04 Nisan 2025
Her türlü adaletsizliğe, yoksullaştıran ve geleceksizlik hissinin keskinleştirdiği ekonomi politikalarına itirazı birikmiş vatandaşların, 2 Nisan’da alışveriş yapmama çağrısı, iktidarı ciddi biçimde rahatsız etmiş görünüyor.
Evrensel hukukta; şiddet ve hakaret içermedikçe ifade özgürlüğünün bir aracı olarak kabul edilen, toplumsal açıdan “sivil itaatsizlik” olarak da değerlendirilen boykot, iktidar tarafından suç gibi gösterilmeye çalışılıyor. Salı gece yarısı bakanların art arda iktidar propagandası yapan kanala canlı bağlanması, bir bakanın boykotu “darbe” diye nitelediği tweeti, sabah 04.00’te atması gibi fantastik durumlar yaşanıyor. Aynı gün ayrıca, savcılığın soruşturma başlatacağı, gözaltına alınanlar olacağı da yine gazeteci görünümlü şahıslar tarafından duyuruldu.
Ertesi gün bakanlar, prodüksiyon müzik eşlikli videolarla, 2 Nisan’da alışveriş yaptıklarını gösterirken, boykot çağrısı yaptı diye dizi kadrosundan çıkarılan oyuncular da gözaltına alındı.
Bütün bunlar bize Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da dediği gibi satın almama özgürlüğünün gücü hakkında fikir veren gelişmelerdir.
2 Nisan’daki satın almama çağrılarının, ticarette nasıl bir sonuç doğuracağının merak edilmesi çok doğal. Ancak böyle bir sonucun toplamının, dijitalleşme ne kadar gelişmiş olursa olsun 10 saatte çıkması doğal olmasa gerek.
10 saat dememin sebebi şu: Dün sabah Anadolu Ajansı “2 Nisan’da kartlı alışverişlerin tutarı mart ayı ortalamasını geçti” diye bir haber yayımladı. Demek ki 2 Nisan sabahından 3 Nisan’a bağlana gece yarısına kadar kartla yapılmış alışverişlerin (toplam kart sayısı 191 milyonun üzerinde) Türkiye sathındaki parasal tutarı, bu kadar kısa sürede hesaplanıp konsolide edilip ajansın sabah saatlerinde geçeceği habere hazır edilmişti.
Öte yandan metnin hiçbir yerinde boykot kelimesi geçmediği gibi, haberde neden 2 Nisan’ın seçildiğine dair bir emare de yoktu. Artık iktidar diliyle “sözde” tarafsızmış gibi görünmek için mi yoksa boykotu küçümsemek ve yok saymak için mi orası belli değil. Ama belli olan şu ki, boykot kelimesini anmadan boykotun etkili olmadığını dolambaçlı yolla anlatan bir haber, aslında boykotun ne kadar etkili olduğunu anlatmış oluyor. Farkında olmayan arkadaşlara da not düşmüş olalım.
Veri bakımından haberin özü şu:
AA muhabirinin BKM verilerinden derlediği bilgilere göre, 1 Nisan’da 14 milyar TL olan alışveriş miktarı 2 Nisan'da 28 milyar TL’ye yükselmiş. Haberde kaynak olarak Bankalarası Kart Merkezi (BKM) verileri gösteriliyor. BKM verilerine göre 2 Nisan’da bayramın son günü olan 1 Nisan Salı gününe göre daha fazla işlem gerçekleştirsen aynı tarihteki işlemlerin 3-22 Mart ortalamasının tutar olarak üzerinde olduğu görülmüş.
İddialı ve veriye dayandığı için ciddi olduğunu varsaymamız gereken bir haberin son kelimesi, “görülmüştü” kelimesiyle bitiyor. Ama bu verileri AA muhabirinden başka kimsenin görmediği anlaşılıyor.
