03 Nisan 2025

Farklı muhalefet: Miting, imza kampanyası, boykot ve devamı

AKP neden bu kadar telaşlı? CHP’nin halkın doğrudan katılımını sağladığı muhalefet biçimi halkta artık karşılık buluyor. Mitinglere katılanlara onun için bu kadar öfkeli, boykota onun için bu kadar üst perdeden tepkili

Fes, hani şu bildiğimiz Osmanlı’da erkeklerin başlarına giydiği fes.

1826’da II. Mahmut’un fermanıyla 1925 yılına kadar erkeklerin kullandığı başlık.

Osmanlılar fesi Avusturya’dan ithal ediliyor. 1908’de Avusturya Osmanlı toprağı olan Bosna Hersek’i işgal kararı alıyor, Osmanlı bu karara karşı fes boykotu ilan ediyor, fes ithalatını durduruyor. Ayrıca, Osmanlı limanlarına gelen Avusturya mallarını boşaltmıyor. Firmalarının zarara uğraması üzerine Avusturya yönetimi işgali geri bırakmak zorunda kalıyor.

New York’ta siyahi kadın Rosa Parks otobüse biniyor. Siyah olduğu için otobüste beyazlara yer vermesi zorunlu. O gün yer vermiyor. Bunun üzerine hapse atılıyor. 1955’te siyahlar Amerika çapında otobüs boykotu başlatıyor.

Boykot Amerika’da ırkçı yasaların değişmesiyle başarıya ulaşıyor.

Sabun köpüğü

Bugün bizde...

Meclis’te basın toplantısı, CHP’den iktidara eleştiriler, sabun köpüğü gibi, eriyip gidiyor.

Meclis genel kurulunda tartışmalar, sabun köpüğü gibi, eriyip gidiyor.

Herhangi bir olay karşısında CHP’den tepkiler, sabun köpüğü gibi eriyip gidiyor.

Çünkü, laf ve laf...

Eylem yok, halkın katılımı yok!..

Doğrudan halkın yer aldığı tepki zinciri yok.

Daha doğrusu, yok -tu!..

Şimdi ise...

CHP bin türlü hukuksuzluğa, haksızlığa, baskıya karşı yeni bir muhalefet modeli geliştiriyor:

Halkın katılımına öncelik tanıyan sivil itaatsizlik.

Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlayan sivil itaatsizlik döneminde yeni muhalefet modelinin ilk örneği yoğun mitingler. Onu imza kampanyası izliyor.

Ve boykot.

İki türlü boykot

Biri CHP’nin desteklediği dünkü bir günlük boykot, her türlü malı kapsıyor.

Diğeri Özgür Özel’in firma ismi vererek, halkı o firmaların mal ve hizmetlerine boykot çağrısı. Özel’in saydığı TV kanalları, haber ajansları, kahve zinciri, lokantalar, vs. hepsi iktidar yanlısı firmalar.

İktidar öfkeli

Boykot çağrısına iktidar her zamanki gibi, iki tepki veriyor.

Biri her kademede, bürokratları dahil, siyasi itirazlar, tehditler filan.

Diğeri toplumun ezberlediği yargı sopası.

Klasik reçete hazır, boykot çağrıları karşısında savcılık harekete geçiyor:

“Nefret ve ayrımcılık ile halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlarından soruşturma açmak.”

Tayyip Erdoğan devrede:

“CHP Genel Başkanı sorumsuz boykot çağrılarıyla, yerli ve milli markaları tehdit ediyor.”

Daha üç ay önce pahalı ürünlere karşı kendi yaptığı boykot çağrısını unutuyor:

“Pahalı ürün satanları dize getirecek etkili yöntemlerden biri boykottur. En büyük kozumuz satın almama özgürlüğümüzdür.”

İletişim Başkanlığı Erdoğan’ın bu çağrısını sosyal medya üzerinden yayınlıyor.

Savcılık İletişim Başkanlığı yöneticilerine de “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla soruşturma açar mı!!!?..

Bakan ve AYM

İtiraz korosuna Ticaret Bakanı Ömer Bolat da katılıyor:

“Boykotta maddi kaybı olanlar tazminat davası açabilir.”

AKP Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarını “hükümsüz” saysa, zaman zaman keyfi biçimde uymasa da, AYM’nin kararlarından biri de boykotla bağlantılı:

“Boykot ifade özgürlüğüdür, tazminat ödenmesi ifade özgürlüğüne aykırıdır.”

