03 Nisan 2025

Adalet kaç numarada çalışıyor?

“Boykot” çağrısını destekleyen oyuncu Aybüke Pusat’ın Teşkilat dizisi kadrosundan çıkarıldığı olayda sıfatı TRT Genel Müdürü olan şahıs “siyasi görüşleri nedeniyle bir kişinin işe alınmasını engelleyen kişi” konumunda. Ceza Kanunumuz bu suçu “nefret ve ayrımcılık suçu” olarak tanımlıyor

Oyuncu Aybüke Pusat

TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı, “boykot” çağrısını destekleyen oyuncu Aybüke Pusat’ın Teşkilat dizisi kadrosundan çıkarıldığını açıkladı.

Bunu yaparken yüzünde bir kızarma oldu mu, küçük de olsa bir utanç duydu mu, bilemiyorum.

Normal olarak kamu yönetimi konusunda doktora yapmış, akademik unvanlar kazanmış bir karakterin en azından yüzünde hafif bir kızarma olmasını beklerim.

Ancak bildiğim şu ki bu arkadaşların suratları maşallah kayış gibi.

Yaptığından utanmadığı gibi bunu gururla ilan da ediyor.

Türk Ceza Kanunu’nun 122. Maddesi şöyle:

“(1) Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle;

  1. a) Bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini,
  2. b) Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını,
  3. c) Bir kişinin işe alınmasını,
  4. d) Bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını, engelleyen kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Bu olayda sıfatı TRT Genel Müdürü olan şahıs “siyasi görüşleri nedeniyle bir kişinin olağan ekonomik etkinlikte bulunmasını ve işe alınmasını engelleyen kişi” konumunda.

Ceza Kanunumuz bu suçu “nefret ve ayrımcılık suçu” olarak tanımlıyor.

Nefret ve ayrımcılık suçu, dünyanın her yerinde “aşağılık suçlardan” sayılır.

Netanyahu gibi faşistler “nefret ve ayrımcılığı” kitlesel olarak yaptıkları için insanlığa karşı suç işlemiş sayılıyorlar.

Yani aslına bakarsanız bu suçu bireysel olarak işleyenler ile kitlesel olarak işleyenler siyaseten birbirlerinin yakın akrabası sayılırlar.

İşin bu kısmı, yani nesep meselesi bu konuda bizi ilgilendirmiyor.

Ancak görebildiğim kadarıyla memleketimizin savcılarını da ilgilendiren bir durum yok.

Mesela Halk TV Genel Müdürü, bir oyuncuyu böyle siyasi bir gerekçeyle işten çıkardığını duyursaydı savcılarımız soruşturmayı çoktan başlatmış olurlardı.

Suçu işleyen AKP’li olduğu için, savcılarımız harekete geçmeyecek.

Neden derseniz bizde yargı bağımsız ve tarafsız derim!

Savcılar böyle bir soruşturma açmayacaklar çünkü son derece bağımsız ve tarafsız oldukları için konu kendileriyle ilgili değilmiş gibi davranabilecekler.

Zaten biz de böyle bir kahramanlık beklemeyeceğiz çünkü biliyoruz ki buna kalkışacak savcının, soruşturmayı açmasıyla birlikte, o koltukta bir saatten daha fazla oturma ihtimali sıfır.

Yazının başlığı ise öylece aklıma geliverdi.

Baskın Oran Hocamın teğmenler ile ilgili olarak yazdığı bir yazının başlığıydı, oradan dilime takılmıştı, ben de yazının başına koyuverdim gitti. Hocamın yazısını merak ediyorsanız bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

* * *

İçişleri Bakanı adına endişelendim doğrusu

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya sabaha karşı "Ya Reis, “bu saate kadar neredeydin” diye sorarsa?" diye düşünüp “Bu çağrı ekonomik bağımsızlığımıza yönelik bir sabotajdır. Ekonomimize bir darbe girişimidir” diye paylaşım yapıyor. Dua et de koltuğunda gözü olan birileri, yaptığın bu gafı gidip Reis’in kulağına fısıldamasın
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya

Bir günlük boykot ilanının ülke genelinde sonuçları ne oldu, henüz bilmiyorum.