Çünkü, BKM sayfasına girdiğinizde en yeni tarihli veriler Şubat 2025 tarihini içeriyor. Yanı sıra, BKM’nin verileri günlük olarak yayımlamadığı ilgili herkesçe bilinir. Bu durumda boykot günü olan, 2 Nisan’da kartlı alışveriş tutarının 28 milyar TL olduğuna ilişkin veri nerede?
Ekonomi muhabirliğinin yeni gelişmeye başladığı yıllarda, yani medya dijitalleşmeden çok önce yaptığı veri analizleriyle tanınan kıdemli ekonomi gazetecisi ve yazarı Alaattin Aktaş sosyal medya hesabından konuyu gündeme taşıdı. CHP’nin iktisat profesörü olan Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe de verilerin kaynağını sosyal medyada sordu. (Ne var ki bu satırların yazıldığı dakikaya kadar henüz bir yanıt gelmemişti.)
Dolayısıyla 2 Nisan’da 28 milyar TL kartlı harcama yapıldığına dair verilerin güvenilir olup olmadığı teyide muhtaç. BKM’nin saydam biçimde açıklama yapmadığı bir ortamda bu veriler, tartışmalı olmaktan kurtulamayacaktır.
2 Nisan’da 28 milyar TL harcama yapıldığı doğru bile olsa, yani yarın bu veri teyit edilse bile bu sonuç, boykotun “işe yaramadığını” göstermez. Ülkenin birçok yerinde marketlerin, mağazaların boş kaldığına dair görüntüler, yoksulluktan, hayal kuramamaktan, barınamamaktan, dengeli beslenememekten bunalmış milyonlarca vatandaşların itirazlarını yansıtan belgelerdir. İktidarı asıl rahatsız eden de budur.
Çiğdem Toker kimdir?Çiğdem Toker, Diyarbakır'da doğdu. Denizli Lisesi'nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Gazeteciliğe üniversite öğrencisiyken Anka Ajansı'nda başladı. Günaydın, Ankara Ulus gazetelerinde, Nokta dergisinde stajlar yaptı. Anadolu Ajansı'nın sınavlarını (1988) kazanarak, adliye, Devlet Güvenlik mahkemeleri (DGM), yüksek yargı muhabiri olarak çalıştı. 1990- 1993 yıllarında haftalık Ekonomik Panorama dergisinde; sonrasında da kesintisiz 15 yıl Hürriyet Gazetesi Ankara Bürosu'nda ekonomi muhabiri olarak görev yaptı. Burada maliye, vergi, özelleştirme, enerji, rekabet politikalarını izledi. 1994 ve 2001 ekonomik krizlerini, IMF ile ilişkileri, kriz kapsamında çıkarılan kanunların TBMM'deki yasama süreçlerini haberleştirdi. Çeşitli ülkelerde Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası toplantıları muhabir olarak takip etti. Habertürk gazetesinin ilk Ankara temsilcisi olarak gazetenin Ankara bürosunu kurdu. İstifa ederek ayrıldı. İnternet gazetesi T24'ün ilk yayınlarında OECD'nin "Futbolda Kara Para Aklama" raporunu konu alan dizi yazısıyla yer aldı. Köşe yazarı ve Ankara Temsilcisi olarak çalıştığı Akşam gazetesinden, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) el koyma sürecinde kendi isteğiyle ayrıldı. 2013- 2018 yılları arasında Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Gazetenin sahibi konumundaki Cumhuriyet Vakfı yönetimi değiştikten sonra kendi isteğiyle ayrıldı. 