26 Mart 2025

Çağlayan’da İmamoğlu’na saygı, yargıçları durduran cümle, ah gazeteciler

Meydanlarda kalabalıklar... Saatler süren protestolar... O meydanlardaki görevli gazetecilere gelince... Polis tarafından fena halde hırpalanıyor, biber gazı ve TOMA’lar, yetmiyor on meslektaşımız sabaha karşı evlerine baskınla, gözaltına alınıyor. Yılmaz Tunç duvara çarpıyor, bir kez daha sözünün altında kalıyor. Aslında haksızlık ve hukuksuzlukların altında kalan toptan AKP iktidarı

Şaşkınlıkla avukatına bakıyor Ekrem İmamoğlu Çağlayan Adliyesi’nde ifadesi alınırken. Avukatı Fikret İlkiz ifadenin tam olarak yansıtılmasını, metnin düzeltilmesini isterken, “bizi korkutamazsınız” diye sert tepki gösterince, İmamoğlu şaşırıyor.

Şaşırmakla kalmıyor, ifade boyunca avukatların sözünü hep dinliyor.

Savcılar ise, son derece saygılı.

Emniyet’te bulunduğu süre içinde polislerin gösterdiği nezaket gibi.

Meydanlarda insanlara biber gazı ve basınçlı su sıkan, cop sallayan polisler gitmiş, yerlerine uzaydan polisler gelmiş gibi!..

Aynı saygı Çağlayan’da duruşma sırasında da devam ediyor.

Yargıçlar duruşma salonunda İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu, çocukları ve CHP lideri Özgür Özel ile kucaklaşmasına, sohbet etmesine göz yumuyor.

Oysa, böyle bir adet yok.

Sandık telaşı

İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığına aday gösterilmesi için CHP 23 Mart günü ülkede 11 bin 920 sandık kuruyor. Son genel seçimde kurulan sandık sayısının, yurt dışı hariç, 191 bin 190 olduğu düşünülürse, CHP sandıklarının sayısının ne kadar az olduğu ortada.

Buna rağmen, CHP’nin 23 Mart’taki önseçimi AKP’de telaş yaratıyor.

O telaş iki biçimde yansıyor:

- İmamoğlu’nun 35 yıl önce aldığı üniversite diploması 18 Mart günü iptal ediliyor.

- Kendisi de, yüze yakın insanla birlikte 19 Mart sabaha karşı gözaltına alınıyor.

Sorgu belgelerindeki tarihlere bakınca:

İmamoğlu’nun tutuklanmasına yol açan yolsuzluk iddialarına ilişkin MASAK raporu 17 Mart tarihli, gözaltına alınmadan iki gün önce.

Altında ne MASAK Başkanının, ne de Başkan Yardımcılarının imzaları var.

Avukatların gözlemi şu:

“İddialar çok acele hazırlanmış, garip sorulardan oluşuyor. Belli ki, 23 Mart önseçim gününden önce bitirilmek istenmiş, böylelikle CHP delegesinde ve halkta kırılma yaratılmak istenmiş.”

Tahminlerin ötesinde, 15 milyondan fazla oy kullanılınca, AKP’deki telaş daha da artıyor.

Baştan sona, yargının siyasallaşmasında unutulmayacak örneklerden biri.

"Batı'daki Kürtler"

İmamoğlu’na ilişkin diğer suçlama “Kent Uzlaşısı”, yani DEM ile sandıkta ittifak. Sorgu tutanağında o suçlamayla ilgili olağanüstü (!!!!!!!) bir cümle var:

“Kent Uzlaşısı formülüyle Batı il ve ilçelerinde Kürtlerin belediyeleri kazanamasalar da, Belediye Meclislerinde söz sahibi olmalarının, belediye yönetimlerinde yer almalarının siyasi bir denge olmalarının amaçlandığı anlaşılmıştır.”

Ne?..

Pardon?..

Kürtler sadece Doğu il ve ilçelerinde mi kamu yönetiminde yer alabilir?..

Kürtleri Batı’da yönetime almanın nesi suç?..

Kürtleri yönetime ortak edince, nasıl bir “siyasi amaç” doğuyor?..

CHP Grubunda dün bu cümleyi okuyan Özgür Özel de aynı soruyu soruyor.

AKP-MHP o zaman neden TBMM’den İmralı’ya kadar Kürtlerle görüşüyor?..

Çağlayan’daki sorguya dönersek...

Savcılııktan gelen soruşturma belgesindeki bu cümle yargıçları durduruyor.

Herkesin merak ettiği konu burada netleşiyor.

Aynı sorular mahkemenin de aklına takılıyor olmalı ki, İmamoğlu Kent Uzlaşısı suçlamasından beraat ediyor.   

