02 Aralık 2023

Konserve hazırlarken “terörist” sayılan emekli matematik öğretmeni: Devrimcileri anmak suç mudur?

TBMM kürsüsünden Adalı’nın nasıl hukuksuz biçimde idam edildiğini anlatan Erdoğan da bu suçu işlemiş sayılır mı?

Serbest bırakılan mafya babaları, katiller, tecavüzcüler… Öldürülen kadınlar, istismar edilen çocuklar…

Gözü doymayanların fon hikâyeleri, ellerinde silahlarla poz verenler, JİTEM, “Yeşil” övenler, pervasızca istediği hakaretleri edenler…

Yargının sonsuz hoşgörüsü asla bütün bunların üzerinden eksik olmuyor.

***

Diğer yanda ise ağzını açsa yargılananlar var. Nefes alsa soruşturma geçirenler, gözaltına alınanlar, teröristlikle suçlananlar.

Belgesel çekenler, köşe yazanlar, kitap yazanlar, açıklama yapanlar, kim varsa…

Konserve yaparken teröristlikle suçlanan bile var.

Üstelik emekli bir matematik öğretmeni…

***

Aysun Cerek anlatsın:*

“2021 yılının yaz aylarının son günleri. Kış için konserve hazırlıkları yapıyorum. Emekli bir matematik öğretmeni için zamanı en iyi değerlendirme yöntemlerinden biri.

Böyle sükûnet zamanlarında telefon çaldığında aklınıza kötülük gelmez. Karşıdaki erkek sesi ise şaşırtıcı. Donuk biçimde ‘terörle mücadeleden’ aradığını söylediğinde aklıma yine terörle mücadele gelmiyor, ‘olsa olsa dolandırıcıdır’ diye geçiriyorum içimden. Ancak haberlerde izlediğimiz dolandırıcılık öykülerine benzemiyor. Bana banka hesabımı sormuyor, bir operasyon yaptıklarını, yardımım gerektiğini söylemiyor. ‘Emir var savcılıktan, şubeye gelip ifade vermeniz gerekiyor’ diyor. Ankara’da olmadığımı söylüyorum şaşkın bir biçimde. ‘O halde biz de bulunduğunuz yere tebligat göndeririz’ diyerek adresimi istiyor. Şaşırmış biçimde veriyorum adresimi.  O telefondan sonra uzun süre arayan soran olmuyor. Benim de aklımdan çıkıp gidiyor telefon. Öyle ya, ‘Terörle ne işim olacak ki…’  Ancak bu kez jandarma arıyor. Emekli bir matematik öğretmeni için heyecanlı bir hayat. Bu kez Ankara’dayım kış için. Bir avukat arkadaşımı arayıp, ertesi gün, ilk telefonun açıldığı yere, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesine (TEM) gidiyorum. Neler olduğunu da orada öğreniyorum. Meğer Facebook paylaşımlarımda ‘suçu ve suçluyu’ övmüşüm, ‘terör örgütü propagandası’ yapmışım. İfade veriyorum. Çevremdekiler beni sakinleştiriyor. Herkes aslında ülkeye, şartlarına alışmış durumda…”

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan

Savcılığa göre Cerek’in suçları büyük…

THKO’lu Gökhan Harmandalıoğlu’nun görselini paylaşmak.  Deniz Gezmiş’in fotoğrafını, “Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm Leninizmin yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi! Kahrolsun emperyalizm! Yaşasın işçiler, köylüler!" mesajıyla birlikte paylaşıma sunmak. 12 Eylül’ün idam ettiği Erdal Eren’i… Gezi’de ölenleri, genç yaşta ölenleri, işkenceyle öldürülenleri, idam edilenleri anmak.

***

Cerek hakkındaki soruşturma kısa sürede iddianameye dönüştü.

Savcılık büyük emek de vermiş iddianameye… 24 sayfalık iddianamede, THKP/C’nin tarihi anlatılmış. Artık var olmayan örgütün kuruluşu, eylemleri… Örgütün nasıl bölündüğü, lider kadrosunun nasıl öldürüldüğü…

Sonradan bu örgütü temel alarak kurulan örgütler, artık var olmayan başka örgütler…

Oradan Gezi Parkı’na kadar gelip, bu örgütün ideolojisini benimseyen ancak legal bir parti olarak siyaset yapan partiler anlatılıyor.

12 Eylül’de idam edilen Necdet Adalı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, başbakan olduğu dönemde, TBMM kürsüsünde, "Adalı, suçsuzluğunun ortaya çıkacağından, serbest bırakılacağından o kadar emindi ki Ulucanlar Cezaevi'nde arkadaşlarının firar girişimine katılmadı. Kendisini yargılayan mahkeme reisi Adalı'nın masum olduğunu iddia etti, karara şerh koydu ancak fayda etmedi. Necdet Adalı 22 yaşındayken 8 Ekim 1980'de asılarak idam edildi'' sözleriyle ve gözyaşlarıyla andığı Necdet Adalı.

Necdet Adalı

Cerek, bu suçtan Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı ve savcılığın ısrarla ceza talep etmesine rağmen “terör örgütünün propagandasını yapmak” suçundan beraat etti.

İstinaf mahkemesi, geçtiğimiz günlerde bu kararı yerinde buldu. Cerek’in suçsuzluğuna hükmetti.

Cerek, “Örgüt propagandası yaptığım söyleniyor ama hangisini yaptığım belli değil, belli ki hepsini yapmışım. Anma amacı dışında başka bir amaçla paylaşımda bulunduğuma yönelik tek bir kanıt da yok. İddianameye göre yüzbinlerce kişi Deniz Geçmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı anarak suç işledi…” diyor.