Muhtemelen kesin bir sonuç öğrenmemiz de güç olacak.

Şunu söyleyebilirim ki seçim haritasına bakın, o harita neyi gösteriyorsa, boykot haritası da onun tıpkısını gösteriyor olmalı.

Bu boykotun benim hafızamda yer edecek fotoğrafı ise Ticaret Bakanı’nı market alışverişi yaparken gösteren fotoğraf oldu.

Bakan önünde market arabası, elinde torbalarla “boykot kırıcılık” yaptı.

Dün satın aldıklarını bitirene kadar yeni alışveriş yapmayacağı için boykotu erteleyerek yerine getirmiş sayılmayacak mı, merak ettim.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat

En acıklı durumda olan ise İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya oldu.

“Bu çağrı ekonomik bağımsızlığımıza yönelik bir sabotajdır. Ekonomimize bir darbe girişimidir” dediğinde daha sabah ezanı okunmamıştı.

Bunun nasıl olduğunu gözümün önüne getirmeye çalıştım: Gece yatağında huzur içinde uyurken bir şey dürtüyor ve uyanıyor! Hatırlıyor ki boykota karşı bir şey söylememiş. Panik içinde telefona sarılıp bir mesaj sallıyor. Sonra da bir türlü uyku tutmuyor tabii. Ya Reis, “bu saate kadar neredeydin” diye sorarsa?

Allahtan Reis’in okuma adeti yok, birisi söylemediyse bu durumdan haberi olmamıştır.

Tabii Bakan Bey, mesajı gecenin bir kör saatinde, uyku sersemi attığı için de ne yazdığının idrakinde değil.

Türkiye’de günlük kredi kartı harcaması yuvarlak hesap 52 milyar lira.

Türkler harcamalarının aşağı yukarı yüzde 27’sini nakit olarak yapıyor. Demek ki yine yuvarlak hesapla 65 milyar liralık bir günlük harcamadan söz edebiliriz.

Türkiye’de dün herkes boykota katılmış olsaydı, yapılmayacak alışveriş tutarı bu kadar olacaktı. Ki bunların içinde “ertelenemeyecek ihtiyaçlar” da dahil. Onu yok sayıyorum.

Diyelim ki iktidarı sevenler boykota katılmadı, bütün muhalif kesimler boykota titizlikle katıldı.

Yani Ali Yerlikaya’ya göre yaklaşık 30 milyar liralık harcamanın yapılmaması ve bir bölümünün ertelenmesi “Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını tehlikeye düşürüp, ekonomiye darbe yapacak!”

Ali Bey kardeşim, umarım attığın sosyal medya mesajını Reis’e kimse göstermemiştir.

Kendisi teori sahibi bir iktisatçı da olan koskoca bir Dünya Lideri’nin yönettiği bir ülkenin ekonomisinin, bir gün 30 milyar lira harcanmadı diye batması olacak iş mi?

Sen ne demek istiyorsun?

Türkiye ekonomisi, 30 milyar lira harcamanın bir bölümü ertesi güne ertelendi diye batacaksa, 22 yıldır bu ülkeyi tek başına yöneten iktisatçıya “bugüne kadar ne yaptın kardeşim” diye sormazlar mı?

Merak etme, Reis’in bu yazıdan haberi olmayacağından eminim. Beni okumuyor. Okusa yaptığı hataların çoğunu yapmazdı.

Dua et de koltuğunda gözü olan birileri, yaptığın bu gafı gidip Reis’in kulağına fısıldamasın.

Mehmet Y. Yılmaz kimdir?