Saraçhane Taksim oldu

AKP’nin telaşı kendini meydanlarda da gösteriyor. Başka ülkelerde örnekleri var:

Londra’da Trafalgar, Paris’te Concorde, Berlin’de Potsdam, Mısır’da El Tahrir, New York’ta Times, Pekin’de Tiananmen, Buenos Aires’te Mayo gibi, simge olmuş meydanlar.

Halk hakkını bu meydanlarda arıyor, iktidarlara karşı protestosunu buralarda yükseltiyor.

Bizde İstanbul’da Taksim, Ankara’da Kızılay, İzmir’de Konak Meydanları gibi.

İstanbul’da Taksim en gözde, tarih dolu bir meydan.

İktidar Taksim’i yasaklıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye binası Saraçhane’de, her yaştan insan Saraçhane’ye akıyor.

Saraçhane Taksim oluyor.

Tunç'un ezberi yine bozuldu

Meydanlarda kalabalıklar... Saatler süren protestolar...

O meydanlardaki görevli gazetecilere gelince...

Polis tarafından fena halde hırpalanıyor, biber gazı ve TOMA’lar, yetmiyor on meslektaşımız sabaha karşı evlerine baskınla, gözaltına alınıyor.

Daha geçen hafta Adalet Bakanı Yılmaz Tunç her türlü hukuksuzluk karşısında ezberlediği cümleyi tekrarlıyor:

“Yargı bağımsızdır, ülkemiz hukuk devletidir, bağımsız yargı sürecini hep beraber izleyelim.”

Gerçeğe teğet geçmeyen, bıktıran bu nakaratından sonra Tunç:

“Gazetecilik faaliyetinden dolayı cezaevinde tutuklu gazeteci yoktur.”

Hepimizin yüzüne baka baka, bunu söyleyebiliyor!..

“Sadece gazetecilik faaliyetinden dolayı” bazı meslektaşlarımız dün  tutuklanıyor, şu fotoğrafı çekti, bu haberi yaptı gerekçesiyle.

Yılmaz Tunç duvara çarpıyor, bir kez daha sözünün altında kalıyor.

Aslında haksızlık ve hukuksuzlukların altında kalan toptan AKP iktidarı.

Yalçın Doğan kimdir?

Yalçın Doğan, 1965 yılında Alman Lisesi'ni, 1969'da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi.

Gazeteciliğe 1973 yılında Cumhuriyet'te ekonomi muhabiri olarak başladı. 1981 yılında Cumhuriyet Ankara Temsilciliğine atandı.

1989'da köşe yazarı olarak geçtiği Milliyet'te önce Yayın Koordinatörü, 1999'da Genel Yayın Yönetmeni görevlerini üstlendi. 2003'te Hürriyet Gazetesi'nde sürdürdüğü köşe yazarlığı 2015 yılında sona erdi. O tarihten bu yana T24'te köşe yazarlığına devam ediyor.

Türk Dil Kurumu, Sedat Simavi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'in çeşitli ödülleri yanında, 2014'te yılın en iyi köşe yazarı, Halk TV'nin 'Kırılmayan Kalemler' ödülünü kazanan gazeteciler arasında yer aldı.

Her biri özgün araştırma içeren IMF Kıskacında Türkiye, Dar Sokakta Siyaset, Fenerbahçe Cumhuriyeti, Savrulanlar kitapları ile anılarını derlediği Sussam Susulmaz Yazmasam Olmaz kitaplarını yazdı. Ayrıca, Komünist Enternasyonelde Faşizmin Tahlili başlığı ile yayımlanan Almancadan yaptığı bir çevirisi bulunmaktadır. Almanca ve İngilizce bilir.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Farklı muhalefet: Miting, imza kampanyası, boykot ve devamı

AKP neden bu kadar telaşlı? CHP’nin halkın doğrudan katılımını sağladığı muhalefet biçimi halkta artık karşılık buluyor. Mitinglere katılanlara onun için bu kadar öfkeli, boykota onun için bu kadar üst perdeden tepkili

Uçum uçmuş: Beştepe’den görünmeyebilir!..

Hukuk, adalet, demokrasi talepleri ne zamandan beri “emperyalist proje?..” Sadece bizim tarihimizde değil, dünyanın pek çok ülkesinde öğrenciler hukuk, adalet, demokrasi tehlikeye düştüğünde sokaklara dökülüyor

Al sana şimdi “Yeni Türkiye!”

Geçim sıkıntısı, yolsuzluk iddiaları, bin türlü haksızlık, yargıyla insanları hizaya sokma denemeleri, İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla birlikte toplumda bardağı taşırıyor

"
"