***

Cerek’in beraatine karar veren 18. Ağır Ceza Mahkemesi, gerekçeli kararında şöyle anlatıyordu suçsuzluğu:

“Terör ile mücadele kendine özgü bir takım zorlukları barındırdığından devletler bu mücadelede daha geniş bir takdir marjına sahip olduğu kabul edilmekle birlikte terör ile mücadelede bir hukuk rejimidir. Uluslarası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerin ihmal edilebileceği bir alan değildir. Sanığın eylemlerinin ancak bir sempatizanlığı gösterebileceği, TMK'nın 7/2 maddesinde düzenlenen terör örgütü propagandası suçunun şartlarının oluşmadığı, AİHS ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları dikkate alındığında, yargılamaya konu terör propagandasını yapmak suçunun oluşabilmesi için öncelikle fail tarafından dış dünyaya yansıyan bir irade açıklamasının bulunup bulunmadığı, var ise söz konusu irade açıklamasının doğrudan ve dolaylı şiddet içerip içermediği, böyle bir şiddet çağrısı söz konusu ise sanığın kimliği, konumu, konuşulan yer ve zaman gibi kriterler dikkate alınarak ilgili irade açıklamasının açık veya yakın bir tehlike meydana getirip getirmediği belirlenmelidir. Sanığın eylemlerinin herhangi bir terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteren veya öven ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden bir cümlenin yer almadığı, bu nedenle yapılan paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği…”

***

Mesela, TBMM kürsüsünden Adalı’nın nasıl hukuksuz biçimde idam edildiğini anlatan Erdoğan da bu suçu işlemiş sayılır mı?

Ya da aynı dönemde 12 Eylül dönemindeki işkencelerde, yargısız infazlarda ölenlerle ilgili komisyon kuran TBMM üyeleri de aynı suçu işlemiş midir?

***

Cerek, suçsuz bulundu. Elbette davasının Yargıtay’a taşınması olasılığı da var. Küçük bir taramayla “aynı suçtan” binlerce soruşturmanın bulunduğu görülebilir.

Mesele Deniz Gezmiş’i, diğer devrimcilerin anılmasının suç sayılması da değil sadece…

Mesele, ülkenin genelini etkisi altına alan bu yoğun “terörist tarayıcılığın” savcılıklara uzun zaman önce sirayet etmiş olması… Katiyen bundan vazgeçilmemesi…

Suçun nerede işlendiği, suçlunun nerede aranması gerektiği açık… Her yerden görünüyor…

Açıyı biraz farklı bir yöne çevirseler, onlar da rahat biçimde görecekler…


*Aysun Cerek’in anlatımları, bianet’in “İfade Özgürlüğünün On Yılı” kitabından alınmıştır.

Gökçer Tahincioğlu kimdir?

Gökçer Tahincioğlu, 1997'den 2018'e kadar Milliyet Gazetesi'nde yargı muhabirliği, Ankara Haber Müdürlüğü, köşe yazarlığı yaptı.

Haber, yazı ve fotoğraflarıyla Musa Anter, Metin Göktepe, Abdi İpekçi gibi isimlerin adını taşıyan gazetecilik ödüllerini aldı. Çağdaş Gazeteciler Derneği ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Özgürlüğü ödüllerine layık görüldü.

Bu Öğrencilere Bu İşi mi Öğrettiler?: Öğrenci Muhalefeti ve Baskılar (2013, Kemal Göktaş'la birlikte), Beyaz Toros: Faili Belli Devlet Cinayetleri (2013) ve Devlet Dersi: Çocuk Hak ve İhlallerinde Cezasızlık Öyküleri (2016), Çünkü Umurumuzda adlı mesleki kitaplara imza attı. Yaralı Hafıza ve Kayıp Adalet adlı derleme kitapların editörlüğünü üstlendi. 

İlk romanı Mühür, 2018'de yayımlandı. 2020'de yayımlanan ikinci romanı Kiraz Ağacı ile Yunus Nadi Roman Ödülü'nü kazandı. Üçüncü romanı Sabahattin Ali'yi Ben Öldürdüm, Eylül 2023'te yayımlandı. 2018'den bu yana T24 Ankara Temsilcisi olarak çalışıyor.

Yazarın Diğer Yazıları

18,5 dakikada deprem adaleti

Binlerce binanın yıkıldığı, binbir soru işaretinin olduğu bir depremin bütün yükü neden tek bir yere yükleniyor? Şaşırtıcı raporlar hangi ekip tarafından, nasıl hazırlanıyor? Hiçbir kamu görevlisinin "asli sorumlu" çıkmaması sürpriz mi?

ABD elçisinden İliç'e uzanan yol: ÇED raporundaki itiraflar

Set çöküyor, toprak kayıyor, madenler işçilere mezar oluyor ama cümleler hiç değişmiyor: "Tehlike yoktur, sızma olmamıştır, ülkemiz için yararlıdır, karşı çıkanlar bellidir…"

Adnan Oktar dosyasının unutulanları: El öpenler, vazgeçenler ve Deniz Kuvvetleri’nin işkence suçlaması

Fincancı dışında verilen raporlar, şikâyet başvuruları da görmezden gelinmiş. Misal, çok ciddiye alınan, hatta davaya dönüşen bir işkence başvurusu daha var. İhbarda bulunan bir kişi değil, kurum; Deniz Kuvvetleri Komutanlığı…