınladı. Kafasına göre başka albümler yaptı. Ama bana göre Teoman’ın bu kafasına göre takılma durumunun yapı taşı olan çalışması 2018 yılında yayınladığı “Koyu Antoloji”ydi. Kendisinin bir röportajında da belirttiği gibi atık genç kızların duvarlarını kaplayan posterlerini süslemek istemiyordu ve kendisiyle uğraşmayı başlı başına bir “uğraş” hâline getiren Teoman, “Koyu Antoloji”de sadece 20 yılı aşkın müzik kariyerini değil kendini de bir o kadar da kurcalamıştı. Adından da anlaşılacağı üzere hayli “koyu” olan bu albümde toplam 26 şarkı yer alıyordu ve “Koyu Antoloji”ye kadar kendini ve şarkılarını bu kadar deşelediği başka bir derleme albümü olmadı. “Rock and Roll”da ise gerçek bir “rock and roll” çalışmasıyla karşımıza çıktı. Ve Teoman şimdi de “Yorgun Yılkı Atları” adlı albümünü yayınladı. Teoman’ın 1996 ile 2024 yılları arasındaki yedi şarkısının yeni konseptlerinden oluşan “Yorgun Yılkı Atları”, “Koyu Antoloji”nin -şimdilik- son halkası. Zira albüm aynı zamanda “Koyu Antoloji” dönemini yakın zaman içinde tamamlayacağı “Koyu Antolojisi-Konser” ve “Hayat ve Ölüm / Kent ve Tuz” albümlerinin de sac ayağını oluşturuyor.

Gelelim şarkılara… “Yorgun Yılkı Atları” albümünde, Teoman’ın her birini farklı biçimlerde yorumladığı, “Mutlu Son”, “Yorgun Yılkı Atları”, “Rüzgâr Gülü”, “İnsanlar”, “Kişisel Bir Şey”, “Yollar” ve “Nefes Nefese” parçaları yer alıyor. Şarkıların orijinal hâlleriyle alakası olmayan yeni versiyonlarında şöyle önemli bir nokta var: Teoman kendi şarkılarının yeni konseptlerinin üzerinde ne kadar fazla durursa, kendisinin idolleri olan Bob Dylan ile Leonard Cohen, hadi Nick Cave’i de biz ekleyelim, bu isimlerin “serbest atış” takıldığı çalışmalarına Teoman’ın kendi eliyle yaptığı dokunuşlarla iyice yaklaştığı yepyeni şarkılar ortaya çıkıyor. Albüme adını veren “Yorgun Yılkı Atları”nın modern bir Cohen şarkısını andırdığını rahatlıkla söyleyebiliriz mesela. Ya da “Rock and Roll” albümünün en “rock and roll” şarkısı “Rüzgâr Gülü”, bu albümün de yine en “rock and roll şarkısı olsa da bu defa dinleyenin içine çok farklı bir şekilde işliyor. “Nefes Nefese”yi ilk kez bu albümde dinleyen birisi, şarkının orijinal versiyonunun bu olduğunu sanabilir misal.

Yineleyecek olursam: “Koyu Antoloji”den sonra Teoman’ın müziğe bakışı çok farklı bir yere evrildi. Kendi deyimiyle “Hâlâ ‘Papatya’ mı söyleyeceğim?” diye kafa yorarken direksiyonu kendi şarkılarına kırdı ve belki de 30 yıldır yapmak istediği gerçek müziğini ortaya çıkardı. Bu albümlerde hit’lerinden ziyade daha az bilinen şarkılarını seçmesi de hem Teoman hem de biz dinleyiciler için gayet yerinde bir tercih oldu. Çok da iyi oldu. “Yorgun Yılkı Atları” da bu kafanın -şimdilik- son örneği.

Burak Soyer kimdir?

1986 yılında Kütahya'da doğdu. 1992 yılında Çanakkale'ye yerleşti. 2004 yılında Marmara Üniversitesi Alman Dili Edebiyatı'nı kazandı. Aynı yıl okulu bıraktı. Bir süre garsonluk yaptı.

2005 yılında Radikal Gazetesi Kültür Sanat Servisi ve Kitap Eki'nde gazeteciliğe başladı. Aynı yıl Rolling Stone Türkiye'nin açılmasıyla birlikte Rolling Stone'a müzik yazıları yazdı. 2006-2008 yılları arasında Akşam Gazetesi Ekler Servisi'nde muhabir olarak görev yaptı. Daha sonra "memleketi" Çanakkale'ye dönüp Çanakkale Olay Gazetesi'nde çalıştı.

İnternethaber.com, Sözcü.com.tr, Toplumsal Haber gibi internet haber sitelerinde Siyaset, Gündem, Spor, Yurt Haberler, Kültür Sanat, Yaşam, Lifestyle servislerinde editör olarak çalıştı. Trend Medya'nın YouTube kanalı için kültür sanat ve spor programı hazırlayıp sundu. Son olarak İstanbul Karaköy MONO dergisinin editörlüğünü yapıyordu.

Şimdiye kadar Milliyet, Hürriyet, Hürriyet Kitap Sanat, BirGün, BirGün Pazar, BirGün Kitap, Taraf, Cumhuriyet Pazar, T24, Gazete Duvar, sendika.org, solhaber.org'a, siyaset, edebiyat, müzik, sinema, tiyatro yazıları yazdı. Halen T24 Haftalık, Bianet ve OT dergisine kültür sanat, K24, Edebiyathaber.net, Oggito, Ne Okuyorum?, Ajandakolik, Mahal Dergi, Romanoku internet sitelerine de edebiyat yazıları yazıyor.

2017 yılında ilk kitabı Zıvana Doğan Kitap etiketiyle yayımlandı. Zıvana'nın devamı olan Buji de 2019 yılında aynı yayınevinden çıktı. Son romanı Ring ise, geçtiğimiz Eylül ayında Karakarga Yayınları etiketiyle okuyucuyla buluştu. Ayrıca bir de kısa film senaryosu bulunmaktadır.

2015 yılında Anadolu Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun oldu. Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Sanat Tarihi bölümündeki eğitimine devam etmektedir.

Yazarın Diğer Yazıları

Şenay Lambaoğlu: Sessiz kalmak en güçlü çığlıktır bazen

Hayatımızı anlamlı kılan, bizi biz yapan tüm o deneyimler, hikâyelerimizdeki gözyaşları ve zaman zaman yükselen kahkahalar… Tüm bu duyguları hakkıyla yaşamalı ve günün sonunda sağlam bir motto oluşturmalı

Kroşe: Bizim için önemli olan, punk’ın enerjisini kaybetmeden kendi hikâyemizi anlatabilmek

İzmirli punk grubu Kroşe, iki şarkıdan oluşan “Bir” ile müzikseverlerin karşısında. Grubun mevcut müzikal kimliğini yansıtan çalışma, Türkçe punk sahnesine yeni bir soluk getirme niyetinde

Ceren Gündoğdu: Bizi yaralarımızda birleştiremezse ne birleştirir ki?

“Duygudaşlığımızın altığını çizen bir albüm bu. Ve günün er ya da geç doğduğunu, karanlığın içinde aydınlık bir yer bulabilmemizin de en sevdiğimiz insanların gözlerinin içine baktığımızda içimize aktığını hissettiğimiz güçle mümkün olduğunu hatırlatan bir albüm”

"
"