Bakanın tazminat çağrısının hukuki karşılığı yok.

AİHM kararı

Fransa’da yaşayan bir Filistinli bir markette satılan İsrail ürünlerinin boykot edilmesi çağrısında bulunuyor.

Market Filistinli’ye dava açıyor, Fransız mahkemesi onu tazminata mahkûm ediyor. Mahkûmiyet üzerine, Filistinli Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuruyor. AİHM  11 Haziran 2020 tarihli kararında:

“Boykot ifade özgürlüğüdür. Filistinli yurttaşın ifade özgürlüğü ihlal edilmiştir, boykota katılanlara maddi tazminat ödenmesine...”

AİHM ve AYM kararları birbirini tamamlıyor.   

Bu durumda “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” soruşturması AİHM ve AYM kararlarıyla çelişmiyor mu?..

Hele de, son zamanlarda ikide bir kendine vazife çıkartan RTÜK Başkanının TV’lere yönelik tehditleri havada kalmıyor mu?..

AKP kaygılı

AKP neden bu kadar telaşlı?..

CHP’nin halkın doğrudan katılımını sağladığı muhalefet biçimi halkta artık karşılık buluyor.

Mitinglere katılanlara onun için bu kadar öfkeli.

Boykota onun için bu kadar üst perdeden tepkili.

Yarın bir gün, CHP’nin açtığı imza kampanyasına da soruşturma açılırsa, hiç şaşmam!..

AKP hiçbir politika geliştiremiyor, sadece yargı sopasını kullanıyor. Nereye kadar?..

Yalçın Doğan kimdir?

Yalçın Doğan, 1965 yılında Alman Lisesi'ni, 1969'da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi.

Gazeteciliğe 1973 yılında Cumhuriyet'te ekonomi muhabiri olarak başladı. 1981 yılında Cumhuriyet Ankara Temsilciliğine atandı.

1989'da köşe yazarı olarak geçtiği Milliyet'te önce Yayın Koordinatörü, 1999'da Genel Yayın Yönetmeni görevlerini üstlendi. 2003'te Hürriyet Gazetesi'nde sürdürdüğü köşe yazarlığı 2015 yılında sona erdi. O tarihten bu yana T24'te köşe yazarlığına devam ediyor.

Türk Dil Kurumu, Sedat Simavi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'in çeşitli ödülleri yanında, 2014'te yılın en iyi köşe yazarı, Halk TV'nin 'Kırılmayan Kalemler' ödülünü kazanan gazeteciler arasında yer aldı.

Her biri özgün araştırma içeren IMF Kıskacında Türkiye, Dar Sokakta Siyaset, Fenerbahçe Cumhuriyeti, Savrulanlar kitapları ile anılarını derlediği Sussam Susulmaz Yazmasam Olmaz kitaplarını yazdı. Ayrıca, Komünist Enternasyonelde Faşizmin Tahlili başlığı ile yayımlanan Almancadan yaptığı bir çevirisi bulunmaktadır. Almanca ve İngilizce bilir.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Uçum uçmuş: Beştepe’den görünmeyebilir!..

Hukuk, adalet, demokrasi talepleri ne zamandan beri “emperyalist proje?..” Sadece bizim tarihimizde değil, dünyanın pek çok ülkesinde öğrenciler hukuk, adalet, demokrasi tehlikeye düştüğünde sokaklara dökülüyor

Çağlayan’da İmamoğlu’na saygı, yargıçları durduran cümle, ah gazeteciler

Meydanlarda kalabalıklar... Saatler süren protestolar... O meydanlardaki görevli gazetecilere gelince... Polis tarafından fena halde hırpalanıyor, biber gazı ve TOMA’lar, yetmiyor on meslektaşımız sabaha karşı evlerine baskınla, gözaltına alınıyor. Yılmaz Tunç duvara çarpıyor, bir kez daha sözünün altında kalıyor. Aslında haksızlık ve hukuksuzlukların altında kalan toptan AKP iktidarı

Al sana şimdi “Yeni Türkiye!”

Geçim sıkıntısı, yolsuzluk iddiaları, bin türlü haksızlık, yargıyla insanları hizaya sokma denemeleri, İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla birlikte toplumda bardağı taşırıyor

"
"