Mehmet Yakup Yılmaz, 1956 yılında Malatya'da doğdu. İlkokulu Antalya Devrim İlkokulu'nda, orta okul ve liseyi parasız yatılı olarak Denizli Lisesi'nde okuduktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat ve Maliye Bölümü'nden 1977 yılında mezun oldu

Gazeteciliğe SBF öğrencisi iken 1975 yılında Ankara'da Mehmet Ali Kışlalı yönetimindeki Yankı Dergisi'nde başladı. Derginin Yazı İşleri Müdürlüğü görevini bir süre yürüttü.

12 Eylül 1980 darbesi öncesinde Türk İş'e bağlı Yol İş Federasyonu ve YSE - İş sendikalarında basın müşaviri olarak görev yaptı, sendika gazetesi ve dergilerini yayınladı.

Askerlik görevi Kara Harp Okulu'nda yapıldıktan sonra İstanbul Gelişim Yayınları'nda mesleğe geri döndü. Gelişim Yayınları'nda Erkekçe ve Bilim dergilerinin Genel Yayın Müdürü Yardımcılığı ve ardından Gelişim TV Dergisi Genel Yayın Yönetmenliği görevlerinde bulundu.

1985 yılında Hürriyet'e geçti ve Hürriyet Dergi Grubu'nu kurdu. Tempo, Blue Jean, Playmen gibi dergileri yayınlandı.

Daha sonra Dönemli Yayıncılık Genel Müdürlüğü görevine getirildi. Ercan Arıklı ile birlikte Dönemli Yayıncılık'ın 1 Numara Yayıncılık'a dönüşmesi sırasında Genel Müdürlük görevini üstlendi. Aktüel, Cosmopolitan, Penthouse, Oya gibi dergilerin kurucu genel yayın müdürü oldu. Bugüne kadar 30'u aşkın derginin kuruculuğu yapıldı.

1995 yılı başında Posta gazetesini yayınladı. Aynı yıl sonunda Fanatik gazetesini, 1996 yılı sonunda ise Radikal gazetesini kurdu, genel yayın müdürlüğünü yürüttü.

2000 yılında Milliyet Gazetesi Genel Yayın Müdürlüğüne getirildi. Bu görevi 5,5 yıl sürdürdükten sonra Doğan Burda Dergi Grubu'nun CEO'luğu görevini üstlendi.

2005 yılından 2018 Eylül ayına kadar Hürriyet gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Ekim 2018'den itibaren T24'te yazmaya başladı.

Gazete köşe yazılarından derlenen "Kırmızıyı Seçtim, Aşk Mavinin Altındaydı", "Benden Selam Söyleyin Bütün Aşklarıma", "Aşktan Sonra Hayat Var Mı", "Şaşırma Duygumu Kaybettim, Hükümsüzdür" isimli kitapları yayımlandı. "Aşk Herşeyi Affeder mi" isimli uzun hikâyesi kitap olarak yayınlandı. 

"Türkiye medyasında en çok yayın başlatan gazeteci" olan Mehmet Y. Yılmaz, güncel politik gelişmelerin yanı sıra, deneme tarzındaki yazıları ve futbol üzerine yaptığı yorumlarıyla da biliniyor.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Bahçeli’nin tehdidi

Devlet Bahçeli, “halkın bir kesimini”, diğer bir kesim ile tehdit ediyor. Bu tehdit 12 Eylül öncesine yönelik bir özlemi mi ifade ediyor yoksa tam da öyle bir planın parçası mıdır?

Antalya neden Makao olamadı?

Hukuk ve adalet hâlâ bu ülkenin en büyük sorunu ve sizleri karamsarlığa sürüklemek istemem ama bana öyle geliyor ki bu giderek asla çözemeyeceğimiz bir soruna da dönüşüyor

“Kırmızı çizgi” meselesi!

Bir kamu yöneticisinin kırmızı çizgisi Anayasa ve kanunlardır. Vali Bey’in kırmızı çizgisinin Erdoğan olması ilginç. Benim kendisine başka bir kırmızı çizgi önerim var

"
"