2018'de katıldığı Sözcü gazetesindeki yazılarına 2022 Kasım ayında 'küçülme' gerekçesiyle son verildi. Fox TV kanalında yayımlanan "Orta Sayfa" adlı haber programında yorumcu olarak yer alıyor. Eleştirel finans haberciliği olarak da tanımlanan yazıları hakkında kimileri astronomik, çok sayıda manevi tazminat davası açıldı. Konusu bir imar haberi olan yazısı hakkında hapis cezası istemiyle yargılandı. Kamu ihaleleri ve şirketleri konu alan çok sayıda yazısı da Sulh Ceza hâkimlikleri kararlarıyla erişime engellendi. Kitapları - Adım da Benimle Beraber Büyüdü- Abdüllatif Şener, Doğan Kitap, 2008 - "Türkiye'de Sağlıkta Kamu Özel Ortaklığı - Şehir Hastaneleri" kitabına makale katkısı, İletişim Yayınları, 2018 - Kamu İhalelerinde Olağan İşler - Tekin Yayınevi, 2019 Ödülleri - İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi "En Başarılı İktisat Muhabiri Ödülü" (1995) - Sabah Gazetesi "Muammer Yaşar Bostancı Haber Yarışması Büyük Ödülü" (1997) - Türkiye Ziraat Odaları Birliği "Basında Tarım Ödülü" (2000) - Milliyet Gazetesi "Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü" – "Taksiyarhis'in Zehra Teyzesi" başlıklı röportaj (2001) - Türkiye Gazeteciler Cemiyeti- TGC "Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü" |"Evcil'in Dönüşü" dosyası – (2005) - European Press Prize "The Mystery of the Secret Funds" – "Yorumcu Ödülü"nde kısa liste (2015) - Halkevleri "Basın Ödülü" (2016) - Uluslararası Şeffaflık Derneği Ödülü (2016) - İstanbul Tabip Odası "Basında Sağlık Ödülü" (2016, 2018 ve 2019) - TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi "Emre Madran Koruma Ödülü" (2017 ve 2019) - Eskişehir - Bilecik Tabip Odası "Halk Sağlığı Ödülü" (2017) - ÇGD "Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü" (2017) - ÇGD Bursa Şubesi "Meslekte Dayanışma Ödülü" (2018) - Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü "Uluslararası Cesaret Ödülü - Kısa liste" (2018) - Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü – "Kamu İhalelerinde 21/b Usulü" dosyası- (2018) - Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği "Önder Kadınlar Ödülü" (2019) - Rekabet Derneği "Adil Rekabete Katkı Ödülü" (2019) - TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası "Hasan Balıkçı Onur Ödülü" (2020) - Halkevleri Dayanışma Ödülü (2020) - Ankara Tabip Odası – "Şehir hastanelerinin ekonomi politiğini tüm gerçekliğiyle ortaya koyarak kamuya ve sağlık çalışanlarına etkilerini görünür kılan haberleri" nedeniyle (2021) - TMMOB Şehir Plancıları Odası - Kent Planlama Basın Ödülü (2021) - İzmir Gazeteciler Cemiyeti "Hasan Tahsin Basın Özgürlüğü Ödülü" (2021) - SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği "Yılın Kadınları" Ödülü (2021) - Alanya Gazeteciler Cemiyeti - Ulusal Basında Yılın Gazetecisi Ödülü (2021) |
Seçme iradesi gasp edilen vatandaşların, itirazlarını şiddet içermeyen boykota dönüştürmesine “bölücülük” diyenlerin aksine, temel yaklaşıma bakıldığında bu boykotta birleştiricilik faktörü daha belirgin görünüyor
Burada durup İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya soralım: Sessiz bir talimat verildi de işkence Türkiye’de serbest bir hale mi geldi? Genç öğrencileri, genç kadınları yumrukla kaskla darp eden, birinin ayağının kırılmasına yol açan güvenlik güçleri, nasılsa cezasız kalacaklarına dair mutlak bir güven içinde mi hareket etmektedir?
Adaletsizlikten soluk alamayan, sermayeyi kollayan ekonomi politikalarıyla satın alma gücü her saat düşen, beslenemeyen, sağlık hizmetine erişemeyen, iş bulamayan, gelecek hayali kuramayan milyonlarca vatandaşı sertlik dozunu arttırarak “uysallaştırmak” artık imkansız. Gerçekler baskıyla örtülemez. Gazetecilik ise hep var olacak
© Tüm hakları saklıdır.